Teşekkür

01 Mart 2015 — 4 Yorum

Kendi kendinize teşekkür eder misiniz? Aferin, iyi iş çıkardın gibi bir onay veya takdir değil. Ya da çok şükür deyip hamdolma hisleriyle dolmak da değil. Bizzat sözlü, yazılı, zihinsel, duygusal, bedensel olarak kendi kendinize başka biriymiş gibi davranıp karşınıza alarak ‘sana teşekkür ederim’ demekten bahsediyorum.

Bir zamandır üstünde durduğum hayatın anlamı ne, benim bu hayattaki rolüm ne, peki bunları irdeleyip bulmanın bana-sana-ona faydası ne gibi sorgulamalar içinde hiçlik, anlamsızlık, sınırsızlık, yokluk hisleriyle huzursuzluk, hoşnutsuzluk, memnuniyetsizlik, kafası karışıklık, amaçsızlık, bilmeme ve istememe kavramları içimde dev bir okyanus gibi büyürken rüyalarım bana denizaşırı haberler, mesajlar getirmekte. Yükselen bir deniz, denizin yuttuğu kurbanlar, aynı denizin geri kustuğu kurtarılanlar, o denize düşünmeden cup diye balıklama atlayanlar ve denize düşerim korkusuyla ta en tepeden o gri mavi dalgalara bakıp uyuşanlar. Continue Reading…

Seyirci

25 Şubat 2015 — Yorum bırakın

Sürekli gözlem ve analiz insana ne verir? Seyirci olabilmek? Bilgi? Anlam? Bütünlük? Detaycılık? Huzursuzluk? Kabullenicilik?

Yoga ve meditasyonda bulunduğumuz anda kalarak kendimizi gözlemleriz. Düşünceler gelir geçer, duygular başını yeryüzüne çıkarır, bazıları yumuşak bazıları sert zeminlidir. Geçiştirmek, savmak ya da yapışıp tutunmak yerine onları oldukları gibi görmek, gözlem ve araştırma içinde kalmayı deneyimler, bu çaba içinde çabasızlığı keşfetme yolunda kalırız.

Günlük hayatın içinde koştururken, karşımdakinin gözlerinin içine bakıp onu dinler, kendimi ifade etmek için sözlü yazılı kelimeleri itinayla seçerken böyle bir ‘hal’ içinde buluyorum kendimi. Sanki gözlerim bir yönetmenin kamerası, bedensiz bir varlık olarak kendimi izleme, seyretme halindeyim. Continue Reading…

Taht

23 Şubat 2015 — Yorum bırakın

Kalça kemiklerinin üstüne oturdu, bağdaş kurdu. Kucağına yastık, üstüne laptopunu aldı. Ekranda boş bir sayfa açtı, camdan dışarı baktı.

Puslu, ıslak bir öğleden sonraydı. Her yerden uyku, miskinlik, uyuşukluk akıyordu. Damla damla uyuşukluk. Şıp şıp şıp.

Yan apartmanın çatısından öteye bir martı uçtu, vadi üstünde süzüldü. Üç defa kanat çırptı, çamın tepesine kondu. Pıt pıt pıt. Continue Reading…

Her anlamda eşit olmadığımıza şahit olduğumuz -kadın-erkek, doğulu-batılı, dindar-ateist-, insan olmayı, insanlığı, insan sevgisini sorguladığımız zamanlardan geçtiğimiz şu günlerde 20 Ocak’ta oluşan Kova’daki Yeniay‘dan sonra şimdi de bu geceyarısından sonra, 19 Şubat 2015 Perşembe sabaha karşı 01.47’de bir kez daha aynı temalara dair, yine ve yeniden Kova’da oluşacak Yeniay bize ne diyor, nelere tekrar tekrar dikkat çekmek istiyor, yeniden başlangıç yapmak üzere fırsat vaat ediyor?

Bir önceki Kova’da oluşan Yeniay 0 derecedeydi. Bu astrolojide giriş derecesidir ve önem atfedilir. Şimdiyse 29 derecede, tam çıkış derecesinde aynı tema yine gündemimizde. Continue Reading…

Kadın

17 Şubat 2015 — Yorum bırakın

Cinsiyetimin ne kadar farkındayım? Değilsem bunun dışında ne kadar kalmaktayım? Başlangıç noktam can iken, kadın-erkek, kız-oğlan, insan-hayvan ayrımına gelmem otomatik olmuyor, dış etkenler devreye giriyor.

Benim için kimlik kadınlık ya da erkeklik üstünden başlamaz. İnsan derim. Yaşam. Hatta insan bile bazen geçersiz kalabilir. Can ve ruh varsa hepimiz bu dünya ve evrende birizdir. Eş, eşit. Bey, ben, Coffee. Bakışım bu.

Belki de bende sorun vardır. Dişi bir insan olduğumu bilinçdışında unutuyor, bilinçaltında bastırıyorumdur. Bunu bir kadın olarak giyinme, kuşanma, yaşama, olma altından öne sürmüyorum. Tavır ve değer atfetme biçiminden bahsediyorum. Continue Reading…