O Salı

Hala nasıl yaptım bilmiyorum. Ara ara içimden, belki tam da öyle yapmamışımdır, ellerimi ağzına sokmamışımdır, parmaklarımla dişlerini açmamışımdır, diye geçiriyorum. Çünkü yapmamış olmam yapmış olmamdan daha gerçek geliyor. Yapmış olmamsa korkunç.

Sonra ellerime bakıyorum, her iki elimde anca kapanan yaralara, şişleri inen morluklara, artık kıvrılabilen parmaklarıma, kabuk bağlayan boğumlara, ayak bileklerime, dirseklerime, sarıdan siyaha çeşitli renklere bürünen dizlerime.

Savaş yaralarıma her zaman aşık oldum. Acıya bu kadar dayanıksız olup başkasının çektiği acıyı sonlandırmak için nasıl böyle acımasız kesildiğim meçhul. O hassasiyetin üstüne taşıdığım fiziksel izler görünmeyen duygusal tarafın izdüşümleri sanki. Yaralarıma aşkım belki de ondan. “O Salı” okumaya devam et

Seni Sevmek

Gözleri aşka gülen

Taze söğüt dalısın

Gel bana her gece sen

Gönlüme dolmalısın

Tatlı gülüş

Pek yaraşır

Gözleri ömre bedel

Ah ne güzel ne güzel

Seni sevmek

Ah ne güzel ne güzel

Ne yazmam gerektiğini biliyorum, bir türlü elim gitmiyor. Ve olanlar ortada beton bir blok gibi duruyor. Belki başımıza geleni yazarken tekrar yaşamaktan korkuyorumdur. Belki canlandırması gerçeğinden daha fenadır. Belki hala o ‘olay bedeni’nin içindeyimdir. Belki anlatmak yaşadığımızı hafifletmektir. “Seni Sevmek” okumaya devam et

%d blogcu bunu beğendi: