Değdi

Üstüne uranüs mavisi bir döpiyes giymiş, anneannemin evine gelmiş. Saçlarını kısacık kestirmiş. Biraz siyasi, erkeksi, ama havalı. Kızıl hem saçı, mars sıcağı. Boynunda güneş sarısı ipek fuları. Değişmiş. İçeri giriyor topuklu ayakkabılarıyla. Asansör bozulmuş, meğer ta dördüncü kata o topuklarla tırmanmış. Yüzünde koca bir gülümseme. Mutlu. Niyeyse. Beni görmek istemiş. İyi de niye anneannemin evi? Anneannem aramızdan ayrılalı geçmiş kaç yıl, o apartman yıkılıp yerine yenisi dikileliyse birkaç yıl daha. Deşmese o yaraları. “Değdi” okumaya devam et

Der ve Giderim

Kendime tarhunlu omlet yaptım. Üstüne tane karabiber çektim. Yanına taze ekşi maya ekmeği ve baharatlı çay (chai) koydum. Tabağı anında süpürdüm. Çayı ağır ağır içerken içim tatlı tatlı yanıyor, yazıyorum.

Ay Yengeç’te ve MC’de. Yemekten girmemin sebebi buymuş. Aklıma ne zaman yazmaya dair bir tema düşse anın gerçeği onu alıp başka bir yere götürüyor, sonra bir bakıyorum konu yine oraya bağlanmış.

Ay Yengeç’te demiştim. “Der ve Giderim” okumaya devam et

Bizımla mısın?

Nerede kalmıştık? Hah, işte oradan devam ediyorum.

Günleriniz nasıl geçti geçiyor? İlişkisel çalkantılar, güç savaşları ve tokuşmalar, dedikodular vıdı vıdılar, dediğim dedik çaldığım düdükler, yargılamalar yargılanmalar, ayrılıklar aydınlanmalar, sorumluluklar sorumsuzluklar, hüsranlar ve hayalkırıklıkları? A yok mu? Üzgünüm, bizımla deyilsın.
“Bizımla mısın?” okumaya devam et

İz

İlkokulumuzun bahçesi dar, uzun, yokuşlu beton bir koridordu. Sınırları çizili bu alan biz öğrenciler için özgürlüğün tanımıydı. Teneffüs zili çaldı mı ipini koparmış gibi kendimizi o taş alana atardık. Karşılıklı iki basket potası arasında oğlanlar top çevirirken ben bir potanın ayaklarının arasındaki yatay demirde takla atarak kendimi üçyüzaltmış derece çevirirdim. Dönmek dünyaya her açıdan bakabilmekti. Kişisel çarkıfelek.
“İz” okumaya devam et