Terapi Niyetine #1: Yedi

Bugün yogada ağladım. İçimden hüngür hüngür boşalmak geliyordu. Yaşadığımsa titreyen dudaklar, sulanan gözlerle içeri akan birkaç damlaydı. Gözyaşı pınarlarım kurumamıştı, şükran doluydum, ama gürül gürül coşup çağlamıyordu. Halbuki damlaların etkisi çölde susuz kalıp yağmura yakalanmak gibiydi. İçim usul usul yıkandı.

Pazar gününü çok tatsız geçirdim. Konuşmak, yazışmak, dışarı çıkmak, okumak, yazmak, izlemek, dinlemek, bunlardan hiçbirine ne tahammülüm ne halim vardı. Kendi içime dönebilecek durumda da değildim. Nefesim de bedenim de benden uzaktı. Hepimiz ayrı bir mağaraya çekilmiş, matem halindeydik. Üstüne yatıp uyumak, Pazartesi sabahları stüdyoda yaptığım yin yoga dersine gitmek kendime koyabildiğim tek ve yegane hedefti. Sadece önümdeki yirmidört saati düşünebilirdim.
“Terapi Niyetine #1: Yedi” okumaya devam et

İzin Ver

Öfkeye ilk nasıl tepki verirsiniz?

Bende hemen bir mesafelenme devreye girer. Soğutma operasyonu. Karşımdaki alevlenip ateş aldıkça onu söndürüp sakinleştirme isteği içimde pırpırlanır. Kanat çırpmak da bir nevi hava akımı yaratır. Öfkenin şiddeti yüksek, sakinleşme ışığı kesikse soğutma donma noktasına ulaşabilir. Kutup dairesinde dondurup hissizleştirmeye.

Peki ya üzüntüye tepkiniz? “İzin Ver” okumaya devam et