Müsaitim

Çalışırken de böyle yapardım. İşimi önceliklendirir, kendimi ve özelimi ötelerdim. Su içmezdim bu yüzden çünkü içtim mi sıkışırdım. Conference call, sunum, toplantı derken çatlamak üzere tuvalete koşmam akşam dördü beşi bulurdu. “Müsaitim” okumaya devam et

Ümitvâr

Aslında geri dönüp seneye bakmak için erken. Ya da değil mi? Bende bu son ay, son hafta, son günler hep bir geride ve geç kalmış hissi yaratıyor. Ay dur, daha karpuz kesecektik!

Gerçi…

Düşünüyorum da geçen sene sonunda 2018’in bitip gitmesinden mutluydum. Acaba şimdi daha iyi geçmiş bir senenin kapanışında ‘ya yine sevimsize bağlarsa’ endişelerine mi gark oluyorum? Halbuki 2020 geçişinin ardından 2021 umut vaat ediyor. Ama arada koskoca bir 2020. “Ümitvâr” okumaya devam et

Anın Gerçeği

Yine elektrikler kesildi. Birden müthiş bir sessizlik. Yan apartmanın hemen devreye giren jeneratörü de suskun. Belki o da isyanda. Metropolümüzün kaldıramadığı yükü o tekbaşına ne yapsın?

Zifiri karanlıkta el yordamıyla bulduğum çakmakla dolap içinden şamdanı çıkarıyor, mumları teker teker yakıyorum. “Anın Gerçeği” okumaya devam et

Bir Garip Merkür

Gece daha rahat yazıyorum, sanki doğal bir akış yakalıyorum. Bir nevi ‘interconnection’.

Ama gece yazıp üstüne uykuya yatmak sanki spor yapmışım ya da prana vanalarını açmışım gibi bir etki yapıyor. Bazen çarpıntı tutuyor, hiç uyutmuyor.

Yazmak ya da yazmamak, işte bu gece meselemiz bu. “Bir Garip Merkür” okumaya devam et