Hava Güzel

Bu sefer tatilden savaş yaralarıyla döneceğim.

Sivrisineklerin böyle vahşice saldırısına uğradığımı orman kulübemizin bulunduğu yeşillikte, akşamın alacakaranlığında geceye varmaya çalıştığımız o ince geçişte hatırlıyorum. Tabii onlar sadece sivri değildi, insan vucüdundan başka uzuvlar çıkaracak cinsten ısırıklara kadir, kendi küçük etkisi büyük orman yaratıklarıydı. Oysa burası -Bodrum- artık koca bir şehir. “Hava Güzel” okumaya devam et

Say say say

Taşınalım istersen.

Evin giriş holü ve koridorundaki taşların kırılıp yeniden yapılması gerektiği ortaya çıkınca böyle dedi Bey. Vızırdanıyordum, gözümde büyüyordu, tam ne kadar iş çıkacak tahayyül edemiyordum falan derken vur deyince öldür önerisi. Acık alanı düzeltip halletmek yerine tası toprağı toplayıp toptan göçmek. Ama öyle gülüp geçmeyeceksin, geçmeyeceksin, çünkü kimisine detaya girip düzeltmek yerine öylece bırakıp yeniden başlamak yeğdir. “Say say say” okumaya devam et

At Adam Koç’a, Bir At Bara Girmiş

Bugün at adam Chiron’dan devam ediyoruz. Çünkü neden? Chiron 9 sene sonra Balık’tan çıkıp Koç’a girdi ve taa 2027’ye kadar orada kalacak. Yazdım. Meraklıları buraya.

Bu da böyle birbiri ucuna eklenmiş bir seriye doğru mu gidiyor? Hım, hım, hım.

Bugün Kova’nın son derecesindeyiz. 29.

Parantez aç. Her burç 30 derece. 0-29 derece arası bir burç ediyor. 0 dereceyle burca ham giriş yapıyor, 29 dereceyle süpernova etkili patlamalı çıkışa hazırlanıyoruz. Kovalar, patlamaya hazır mıyız? Ça-tonk! Sponsorumuz Netflix. Parantez kapa. “At Adam Koç’a, Bir At Bara Girmiş” okumaya devam et

Acayip

Tam da böyle hisssederken, aha içimdeki deliye bak diye kıkırdarken, tüm rahatsızlığın içinde kendi kendime gülüp eğlenirken aklımdan geçenleri kaydedebilmek istiyorum. Siz deyin Strange Days, ben diyeyim Black Mirror.

Ben dünyadaki Uranüs’le tanıştım. O yüzden… “Acayip” okumaya devam et

Değdi

Üstüne uranüs mavisi bir döpiyes giymiş, anneannemin evine gelmiş. Saçlarını kısacık kestirmiş. Biraz siyasi, erkeksi, ama havalı. Kızıl hem saçı, mars sıcağı. Boynunda güneş sarısı ipek fuları. Değişmiş. İçeri giriyor topuklu ayakkabılarıyla. Asansör bozulmuş, meğer ta dördüncü kata o topuklarla tırmanmış. Yüzünde koca bir gülümseme. Mutlu. Niyeyse. Beni görmek istemiş. İyi de niye anneannemin evi? Anneannem aramızdan ayrılalı geçmiş kaç yıl, o apartman yıkılıp yerine yenisi dikileliyse birkaç yıl daha. Deşmese o yaraları. “Değdi” okumaya devam et