Kalp

İnsan bilgiyi en iyi nasıl içselleştirir? Okuyarak, öğrenerek, sıkı sıkıya çalışıp hazmederek mi? Yaşayarak, deneyimleyerek, bilgiyi tecrübeye çevirerek mi?

Bir doğum haritasını ve şu anki gökyüzünün harita üstündeki etkilerini çalışırken en somut başlangıç noktası, en elle tutulur, sınırları çizilebilir dünya Satürn olmuştur benim için. Satürn beni hep ana, gerçekliğe bağlar. Benim o seansı çalışmamı da bir kaideye oturtur, içeriği de. Continue Reading…

İlişki dediğin iki kişilik taahhüt. Bir sen varsın, bir de o. Aranızda gidip gelenler ‘siz’in tanımı. Her bir karşına oturanla nasıl bir ‘siz’ oluşturuyorsunuz baktın mı? Aradaki fark ‘sen’de mi ‘siz’de mi saklı?

Ne var o ‘siz’in içinde? Ne paylaşıyorsun ötekiyle? Derin mi yüzeysel mi? Karşılıklı mı tek taraflı mı? Geldiği gibi mi talebe bağlı mı? Sen ne kadarsın o ‘siz’in içinde? Gerçekten bir ‘siz’ var mı? Continue Reading…

İçe dönük düşünmeye, çalışmaya, hayata içten dışarı doğru bakmaya başladığımdan beri sorguluyorum: Değişmek mi zor, kabullenmek mi? Cevap sorunun içinde yatıyor, iki soru birbirinin içine geçmiş elele yin-yang oynuyor. Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan..

 

Balık döneminde algılarımı, sezgilerimi hiç olmadığı kadar açık, kendimi evrenle iletişim halinde, bir o kadar da kırılgan, naif ve küçük hissediyorum. Sanki etrafımı çevreleyen hava, su, toprak, güneş, ay, yıldızlar, tüm kozmik düzen beni yutacakmış gibi geliyor. Ayrışmakta zorlanıyorum. Ne kadar küçük olduğumu farkediyorum, okyanustaki damla gibi. Bir o kadar da içimdeki okyanusun büyüklüğüne ayıyorum. Büyüklük ne kadar da göreceli görünüyor o zaman. Hangi büyüklük diye geçiriyorum. Fiziksel mi ruhsal mı.. Continue Reading…

Kaç Zaman

18 Mart 2015 — Yorum bırakın

Zamansız ayrılığa nasıl hazırlanılır? Geleceği planlarken içindekilerden ne kadarı kayıpları barındırır? Öğretiler bizi şimdinin farkındalığına davet ederken, anın gerçekliği değişiverince insan nerede kalır?

Ölüm.

En hazırlıksız yakalanılan ayrılığın değişmez bir numarası. Öncesi, sonrası yok. Varolan sadece ölümün mutlakiyeti. Şu an varsın, birden yoksun. Nokta. Boşluk. Karanlık. Son. Continue Reading…

Yaşamaya Bak

14 Mart 2015 — Yorum bırakın

Onbeş gündür elimde sürünen romanı bugün bitirdim. Nasıl da mutluyum! Kitabın beni benden almasından değil. Hedefe ulaşma, bitirme, tamamlanma hissi vardır hani. İşte tam da bu mutluluğumun sebebi. Neden mi? Bugün Ay Oğlak’ta efendim. Günlük rutinimize dair ufak da olsa bir başarı, üstesinden gelme, hedefe varma durumu hasıl olduğunda kendimizi iyi, güvende ve mutlu hissetmek için birebir. Kitabı bitirmeyi başardım, yaşasın!

Geçtiğimiz süre zarfında Afrika’daydım. Nobel ödüllü Güney Afrikalı yazar Nadine Gordimer’le tanıştım. Yaşamaya Bak yazarın ‘başarılarını’ birebir yansıtan eserlerinden biri değilmiş, anladım. Yine de okuduğuma, tanıştığıma memnunum, ilginç bir yazım dehasının varlığına şahidim. Continue Reading…