Cowardice

‘Those who sent the likes of Kenji out there to die these brave deaths, where are they today? They’re carrying on with their lives, much the same as ever. Many are more successful than before, behaving so well in front of the Americans, the very ones who led us to disaster. And yet it’s the likes of Kenji we have to mourn. This is what makes me angry. Brave young men die for stupid causes, and the real culprits are still with us. Afraid to show themselves for what they are, to admit their responsibility.’ And it was then, I am sure, as he turned back to the darkness outside, that he said: ‘To my mind, that’s the greatest cowardice of all.’

An Artist of the Floating World, Kazuo Ishiguro

 

Tebessüm

Nisan ayının güzel kelimesi ‘fevkalede’ydi. Referans yine 2019 Güzel Kelimeler Takvimi. Ama ben onu yazmaya yetişemedim. Yetiştiğim bir sürü başka şey oldu. Yazıyorum ya haftalardır, yaptım ettim bittim yettim diye. Ama fevkaledenin fevkine yetemedim. Hüzün.

Kaçana değil, gelene baktım. Mayıs. Takvimin kutusunu açıp yeni ayın kartını çıkardım. Okudum. Ayın sözü ‘tebessüm’. Nazikçe ve sessizce gülme, gülümseme. Dilimize Arapça’dan geçmiştir. Gülümsemek manasına gelen besm kelimesinden türetilmiştir. “Tebessüm” okumaya devam et

Başka

Sonra oturduğun yerden şöyle bir etrafına bakarsın. Yıllardır bildiğin gördüğün şeyler gözüne bir farklı görünür. Başka. Karşı duvardaki tabloya sanki ilk kez görüyormuş gibi bakarsın. Yoksa ilk defa mı bakarsın? Belki bu gözle ilk. Sarısı aynı sarıdır, moru hala mor. Ya da değil mi? Işık bugün biraz farklı sanki. Senin gözününki. Sen farketmeden gelmiş de biri bir şeyleri değiştirmiş midir, nedir? Gözünün irisi. Bir tedirginlik, bir tuhaflık hissedersin. Heyecan mı? Olmaz mı? Sanki oturduğun yere kilitlenmiş de kıpırdayamıyormuşsun gibi gözlerini, sadece onları yerinde döndürmeye çalışırsın. Bir çift kıpır kıpır göz üçyüzaltmış dereceyi kendi yuvalarında dönmek ister, dönemez. Senin dönmen gerekir. Gözlerin ve bedeninle zihnin de döner mi? Deneyelim bi’. Saat yönünde, hadi. “Başka” okumaya devam et

Say say say

Taşınalım istersen.

Evin giriş holü ve koridorundaki taşların kırılıp yeniden yapılması gerektiği ortaya çıkınca böyle dedi Bey. Vızırdanıyordum, gözümde büyüyordu, tam ne kadar iş çıkacak tahayyül edemiyordum falan derken vur deyince öldür önerisi. Acık alanı düzeltip halletmek yerine tası toprağı toplayıp toptan göçmek. Ama öyle gülüp geçmeyeceksin, geçmeyeceksin, çünkü kimisine detaya girip düzeltmek yerine öylece bırakıp yeniden başlamak yeğdir. “Say say say” okumaya devam et

Sal

Anne, sal ya!

Böyle demiş arkadaşımın ondört yaşındaki oğlu kendisine. Anne sal.

Biz de kırk yaş üstü üç kadın kendi salmadıklarımızla ondört yaşındaki oğlandan feyz almaya niyet ettik o akşam. Zira salıp bırakmamaya yemin etmiş bir karşıt güç var.

Halbuki Güney Ay Düğümü ve Plüto kavuştu. Varolan sistemi, yapıyı, geleneği eski ve işe yaramaz ilan etti. İstediğin kadar diren, tutun, bırakma. Bu yapı artık ölü, çürük, kompost. Bastırılan, kaçınılan, görmezden gelinen korkudan, karanlıktan, çirkinlikten ancak yaratıcı hayalgücüyle çıkılırsa yeni tohumlar üreyebilir, eskiler dönüşebilir. Bu eskilerle devam ederek değil, eskiyi geride bırakarak mümkün. Ölüyle yaşam olur mu? Nerede mazbata? “Sal” okumaya devam et