Wohoh

Biri bana şunu desin, yazsın.

Hayatımın harika, çok iyi bir dönemindeyim, mutluyum, sağlıklıyım, yediğim önümde yemediğim arkamda, başka şey de istemem, sevdiklerimleyim, istediklerime sahibim, özgürüm, yaratıcılığımın doruğundayım, maddi manevi tamım, tamamım.

Desin biri bunu bana. Ona şükür, buna şükran, yetinmeye çalıştıklarımızla değil. Hakikaten mutlu olan yazsın. Sevaptır. Herkes nasiplensin.

“Wohoh” okumaya devam et

Güneşine sağlık Jüpiterim: Amerikana

Yakın zamanda dinlediğim bir astrolog, haftanın iki gününü Güneş’inize ayırın, demişti. Yani haftanın her günü Güneş’inizle kahramanın yolculuğunda olmak için debelenmeyin ya da başka başka işler güçler angaryalarla uğraşıp Güneş’inizi de unutmayın gibi bir önerme.

Parantez aç. Güneş kalbimiz, ruhumuz, özümüz, varlık sebebimiz, hani burç diye bildiğimiz (sadece ondan ibaret olmasak da varlık sebebimizin merkezi, çekirdeği), arketipsel yolculuğumuz, bilincimiz. Parantez kapa.
“Güneşine sağlık Jüpiterim: Amerikana” okumaya devam et

Friendship

You won’t understand what I mean now, but someday you will: the only trick of friendship, I think, is to find people who are better than you are – not smarter, not cooler, but kinder, and more generous, and more forgiving – and then to appreciate them for what they teach you, and try to listen to them when they tell you something about yourself, no matter how bad – or good – it might be, and trust them, which is the hardest thing of all. But the best, as well.

A Little Life, Hanya Yanagihara

“Friendship” okumaya devam et

Bitmedi

Kaldığım yerden devam ediyorum.

Psikolojiden yüz (rakamla 100) almış, eğitim modülünü zirve yaparak bitirmiştim. Sen misin?

Rüyamda Murat Gülsoy’dan sıfırı (rakamla 0) çektim. Otur sıfır. Böyle demiyordu tabii, ama saman kağıdının üstündeki içi boş yuvarlak ve üstüne çizilmiş, sıfırın sınırlarını aşan tuhaf artı şeklini (sanki boş bir doğum haritasına evrilmiş içi boş rakamı) tutuyordu yüzüme. En tepeden en dibe. Rüyada da kendime bunu diyordum. Önce kanatlanıp sonra çakılmak. Demek ki böyle bir kutupsallık. Ya zirve ya yeraltı. Öğrenmede ya siyah ya beyaz. Jüpiter Akrep’te. “Bitmedi” okumaya devam et

Kapaklar Açık mı?

“Bir insandan nefret ettiğimizde onda kendi içimizde gömülü bir şeyden nefret ederiz,” dedim, dolap kapaklarını açık bıraktığımdan yakındığında. “Bizim içimizde olmayan bir şey bizi rahatsız etmez.” “Ben dolap kapaklarını hep kapatırım,” dedi Epsilon. “Ama kalbinin kapısı sonuna kadar açık duruyor,” dedim. “Evet, aslında bunda haklısın,” dedi Epsilon. 

Hızlandıkça Azalıyorum, Kjersti Skomsvold

%d blogcu bunu beğendi: