Bittersweet

Hiçbir şey yapamayınca yemek yapıyorum. Yemek yapmanın benim için anlamı bu. ‘Hiç’ yapmak.

Bu kadar ‘hiçleştiricilik’ atfettiğim bir alanın birden bir kurtarıcıya bürünmesine hayret ediyorum. Manikürlenen sebzeler, suya basılanlar yeşiller, dibe çöken kumlar, evyenin içine dolan kabuklar, kesilenlerden çıkan tatlı sert sesler, göz yaşartıp burun açan kokular, iki parmakla çimdiklenip tencereye atılan tuz, biber, baharatlar.. “Bittersweet” okumaya devam et

Güneş

Kalkıp içeri gittim. Yüzüme gözüme çeki düzen verdim. Biraz makyaj, hafif bir parfüm. Saçıma yeni attırdığım (başkalarına göre yeşil, bence) mavileri görünecek şekilde sağ kulak arkama tokaladım. Uzun sarkaçlı bir kolye taktım. Nereye mi gidiyorum? Yazı masama.

Geçen sene okuduğum Big Magic kitabında Liz Gilbert yazma sürecini ve özellikle yazının kendisini yakalama ilhamını aynı bir randevuya gidermiş gibi bir ritüel olarak tarifliyordu. Kokular, sesler, renkler, ışıklar, kıyafetler, artık içine ne koyar, nasıl kişiselleştirirseniz ‘o ana’ bağlanmak, sadece sizin ilhamı yakalamanız için değil, ‘onun da sizi bulması’ için izler yaratmanın, onları birbirine eklemlemenin, düğüm noktaları oluşturmanın örneklerini veriyordu. Şu müziği değiştirip bir de kokulu mum yakayım en iyisi.
“Güneş” okumaya devam et

Yok Değil Var

31 Aralık’ı şimdiye dek hiç yıl sonu gibi hissettim mi? Gözlerim yukarı devrik, bir dolu soru işareti. 29 Aralık Perşembe günü Oğlak’ta oluşan Yeniay gerçekçi, başarı ve hedef odaklı başlangıç temasını gündeme getirince, içinde retrolu bir Merkür de olunca geriye dönük somut başarıları listelemek geliyor içimden. İç dünyaya senelik bilanço muamelesi. Daha yumuşak bir dokunuşu tercih ederdim, ama bu katı kuru soğuk dünyada içten ne fışkırıyorsa dıştaki gerçek de bu. Hem tüm deneyimlenen kaosa rağmen tutunmuş, devam etmiş, hayatına yeni bir şeyler katmış, hatta ve hatta üretmiş olmanın hatırlanması sağlam bir omurga inşaatı değil mi?

Bilanço mu? İnşaat mı? Omurga mı? Seçtiğim sözcükler neden böyle kurumsal dünya tadında kasık ve uzak? Oğlak dönemi dedin mi dış dünyadaki başarı, başarmak dedin mi yapılacaklar, görevler, sorumluluklar, Oğlak’ın yöneticisi Satürn. Zaman. Sağduyu.
“Yok Değil Var” okumaya devam et

Terapi Niyetine #1: Yedi

Bugün yogada ağladım. İçimden hüngür hüngür boşalmak geliyordu. Yaşadığımsa titreyen dudaklar, sulanan gözlerle içeri akan birkaç damlaydı. Gözyaşı pınarlarım kurumamıştı, şükran doluydum, ama gürül gürül coşup çağlamıyordu. Halbuki damlaların etkisi çölde susuz kalıp yağmura yakalanmak gibiydi. İçim usul usul yıkandı.

Pazar gününü çok tatsız geçirdim. Konuşmak, yazışmak, dışarı çıkmak, okumak, yazmak, izlemek, dinlemek, bunlardan hiçbirine ne tahammülüm ne halim vardı. Kendi içime dönebilecek durumda da değildim. Nefesim de bedenim de benden uzaktı. Hepimiz ayrı bir mağaraya çekilmiş, matem halindeydik. Üstüne yatıp uyumak, Pazartesi sabahları stüdyoda yaptığım yin yoga dersine gitmek kendime koyabildiğim tek ve yegane hedefti. Sadece önümdeki yirmidört saati düşünebilirdim.
“Terapi Niyetine #1: Yedi” okumaya devam et

Uyku

İçim uyuyor. Ruhum uyuşukluk, halsizlik, isteksizlikle kış uykusunda seyiriyor. Şu ekranın ışığı nasıl da gözümü alıyor. Kıs biraz, kıs kıs. Uyuyorum, uyandırılmak istemiyorum.

Ruhum uykudayken bedenim uyanık kalabiliyor mu? Günlük rutinlerim, temel mecburiyetlerim olmasa belki o da kendi mağarasına çekilecek, kıvrılıp yatacak. İki avucum birbirine yapışık, ellerim üst üste, ılık ılık kulağımın altında. Ağzım tatlı tatlı şapırdayacak, burnumdan dışarı hımlı nefesim çıkacak, dizlerim karnıma çekilmiş, bedenim kendi kendime sokulmuş uyuyacak. “Uyku” okumaya devam et