Mahrem

25 Nisan 2015 — Yorum bırakın

Neden blog yazmaya başladım hatırlamıyorum.

Görünmeyen yanımı mı göstermek istedim? İçinde olduğum değişime kanal açmak mı? Kendi sesimi bulmak mı? İç dünyamı somutlaştırıp kendime ayna tutmak mı?

Cevabım yok. Sorular geriye döndüğümde çalışan zihinsel çarklar.

Neden yazmak istedim?

İstedim.

Hissettim, yola çıktım.

Herhangi bir gün değildi isteğin gelme zamanı. Basit de değildi. Bir kırılma ve kriz dönemi, kilometretaşı, milat, son ve baştı. Continue Reading…

Sağlık

21 Nisan 2015 — Yorum bırakın

Hayat sınavları nefes aldığımız sürece devam ediyor. Zamanı gelip çatınca vereceğin sınavla ilgili geçmişte ne hazırlıklar yaptığın, konuya çalışıp çalışmadığın kendini su yüzüne çıkarıyor. Bu senin sınavın, senin sorumluluğun. Bunun için ne yaptın?

Bir de sürprizler var. Beklenmedik zamanda, zamansızlıkta seni yakalayan, faka bastıran kontrol dışı olaylar. Sürprizlere karşı hazırlık yapmak mümkün mü ya da sürprizin başına geleceğini bilmek? Adı üstünde. Sürpriz. Iyiyse sorun yok, ya değilse? Burda da esneklik, değişime açıklık, tevekkül devreye giriyor. Beklenmedik bir değişim karşısında nasıl tavır aldığın. Continue Reading…

Kendini birinci çoğul şahıs kullanarak ifade edenler dikkatimi çeker.

‘Biz buyuz. Biz böyle yaparız. Biz bunu isteriz. Biz şunu deriz’.

Sorarım.

‘Biz’ kim?

Sen ve sevgilin mi? Sen ve ailen mi? Sen ve arkadaşların mı? Sen ve meslektaşların mı? Yoksa sen ve öteki senler mi? Kimlersiniz siz?

Ben yerine ‘biz’ kullanımı bir aidiyet hissi verir. Kişi ait olduğu mikro-makro birimlerle tanımlanır. Okulu, çevresi, mesleği, sektörü, grupları, ait olduğu topluluklar, inanç sistemleri, toplum, kökler, vatan, milliyet. ‘Biz’, kollektiflik geçirir. Çok daha büyük bir ben ifadesini beraberinde getirir. Benden öte olanlarla tanımlanan ben. Birey olan ben ‘biz’in içinde kaybolur. Bazen de ben o ‘biz’lik içinde çok daha güçlü ifade bulur. Tek, büyük, yüce bir ben olarak. Continue Reading…

Çık Dışarı

08 Nisan 2015 — 3 Yorum

Uçak alçalmaya başlamış, kabin anonsu yapılmıştı. Genç kadın tuvalette, gözyaşları içindeydi. Tam olarak neye ağladığını bilmiyordu. Belki içtiği bir kadeh kırmızı şarap çarpmıştı, belki sonlanmanın hüznü.

Hostes kapıyı sert ve seri şekilde tıklattı.

Ma’am?

Islak gözlerle kapıyı açtı.

Please return to your seat, we’re about to land. Continue Reading…

Kendinizi ilişkisel ve kişisel bir dönüşüm içinde hissediyor musunuz? İlişkileriniz içindeki kendinize ve karşınızdakine bakıyor, ‘ne yollar katettik, ne sular akıttık köprüler altından’ diyor, ya da hala ve hala aynı noktada tıkanmış kaldığınızı görüyor, bir gıdım ilerleyemediğinizin ayırdına varıyor musunuz?

Terazi-Koç aksındaki Dolunay ve Ay Tutulmaları bende hep kendi gündemimi yazmakla objektif gerçeğe sadık kalmak arasında gelgite sebep oluyor. Günün sonunda bakıyorum ki kişisel gerçeğim temayla paralel, deneyimleme şeklim bana özel.

Yarın, 4 Nisan 2015, İstanbul saatiyle 15.05’te Terazi’de Dolunay ve Ay Tutulması gerçekleşecek. Kısa bir hatırlatma yapmak gerekirse, Ay Tutulmaları etkileri bir seneye yayılabilecek güçlü Dolunay zamanlarıdır. Dünyanın Ay ve Güneş arasında kaldığı, bizlerin de ruhumuzla duygularımız arasında gelgit yaşadığımız, ikisinin zıt yönlere gitme isteğiyle içsel bir dirençle karşılaştığımız, karar vermekte zorlandığımız, duygusal aydınlanmalara girdiğimiz zamanlar. Continue Reading…