Topluluklarla ilişkiniz nasıldır? Grup içinde uyumlanarak yer almayı mı yoksa kendi özgün fikrinizi ortaya koyarak mı varolmayı seçersiniz? Herkesin demokratik eşitliğini gözetir misiniz, unvan, vasıf ve özelliklerine göre mi davranırsınız? Takım ruhu herkesin kendi bireyliğini özgürce ifade etmesi mi demektir, yoksa tek bir vücut gibi hareket etmek mi?

Grup ve topluluk ilişkileri Kova’nın habitatıdır. Bir grubu, topluluğu, toplumu neyse o yapan Kova’yken onu yıkıp yerine yenisini getirme dürtüsünü taşıyan da bu arketiptir. İnsanlık adına insan bağlarına, sosyalliğe, geleceğin bilgisine ve paylaşımına, işbirliğine, cemiyete önem verir. Statükonun, köhneleşmenin, eşitsizliğin olduğu yerde isyan bayrağını çekip o birlikteliği yenisinin oluşması için yıkabilir.
Continue Reading…

İpe Asılı Sorular

06 Şubat 2016 — 2 Yorum

Gitmek mi zor kalmak mı?

Durun!

Hemen cevap vermeyin.

Bırakın soru olarak kalsın. Süreç olsun, yol göstersin, rüzgarını getirsin, yön değiştirsin.

Gittim. Continue Reading…

Yaş

01 Şubat 2016 — 2 Yorum

Kırk sonrası aldığım her bir yaşla sanki bir katman daha eksiliyorum. Yedi tülden biri daha düşüyor, bir nebze daha çıplaklaşıyorum.

Yaş almak bir artış ifadesi mi, düşünceye dalıyorum.

İnsan çıplaklaştıkça artar mı – bazı şeylere ihtiyaçsızlaşıp kendine yeter mi? Katmanları arttıkça eksilir mi – aldıkça doymaz, yetmez, bitmez, kendi dibinden kesilir mi? Sütü kaynatıp kestiren insan, kendini kaynatıp kaymağını suyundan ayırabilir mi?
Continue Reading…

Dolunay Aslandayken..

25 Ocak 2016 — 2 Yorum

..neler oldu?

Coffee’nin sabah bizi uyandırma ritüeli var. Önce kendi yatağından -ki bu, Bey’in tarafında- kalkıp benim tarafıma gelir. Bir gerinir, esner, bazen silkelenir. Usulca yüzümün dönük olduğu köşeye doğru sokulur. Dokunmadan, nefesini hissettirerek yüzümü koklar. Yeni yeni tek patisini hafifçe yatağın kenarına koyup geldim, buradayım da diyor. Fiziksel temas olmasa da temasa davet olur. Gözümü açtığımda burun buruna kalırız. Hemen kolumu yorgan altından çıkarıp başını okşarım. Suya dalıp çıkan bir çocuğun kafası gibi avucumun içine o küçük yuvarlak kafasını sokup çıkarır, bir öne bir arkaya gider gelir, kendini sevdirir. İki adım öteye gidip arkası dönük oturur. Uzanamazsam kafayı yüzotuzbeş derece döndürüp çapraz bakış atar, hadi kalkmıyor musun der.

Kalktığım anda yatağın öbür tarafına koşar. İki patisini Bey’in yastığının altına sokmak suretiyle direkt temasa geçer. Kim daha önce öpüp sarılacak yarışı yaşarız. Anlayacağınız beni kaldırmasının sebebi uyan ki babayı uyandıralım, sarılıp birlikte koklaşalımdır.
Continue Reading…

İlişkilerin cesaret istediğini özellikle düşünmemiştim. İlk tetikleyen Rollo May’in Yaratma Cesareti oldu sanırım. Toplumsal cesareti diğer insani varlıklarla ilişkiye girme, kişinin anlamlı bir yakınlık kurma umuduyla tehlikeye atılabilme yetisi olarak ifade ediyordu.

Anlamlı bir yakınlık kurma umuduyla tehlikeye atılabilme yetisi.

Bu ifade beni yakaladı. İlişki tehlike ve risk demekse güven nasıl oluşturulacaktı? Korkuyla olmasa gerek.
Continue Reading…