Koyver

En azından deniyorum. Ama mumla, ama seanslarla, ama ayı güneşi bulduğumda yüzümü çıkarıp, ama mis kokulu taze bir demet çiçeği bir vazo suya daldırıp.

Pamuk ipliğine bağlı moral bir iniyor bir çıkıyor. Pamuk ipliğinin kaldırma gücü ne olabilir? Hiç küçümsememeli. Yeri geldiğinde çok keskin, net bir silah, yeri geldiğinde gözle görünmeyen bir kurtarma halatı.

“Koyver” okumaya devam et

Kaybolmak

Perşembe öğleden sonra

Hafıza nankör. Bazen kayıp. Evde yok.

Okumamın üstünden sadece altı sene geçmiş romanın merkezini unutmuşum. Kalan tortuysa sağlam. Duygusu. Kapılıp tutunduğum sadeliğin gücü.

Eve Dönmenin Yolları’nı yeniden okudum. İkinci defa okuduğum için mi bazı detayları sanki sıfırdanmış gibi yakaladım, yoksa geçen altı senede yaşadıklarımla başka bir gözle mi baktım?

“Kaybolmak” okumaya devam et

Overlok

Kalktım, kahve yaptım. Başka hiçbir şeye dalmadan meditasyona otururmuş gibi masamın başına yazmaya oturdum. Sabahın erkeninde yazmak meditasyon yerine geçer mi?

Aslında o kadar erken değil. Bir tekrar. Benim için erken, kimisi için geç. Yukarıki komşu hanımın sesini duyuyorum evin sessizliğinde. Sokaktan domatesçi geçiyor.

Domates-domates-domates geldiiiee, domates-domates-domates geldiiee

Ama bu mahallede beni en şaşırtan overlokçu. Bulmacalardan öğrendiğim son ütücü gibi overlokun günlük dilde kullanılıp sokak sokak satıldığına şahit olduğum yegane mahalle burası kendi ömrü hayatımda.

Hanımların dikkatine! Overlokçu kapınıza geldi.

İçimde overlokla ‘hanımlara’ çağrı yapanlara yükselen öfkeyi hissediyorum. Niye mahallelinin dikkatine değil de hanımların?

Belki de öfkem Anse Bundren’adır.

“Overlok” okumaya devam et

Tersine

Biraz yumuşayalım.

Ane Brun arka planda söyleye dursun, yarın sabahın dolunayı yusyuvarlanmadan göğe yükselmeye görsün, biz biraz arkadaşlıklardan konuşalım.

Dedim, ama nereden başlayacağımı bilemedim.

Murat Gülsoy’un (MG) yaratıcı yazarlık (YY) kursunda hayatın rutini içinde, hiçbir şey yapmadan, evinde oturup elinde ıhlamurunla yeni şeyler yaratamayacağından bahsettiği aklıma düştü. Kalkıp kendime bir kadeh kırmızı şarap koydum. Buzdolabından çıkmış, yaz için yeterince serin. Balık’taki aya, yarınki dolunaya uygun. Üzüm bağlarına gidemiyorsak bağların üzümleri gelip içimizi şenlesin.

“Tersine” okumaya devam et

Süt Nesnesi

Önce kendime koyduğum sene sonuna kadar şu sayıda kitap okuma hedefini düşürdüm. Belli ki yaşım kadar okuyamayacağım bu sene. Başka şeyler okuyup yazmam gerekiyor, zaman kısıtlı, kıymetli. Strese gerek yok.

Bu senelik indirim önce rahatlattı. Sonra o indirdiğim hedeften de geriye düştüm. Goodreads uyardı: Hedefinizden bir kitap geridesiniz. Yetmedi. Hedefinizden iki kitap geridesiniz. Yine baskı.

Geçtiğimiz yıllarda bu hedef meselesi, okuma ritmi ve düzene bağlama babında diri tutup iyi çalışırken bu sene hedeflerin istem dışı şişmesiyle ben de hedef odaklı okumaktan şiştim. Bir arkadaşım dedi ki, niye kendini böyle kasıyorsun? Zaten okuyacağın kadar okuyorsun, gerek var mı? “Süt Nesnesi” okumaya devam et

%d blogcu bunu beğendi: