Ederlezi

Hıdırellez’e çok var, ama Mars artık Koç’ta olunca o ham, dürtüsel, hızlı mı hızlı ateş alma hali insanın içini nasıl da hareketlendiriyor. Uyu uyuyabilirsen. Ederlezi ederlezi.

Önce aşağıdaki çalma tuşuna basalım. Bastınız mı? Devam o zaman.

“Ederlezi” okumaya devam et

Uyku

Dün gece üç buçuk yaşındaki yeğenimi yatırıp uyuttum. İki başımıza bir ilk. Uyumaya çalıştığı debelenmeler içinde benden yana dönüp önce biraz, sonra daha da koynuma tırmanıp bir eli avcumun içinde öbürü yorganın üstünde sızması beş ila on dakikayı aldı. İçimde tatlı ılık hücreler titreşti. Nefesini izledim. Birden kesildi gibi geldi. Korktum. Nefes verdi. Rahatladım. Derinlere gitmişti. Mışıl ve mışıldı. İçim titreye titreye ısındı. Usulca yanından kalkıp üstünü örttüm, limon çiçeği saçlarından öptüm.

Sonra iki askeri gördüm. İçim titredi titredi dondu.

BaksiManzara.JPG
Bayburt, Baksı Müzesi’nden

 

Terapi Niyetine #7: Bir

VLADIMIR: Uyuyor muydum ben başkaları acı çekerken? Şu anda uyuyor muyum? Yarın uyanınca veya uyandığımı sandığımda, bugün hakkında neler söyleyeceğim? Dostum Estragon’la burada gece olana kadar Godot’yu beklediğimi mi? Pozzo’nun hamalıyla birlikte geçip bizimle konuştuğunu mu? Muhtemelen. Ama bütün bunların içinde ne kadar doğruluk payı olacak? (Estragon çizmelerini çıkarmayı başaramayıp yeniden uykuya dalmıştır. Vladimir ona bakar.) O hiçbir şeyin farkında olmayacak. Yediği tekmelerden söz edecek, ben de ona havuç vereceğim. (Bir an.) Bir ayağımız mezarda, zor bir doğum doğrusu. Mezarcı çukurun dibinde forsepsi yerleştirir. İhtiyarlığa vakit var daha önümüzde. Hava çığlıklarımızla dolu. (Dinler.) Ama alışkanlıklar duyarsızlaştırıyor insanı. (Estragon’a bakar.) Bana da bir başkası bakarak, uyuyor diyor. Kendisinin de uyuduğunun farkında varmadan uyuyor, hiçbir şey bilmiyor. Uyusun bakalım diyor, benim için. (Bir an.) Böyle devam edemem. (Bir an.) Ne dedim ben?

Godot’yu Beklerken, Samuel Beckett

Yazmak zinde tutuyor. Uyanık kalmak için bir araç. Çünkü düşünmek, sorgulamak, kurgulamak zorundasın. Uyku halini aktarmak için bile uyanmak. “Terapi Niyetine #7: Bir” okumaya devam et

Medet

Uykuyu yaşıyorum. Uyuşukluğu. Uyuyakalmayı. Uykusuzluğu. Uyuyamamayı. Gündüz uykusunda dolaşmayı. Gece uyanıklığında kalamamayı. Unutmayı. Hatırlamayı. Uykudan medet alamıyorum, uykuda medet bulamıyorum.

Çiçeklerimden medet umuyorum. Renklerinden, kokularından, filizlerinden, köklerinden. Halbuki dört bir yanım safi yeşil olmuş, çiçekler üşenmiş yaprakları bol tutmuş. Ot mu ot. Yok mu yok. Topraklarını eşeliyorum. Dallarına, yapraklarına ince eleyip sık dokuyan gözlerle bakıyorum. Tomurcuk var mı, hayat var mı, orada kimse var mı?
“Medet” okumaya devam et

Ne Yapacaksın

Komşumuz horluyor ve ben onu kendi yatağımdan duyuyorum.

Hır hır. Hır hır.

Kafalarımız arasında koca beton duvar. Görüntü taş, içi kof.

Hır hır. Hır hır.

Coffee yerde iç geçiriyor. Titrek vikvuklarla rüyasında kimbilir hangi bayırlarda dört nala koşuyor.

Heh höh heh iyk. Heh höh heh iyk.

Ama komşu öyle mi?  “Ne Yapacaksın” okumaya devam et