Yağmur

‘Seni sevmediğimden değil. Mızmızlığa tahammülüm yok, çünkü şu an ben de mızmızım’ dedim Coffee’ye.

Yağmurlu hava altında yaptığımız kısa akşam yürüyüşümüzden yeni dönmüş, ıslanmıştık. Ekim’i atlayıp doğrudan Kasım’a ışınlandığımız bu sevimsiz havanın ruhuna uygun, eve döner dönmez mavi yumuşak battaniyemin altına girivermiş, az önce kaynattığım suya bitki çayımı sallandırmıştım. Coffee’yse yürüyüşten dönmenin mutluluğu, benim onu çıkarmış olmamın şükran ve teşekkürüyle nemli başı, ıslak patileriyle yanıma çıkmak istiyor, kanepenin yanında vızvız vızırdanıyordu. “Yağmur” okumaya devam et

Hal

Bu geceki meditasyon halleri:

Dışarıdaki fırtına aynı bir denizin dalgalarını kıyıya vurması şiddetinde. Yüzüne yüzüne çarpıyor, tokatlıyor, titretiyor. Rüzgardaki yaprak sesleriyle denizdeki dalga seslerinin böylesine benzediğini ilk defa mı farkediyorum? Şaşkınlık. “Hal” okumaya devam et

Siyah

O kadar eğitimler, kurslar, seminerlere gittim. Ne oldu biliyor musunuz? Kafam karıştı. Hayır hayır, değil. Zihnim açıldı. Açılmakla karışmak aynı yere gelir mi? Gelir gelir çünkü konfor alanının sınırına ulaşıp öteye baktığında başka şeyler görebilir, burada farklı bir dünya var diyebilirsin. Öte yandan çok ama çok korkabilirsin. İçin titreyip nasıl yaparım, nasıl ederim, nasıl nasıl diye tepinip hiçbir şey yapmayabilirsin. Zihnin açıldığıyla, kafan karıştığıyla kalır. Her taraftan uyaranlarla kalabalık bir fuar alanına dönmüş beynin, kaynayan kazandaki çorbayla sıvanmış vıcık vıyık bir sümüksüye dönüp yapışabilir. Beyin zaten yapış yapış değil midir? Bıngıl bıngıl beyinleri löpür lüpür yiyenler beynine beyin katan kimseler midir? Beynini yemek bu midir? Kafiyeye iltimas böyle mi geçilir? Zırt Erenköy anında yetişir.
“Siyah” okumaya devam et

Kova Olma Cesareti

İlişkilerin cesaret istediğini özellikle düşünmemiştim. İlk tetikleyen Rollo May’in Yaratma Cesareti oldu sanırım. Toplumsal cesareti diğer insani varlıklarla ilişkiye girme, kişinin anlamlı bir yakınlık kurma umuduyla tehlikeye atılabilme yetisi olarak ifade ediyordu.

Anlamlı bir yakınlık kurma umuduyla tehlikeye atılabilme yetisi.

Bu ifade beni yakaladı. İlişki tehlike ve risk demekse güven nasıl oluşturulacaktı? Korkuyla olmasa gerek.
“Kova Olma Cesareti” okumaya devam et

Seç ve Geç

Geç kaldım!

Yetişir miyim?

Trafik açık mı? Işık yeşil mi? Benzin yeter mi? Çabuk park edilir mi?

Kalbim panikle küt küt, beynim düşüncelerle vız vız, arabanın tekerleri çukurlarda pat pat.

Hesap kitap, hesap kitap.

Mesaj atayım. Haber vereyim. Ara yoldan gideyim. Yok yok, dümdüz devam edeyim.

İçimden sakin bir ses.

Yoldasın, gidiyorsun.

Beynimin içinden ani bir hareketle dışarı çıkış. Şöför koltuğunda ben, arka koltukta kamera, dışarıda trafik. “Seç ve Geç” okumaya devam et