Nasıl

Kırk beş yaş üstü, haftanın her günü erken kalkıp fiziksel olarak yollara düşen ve işe giden kadınlara sesleniyorum. Nasıl yapıyorsunuz? Ya da bitmeden, yılmadan, sürünmeden yapabiliyor musunuz?

Bu sabah Fransızca kursuna gitmedim. Çünkü kaç günden sonra bugün de sabah karanlığında kalkıp yollara, metrolara düşmek, dört saat başka bir dilde düşünüp konuşmak, konuşulanları dinlediklerimi anlamak, zihnimde süzüp dışarı aktarmak, öğrenmek ve daha çok öğrenmek pek mümkün görünmedi. Beden saatimin bu erken kalkmalara hemencecik uyumlandığını yazmıştım. Yine uyandım, yani bedenim uyandı demeliyim, ama gözlerim açılmadı, zihnimdeyse yoğun bir sis.

“Nasıl” okumaya devam et

Ara-lık 7. Bir Kişi

Aylardır hallolmamış da binbir çaba, gitgel, yazışma, konuşma sonucunda iş başa, çözmek ayaklara düşer noktasından, sonunda bu sistemde takılıp kalmış işi çözmüş olmanın hafifliğiyle yazıyorum. Çünkü hafifleme ihtiyacı için sebep çok!

Sizler de sıkışık hissediyor musunuz bilmiyorum. Ben bir aydır böyle bir kalp ağrısıyla uyanıyorum. Bazen dünya bazen ülke ağır geliyor, hiçbirine sığamıyorum. Bu esnada güvenip kendimi teslim edeceğim yeni ev arayışı sürüyor. Ne odalara ne sokaklara ne rakamlara ne insanlara sığamıyorum. Sığamamayı da bırakamıyorum. Kaçırma duygusuyla olmayacak bir şeyleri tutuyorum. Ülkede çok şey kaçıyor, kaçırılıyor, hapsediliyor, birtakım kutulara kalıplara sokuluyor, sıkıştırılıyor, yaralanıyor, öldürülüyor. Yüreğimiz ağzımızda küçük evrenimizde tutunacak umut kırıntıları bulmaya çalışıyor, ama ve rağmenlerle devam ediyoruz. Ben şunlar şunlardan muafım, bunlar bunlar benim başıma gelmez diyemiyoruz.

“Ara-lık 7. Bir Kişi” okumaya devam et

Ara-lık 5 ve 6. Yavaş ve Hızlı Yakanlar

5

Hakkını yemişim.

Ilık ılık yakan, etkisini adım adım artıran, sonunda duygu patlamasıyla noktalayan bir tadı varmış.

Slow burn bildiniz mi?

Bir roman, film veya şarkı için kullanabiliyoruz.

“…kurgusunun, olay örgüsünün, aksiyonun ve sahnelerin yavaş yavaş, metodik bir şekilde (genellikle) patlayıcı bir kaynama noktasına doğru geliştiği bir tarz…”

Yavaş yavaş yakıyor, yakıyor.

“Ara-lık 5 ve 6. Yavaş ve Hızlı Yakanlar” okumaya devam et

Ara-lık 1. Köşe Revisited

Köşemdeyim.

Bir saat önce meditasyona oturduğumda yaktığım mum zihnim gibi sakinlemiş, alevi yumuşakça salınıyor. Çayım ılınmış, soğuma aşamasına geçiyor. Çöpleri toplayan belediye kamyonlarının tangırtıları bitmiş, yeni hafta kalan sessizlikle temizleniyor. Dışarısı ağarmış ama bulutlu, odam loş ama ışıklı. Yazma koşullarımla çevrilmiş, sarılmışım.

Profesyonel hayatı bıraktıktan sonrası evde kendime bir köşe yaratma ihtiyacı duyduğumu, üstüne yazdığım aklıma geliyor. Hayatımda yeni bir evrenin daha çok başı. O köşenin, köşenin olduğu odanın neye evrileceği, içinde neler üretileceği, kimlerin ağırlanacağı, nereye taşınacağına dair bir fikrim yok. Varolan sezgisel bir duygu. Masasız, görevsiz, gevşeme, okuma, kendimle kalma, Coffee’yle uzanma, hayallere dalma, müziklerle salınma, camına çiçekler koyup filizlenmelerini izleme alanım.

“Ara-lık 1. Köşe Revisited” okumaya devam et