Eşit Misin Plastik Mi?

İlişki dediğin iki kişilik taahhüt. Bir sen varsın, bir de o. Aranızda gidip gelenler ‘siz’in tanımı. Her bir karşına oturanla nasıl bir ‘siz’ oluşturuyorsunuz baktın mı? Aradaki fark ‘sen’de mi ‘siz’de mi saklı?

Ne var o ‘siz’in içinde? Ne paylaşıyorsun ötekiyle? Derin mi yüzeysel mi? Karşılıklı mı tek taraflı mı? Geldiği gibi mi talebe bağlı mı? Sen ne kadarsın o ‘siz’in içinde? Gerçekten bir ‘siz’ var mı? “Eşit Misin Plastik Mi?” okumaya devam et

Ateş

Ateş

Ateş yakar mısınız?

Belki doğada, açıkhavada, yıldızların altında. Belki şöminede, kuzinede, kışın soğuğunda.

Yakma hazırlığında nasıl bir hal içinde olursunuz? Odunları, dalları itinayla seçer, yerleştirir misiniz? Açısını, havasını ayarlar mısınız? Destekleyici kağıt, çıra bulur, aralara sıkıştırır mısınız? Üzerine yanıcı madde döker misiniz, doğal mı deneyelim dersiniz? Çakmak mı çakarsınız kibrit mi yakarsınız? Kibritiniz uzun mu olur, standart bakkal pakedi mi? Yanan kibriti atınca oldu bu iş deyip gider misiniz, başında bekler misiniz? Tütmeye başlayınca ince ince üfler misiniz, elinizde bir gazete, kağıt, yelpaze tüteni yeller misiniz? İlk küçük alev -pof- diye yükselip havayla buluşunca ne hissedersiniz?
“Ateş” okumaya devam et

İnzivadan Isıtmalara

Güneş geldi yükselenimin tam tepesine çöreklendi, hoop inziva vakti bitti sanki. Hepi topu ne kadar oldu ki? Baktım sezon finali yazımı 12 Temmuz’da girmişim. Bugün Ağustos’un 16’sı. Uzun gibi, ama hiç de değil ki.

Dün ne kitap okuyabildim, ne kafamı toparlayıp yazı yazabildim, ne yapılacaklar listemi eksiltebildim. Kontrolüm dışında akıp geçti zaman, ama esas önemlisi astroloji geldi küt diye gündemime giriverdi. Hayatının odağına koyduğun şey nasıl gündeminden çıkabilir diyebilirsiniz. Şöyle ifade edebilirim, arka planda, görünmeyen alanlarda durmamıştı aslında. Dış dünyayla irtibatı kapanmıştı, o da kafa tatiline çıkmıştı. Benim kafamın içindeki tatile.

Geçenlerde bir arkadaşımla buluştuk. İşiyle ilgili yeni bir karar aşamasında olduğunu ve bana akıl danışmak istediğini söyledi. Tabii astrolojik katkı beklentisi bakiydi. Attım böylece ilk astro talep çentiğini, ama dedim ki moladayım, biraz mühlet rica edeyim. Gelen talebi yumuşakça ileriye doğru öteledim.

Bu arada blogumdaki astroloji içerikli yazılar dolayısıyla birkaç mail aldım beni mutlandıran. İlginç bir şekilde hepsi eş zamanlı, arka arkaya dökülüverdi bir işaret gibi. İnsanların hayatına değebilmenin teyidi, yazdıklarımın sadece sınırlı tanıdık çevresinde kalmadığının ispatıydı sanki.

Bütün bu tatlı rutinlerin içinde öyle sürpriz, beklenmedik bir gelişme oldu ki, çok gelgit yaşadım. Astrolojik olarak ilgileneyim mi yoksa hiç girmeyeyim mi diye düşünüp kaşındım. Benden böyle bir destek isteyen olmadı. Ben de bir şekilde istemedim o kulvara girmeyi. Kehanet deyip geçtiğim tuzağın içine kendim düşmüş oldum. Halbuki nasıl bakıyorduk ileriye yönelik olayların yorumuna? Önlem almak için fırsatları değerlendirmek. Sağlıkla ilgili kapına gelip dayanan bir transit etkisi varsa kontrollerini yaptırman, ilişkilerle ilgili çıkmazda kaldığın ve direttiğin bir inat varsa kabullenmen, çözmen. Astrolojinin öngörü tarafında getirdiği en büyük aydınlanma işte bu. Olasılıklara karşı önlem almak, olasılık fırsatlarını değerlendirmek. İlgilenmeye karar verdim.

