Ederlezi

Hıdırellez’e çok var, ama Mars artık Koç’ta olunca o ham, dürtüsel, hızlı mı hızlı ateş alma hali insanın içini nasıl da hareketlendiriyor. Uyu uyuyabilirsen. Ederlezi ederlezi.

Önce aşağıdaki çalma tuşuna basalım. Bastınız mı? Devam o zaman.

“Ederlezi” okumaya devam et

Dolunay Yengeç’te: Gerçek İhtiyaçların Nerede?

Su elementindeki Dolunaylar bana bol rüya veriyor. Balık fantastik kurgular içinde okyanus kıyısında Hollywood yapımları sunarken, Akrep’te yeraltı dehlizlerinde, karanlık ve göz gözü görmeyen tünellerde, ıslaklık, bataklık ve çamur içinde yürümeye çalışıyorum.

Yengeç ise ailemdeki kadınları bilinçdışımdan rüyalarıma taşıyor. Onların içindeki kendimi, kendi içimdeki onları izliyorum. Annem, teyzelerim, anneannem, babaannem, kız kardeşim, kuzinlerim, kız arkadaşlarım, kadın hocalarım, anaerkil köklerim.
“Dolunay Yengeç’te: Gerçek İhtiyaçların Nerede?” okumaya devam et

Seç ve Geç

Geç kaldım!

Yetişir miyim?

Trafik açık mı? Işık yeşil mi? Benzin yeter mi? Çabuk park edilir mi?

Kalbim panikle küt küt, beynim düşüncelerle vız vız, arabanın tekerleri çukurlarda pat pat.

Hesap kitap, hesap kitap.

Mesaj atayım. Haber vereyim. Ara yoldan gideyim. Yok yok, dümdüz devam edeyim.

İçimden sakin bir ses.

Yoldasın, gidiyorsun.

Beynimin içinden ani bir hareketle dışarı çıkış. Şöför koltuğunda ben, arka koltukta kamera, dışarıda trafik. “Seç ve Geç” okumaya devam et

Kerteriz

Norah Jones solumdan buğulu tatlı söylüyor.

Sitting alone in the old rocking chair..

Bu kadının albümünü en son ne zaman almıştım? Sene 2012, yer New Orleans. Birleşik Astroloji Konfereansı UAC için onbeş sene sonra Amerika’dayım. Bir garip Satürn döngüsünün ortasında, astrolojiye giriş tadında. Konferans dışı bir gün kendimizi şehir dışında bir Barnes & Noble’da bulmuşuz. Kitap, CD neyin koridorlar arası çene üstü salyalar içinde dolaşıyoruz. B&N’da çalan parça bildik değil, ama kadın vokal tanıdık. Kulağım hemen yakalıyor. A! Bu Norah. Albüm mü çıkarmış? Kendimi yeni çıkanlar duvarı önünde buluyorum. İşte, Little Broken Hearts ordan bana gülümsüyor. Hemen duvardan bir tanesini söküp alıyorum. Evet, display CD’sini alıyorum. İçimdeki coşkun kişi taptaze müziği duyunca kural tanımıyor. Anında kasadayım. Oh, bir huzur. “Kerteriz” okumaya devam et

Boz

Bir hayat kurtardığında bir köşe dönüyorsun. Yönün, yolun değişiyor. Başka bir ritim, farklı bir görüşle seyralıyorsun. Zaman geçtikçe yola alışıyorsun. Ritim rutine, görüş bakışa dönüyor, yol normalleşiyor. O kadar ki hep böyleydi sanıyorsun, döndüğün köşeyi unutuveriyorsun. Kendini hep o başta çıktığın dümdüz yolda sanıyorsun. Ta ki karşına yeni bir köşe çıkıncaya dek.

Coffee’yle ilişkimizin başlangıcı böyle bir köşe, kilometre taşı. Neden bir sokak, barınak köpeği? Neden hasta, seceresi belirsiz bir can? Dünyada çokça adaletsizlik olduğu için. Bir can tüm dünyaya bedel olduğu için. Hayat yolculuğunda bize eşlik edecek bir dost beklentisinde olduğumuz için. Ve daha bir sürü idealist, ideolojik sebep.

Vallahi değil. Sebep çok basit. Neden olmasın? “Boz” okumaya devam et