Travma

Kilitleniyorum.

Beni aşan, büyük bir travma, afet, saldırı, kayıp olduğu zaman kendim olamıyor, kendime gelemiyorum. Şeyleri otomatik hallediyorum, günü geçiriyorum, görevlerimi yerine getiriyorum, ama üstüne düşünmediğim zamanlarda bile altta hep o yanan gerçek yatıyor, hissediyor yanıyorum. Çaresizlik, öfke, acı, hiddet, hemen bir şeyler yapmaya davranmakla her şeyi durdurup hepsinden mesafelenmek, bir durmak, sadece durmak.

Paylaşmak bazen iyi geliyor, bazen gelmiyor. Çok seslilik bazen birlik getiriyor bazen sadece kakafoni ve daha fazla öfke, acı, bıkkınlık. Kaçıp başka şeylere sığınmak akıl ve ruh sağlığı için kısa süreli bir denge getirse de acı gerçeği değiştirmiyor.

“Travma” okumaya devam et

Ev, İş, Anne, Öfke

Ev işi beni öfkelendiriyor.

Gerçekten merak ediyorum, elektrik süpürgesini çalıştırıp, çamaşır yıkayıp, yatak oda toplayıp, makine doldurup boşaltıp, evde kan ter içinde oradan oraya koşturmaktan mutlu olan var mı?

Böyle olmak zorunda değil. Ben böyle yaşıyorum. “Ev, İş, Anne, Öfke” okumaya devam et

Güç Kaynağı

Bu gece meditasyon yaparken Coffee’nin varlığı fazla geldi. Nasıl olur? Bir numaralı yogim, yanımda derin tatlı nefes alırken? Hayır işte, fazla geldi. Bir ara yana itip, git, diyesim geldi. Demedim. O rüyasında söylene söylene, vapur düdüğü ıslığıyla nefesini içeri dışarı ala vere uyuklarken gözlerim kapalı içimden yükselen öfkeyi izledim. Öfke yükselirken kendimle yine dalga geçtim. Haa, haa ve de haa. Ben ve komik öfkelerim.

“Güç Kaynağı” okumaya devam et

İçimden

Sanırım en hızlı yazı yazdıran ateşin yakıtı öfke. Bir duruma, olaya, kişiye karşı hissedilen alevlenme insanın içinden fışkırdı mı çata çota klavyeyi dövdürürken sözcükleri de bir güzel eğip büküveriyor. Astrolojide ikisine de Mars deniyor. Öfke ve yaratıcılık. Yoo yoo, öfkeli değilim, ama o öfke hissinin bir yılan gibi içimde kıvrıldığına şahit olduğum bir şeyin içinden geçip gittim. Veee… ta taam! İşte geldim burdayım, ben bu işte ustayım. Bildiniz, replikçilerden eski reklamcıyım. “İçimden” okumaya devam et

Namaste Varan II

Bu oğlan beni güldürürken ağlatacak. Bu sefer oda dışında bıraktım, o da zaten koridorda gözleri kapanır halde içeri alınmamaya tamamdı. Yogamın ortasında patpat kapıya pati atıp gelmek istedi. Açtım. Hemen masanın altını işaret ettim. Girdi, ama daha bir yamacıma yanaşmak istedi, elimle masa altına doğru hafifçe ittim, oraya yat, dedim. Dinledi. Yattı. Rebound için sırtüstü uzandığımda o da hemen kalkıp yanıma uzandı. Yanyana paralel iki hattık. Cat’s tail için yana döndüğümde o da döndü, sırtını matın kenarına doğru bıraktı. Derin nefesini verdi, uykuya daldı. O an yanlışlıkla elime değdi. (Yanlışlıkla?) Sırtı sıcak, tüyleri yine yumuşaktı. Güldüm. Hatta neredeyse kahkaha attım. Sonra gözlerim doldu. Sonra yine güldüm. Derin bir nefes alıp verdim. Poza girip nefesimle kaldım. Düşünceler duygular düşünceler duygular deli gibi yazılar yazılar yazılar zihnimde aktı aktı aktı.
“Namaste Varan II” okumaya devam et