Geçtiğimiz bir ay içindeki inzivada (4 günlük Girit kaçamağını saymazsak) daha çok evde, kendi başıma vakit geçirdiğimden beni alıp uzaklara götürecek, maceraperest yönümü besleyecek, hayal dünyamı zenginleştirecek bir film izlemek istedim. Kon Tiki‘yi seçtik Bey’le. Filmin vasat olduğunu, hikayenin özünü oldukça basite indirgediğini söylemeliyim. Ama olayın kendisi başlı başına bir efsane. Norveçli antropolog, biyolog, kaşif Thor Heyerdahl‘ın 1940’larda bir sal üstünde, yüzme bilmeden, birkaç İskandinav arkadaşıyla Peru’dan Polinezya’ya Pasifik Okyanusu’nu geçmek üzere giriştiği serüveni (ben de hikayeyi ve amacı basitleştirdim, pardon, merak ediyorsanız Google en iyi arkadaşınız) nefesim kesilerek canlandırdım kafamda. Filmin de az buz yardımı oldu. Bu nasıl bir dirayettir, azimdir, inançtır, baş koymaktır diyerek haritasını aradım. Pıtı pıtı o çarklar dönmeye başlamıştı bir kere. Gece rüyamda Thor’u, haritasını, Pasifik’in dev dalgalarını, Olimpos’un tanrı ve tanrıçalarını gördüm. Bir mücadele bir mücadele.

Ertesi sabah pat diye astroloji hocamdan mail geldi. Gencecik bir ruhun etkileyici haritasını yollamış, fikirlerimizi sormuştu. İlk tepkim uff oldu. Gezegenler dizi dizi dizilmiş sanki bu ruhun hayatında önemli rollerini oynamayı bekliyorlardı. Öyle bir enerji birikimi gördüm ilk bakışta. Sonra da daha önce karşılaşmadığım bir sembol dikkatimi çekti. Vesta’ymış. Daha önce Amerika’daki UAC konferansında asteroidlerden Ceres’i dinlemiştim sadece. Arada bir de Juno ile ilgili ipuçları çıkıyordu karşıma. Vesta’yla tanışmamız şimdi, ilk defa.

http://en.wikipedia.org/wiki/File:Vesta_full_mosaic.jpg#filelinks

Baktım, mitolojide ev, aile ve ocaktan (Ocağın ortasında gürül gürül yanan ateşi düşünün. O sıcacık ocağın olduğu yer evdir, yurttur, ailedir, aidiyettir) sorumlu tanrıçaymış Vesta. Vesta’nın haritamızda bulunduğu alan ve burç da hayatta kendimizi neye adamak istiyorsak onu gösterirmiş. Bunlar benim toparladıklarım. Derinlemesine derste gireceğiz yakında.

Peki benimkinde Vesta’yla ilgili ne çıktı?

Astrolojik bir teyit.

Geçen sene bu aralar ilk seanslarımı peşpeşe dört hafta yapmıştım. Çok yoruldum, hatta tükendim. Bir kısmı acemilikten, bir kısmı mutluluk sarhoşluğundan. Bir sene geçti üstünden. Bir o kadar yakın ve uzak. Yeni sezon başlangıcına haftalar kala gökyüzü benzer teyitleri vermeye devam ediyor. Ben kaçıp kabuğuma çekilmeye çalışsam da ‘hadi saklanma, çık sahneye, gururla, keyifle kendini ortaya koyma zamanı’ diyor. Sonra da tıkır tıkır çalışma. Şunun şurasında ne kaldı Başakların hasatına?

Seanslara biraz daha var, ama ben ısıtmalara yavaş yavaş başlıyorum. İnzivayla astrolojik rutinlerim arasında bir yere şöyle bir uzanıveriyorum. Güneş Aslan’da yücelirken biraz Hermes biraz Poseidon desteğiyle bakalım nasıl oluyorum. Sizi Vesta’yla başbaşa bırakıyorum.

Ocak

%d blogcu bunu beğendi: