23 Temmuz’da Aslan’da ilerlemeye başlayan Güneş ateşli mizacını aynı bir aslan gibi ortaya koydu ve sahne aldı. Hava çok sıcak!

Meterolojinin astrolojiyle direkt alakası yok, ama durum uygun. Hava sıcak, bizler de aslanlar gibi ateşliyiz. Biraz serinleyelim mi?
Continue Reading…

İzin Ver

25 Temmuz 2015 — Yorum bırakın

Öfkeye ilk nasıl tepki verirsiniz?

Bende hemen bir mesafelenme devreye girer. Soğutma operasyonu. Karşımdaki alevlenip ateş aldıkça onu söndürüp sakinleştirme isteği içimde pırpırlanır. Kanat çırpmak da bir nevi hava akımı yaratır. Öfkenin şiddeti yüksek, sakinleşme ışığı kesikse soğutma donma noktasına ulaşabilir. Kutup dairesinde dondurup hissizleştirmeye.

Peki ya üzüntüye tepkiniz? Continue Reading…

Boz

15 Temmuz 2015 — 3 Yorum

Bir hayat kurtardığında bir köşe dönüyorsun. Yönün, yolun değişiyor. Başka bir ritim, farklı bir görüşle seyralıyorsun. Zaman geçtikçe yola alışıyorsun. Ritim rutine, görüş bakışa dönüyor, yol normalleşiyor. O kadar ki hep böyleydi sanıyorsun, döndüğün köşeyi unutuveriyorsun. Kendini hep o başta çıktığın dümdüz yolda sanıyorsun. Ta ki karşına yeni bir köşe çıkıncaya dek.

Coffee’yle ilişkimizin başlangıcı böyle bir köşe, kilometre taşı. Neden bir sokak, barınak köpeği? Neden hasta, seceresi belirsiz bir can? Dünyada çokça adaletsizlik olduğu için. Bir can tüm dünyaya bedel olduğu için. Hayat yolculuğunda bize eşlik edecek bir dost beklentisinde olduğumuz için. Ve daha bir sürü idealist, ideolojik sebep.

Vallahi değil. Sebep çok basit. Neden olmasın? Continue Reading…

Pembe

10 Temmuz 2015 — Yorum bırakın

Günaydın.

Saat sekiz cıvarı, benim için hayli erken.

Dün geceyarısı yarım bıraktığım Satürn yazısını tamamlamak yerine tazesine davranıyorum. Dün günlerden Satürn’dü, bugün neymiş bakalım.

Bu sabahki ofisim salondaki yemek masası. Önümde uzayıp gidiyor balkon kapısına doğru. Sağlı sollu sandalyelerle donatılmış uzun bir yol, ortasında çukur toprak tabak, ötesinde kuş cıvıltıları, ağaç tepeleri, karşı tarafın sırtları. Sağ pencerenin dışındaki zakkumlar pembe pembe. Kuzeye karşı konumlarında rüzgar gürledi mi yerlere kadar eğilip bükülen, arkalarındaki duvardan destekle başlarını tepedeki güneşe uzatıp büyüyen keskin yaprak üstü çiçekler. Sakin, rüzgarsız bu sabahın rengi pembeler.

Pembe. Continue Reading…

Yol

08 Temmuz 2015 — Yorum bırakın

Yol yapmak insan ömrünü uzatır mı?

Böyle bir araştırma var mı, cevabı evet mi bilmiyorum, ama özellikle karayoluyla gidilen keyifli bir yolculuğun bedenimin iç dış dengesini değiştirdiğini biliyorum. Yol yapınca boyum uzamıyor, ama dış bacak boyuyla iç bacak boyunun farkı gibi yol sonrası iç beden boyum uzayıp genişliyor.

Tahminen bindörtyüz kilometre yol yaptık.  İstanbul-Bodrum arası karayolu mesafesi için hazreti Google öyle diyor. Gidiş yediyüz, dönüş yediyüz kilometre. Birtanecik yeğen hasretiyle dört günlüğüne çıkılacak on saatlik yol başta gözümde büyüdü. Rakamsal bir korku. Bir, dört, on. Halbuki yolculuk sabahı bagaja yerleşen bir adet şilte üstü Coffee, arka koltuğa atılan bir bavul iki çanta birkaç torba, sabah altı sularında arkada bırakılmaya başlanan yeşil otoban tabelaları, Boğaz’ı geçen iki köprü, sayısız düz ve kesik yol çizgisi, tepeler, ağaçlar, beton yığma tuğla binalar, ince kalın gökdelenler, basık yüksek fabrikalar, tüten bacalar, kimyasal kokular ve daha bir sürü irili ufaklı görüntüler rakamlar gözde büyüyen yol algımı tersine çevirdi. İçimi genişleten yol başladı, yol aldı. Continue Reading…