Nezaketle

Bugün yumuşak bir yerden yazmak istiyorum.

Seneyi yumuşak ve nazik kapatma ihtiyacı; hırpalayıp sarsan olayları şefkatle sarıp sarmalama niyeti; Balık’taki Chiron-Mars kavuşumuyla geçmişin yaralarını sevgi ve teslimiyetle şifalandırma isteği; Terazi’deki Ay’ın gökyüzündeki eksik elementi -hava- tamamlaması; nazik, hoşgörülü, dengeli bir ilişkinin bugün duygusal olarak iyi ve güvende hissettirmesi… Çok sebebim var sarılmak, sevmek, gülümsemek, teşekkür etmek, dokunmak, tutmak, bırakmak ve daha ne çok için… “Nezaketle” okumaya devam et

İz

İlkokulumuzun bahçesi dar, uzun, yokuşlu beton bir koridordu. Sınırları çizili bu alan biz öğrenciler için özgürlüğün tanımıydı. Teneffüs zili çaldı mı ipini koparmış gibi kendimizi o taş alana atardık. Karşılıklı iki basket potası arasında oğlanlar top çevirirken ben bir potanın ayaklarının arasındaki yatay demirde takla atarak kendimi üçyüzaltmış derece çevirirdim. Dönmek dünyaya her açıdan bakabilmekti. Kişisel çarkıfelek.
“İz” okumaya devam et