Marsella

Gözümü açınca farkettim. Öfkeliyim. İnsan uyanır uyanmaz öfkeli olur mu? Belki de öfkeli olduğum için uyandım. Önce bedenim uyandı çarpıntıyla, ardından zihnim.

Coffee yatağında uzun uzun patisini yalayıp tüylerini temizliyor, bazen de patisinin altındaki şilteyi. Şap şup hırt hırt bir sesler. Bey hafif hırıltılarla kesik kesik nefes alıyor. İkisini de sarsıp susturasım var, hatta pataklayasım. Seslerine tahammülüm yok. Öfkem yükseliyor. Benden seans isteyip isteyip doğru düzgün teyit dönmeyen danışana da öfkeliyim. Rest çekip iptal etmekle salıp bırakmak arasındayım. Önüme gelene bir tekme.

“Marsella” okumaya devam et

Travma

Kilitleniyorum.

Beni aşan, büyük bir travma, afet, saldırı, kayıp olduğu zaman kendim olamıyor, kendime gelemiyorum. Şeyleri otomatik hallediyorum, günü geçiriyorum, görevlerimi yerine getiriyorum, ama üstüne düşünmediğim zamanlarda bile altta hep o yanan gerçek yatıyor, hissediyor yanıyorum. Çaresizlik, öfke, acı, hiddet, hemen bir şeyler yapmaya davranmakla her şeyi durdurup hepsinden mesafelenmek, bir durmak, sadece durmak.

Paylaşmak bazen iyi geliyor, bazen gelmiyor. Çok seslilik bazen birlik getiriyor bazen sadece kakafoni ve daha fazla öfke, acı, bıkkınlık. Kaçıp başka şeylere sığınmak akıl ve ruh sağlığı için kısa süreli bir denge getirse de acı gerçeği değiştirmiyor.

“Travma” okumaya devam et

Ev, İş, Anne, Öfke

Ev işi beni öfkelendiriyor.

Gerçekten merak ediyorum, elektrik süpürgesini çalıştırıp, çamaşır yıkayıp, yatak oda toplayıp, makine doldurup boşaltıp, evde kan ter içinde oradan oraya koşturmaktan mutlu olan var mı?

Böyle olmak zorunda değil. Ben böyle yaşıyorum. “Ev, İş, Anne, Öfke” okumaya devam et

Güç Kaynağı

Bu gece meditasyon yaparken Coffee’nin varlığı fazla geldi. Nasıl olur? Bir numaralı yogim, yanımda derin tatlı nefes alırken? Hayır işte, fazla geldi. Bir ara yana itip, git, diyesim geldi. Demedim. O rüyasında söylene söylene, vapur düdüğü ıslığıyla nefesini içeri dışarı ala vere uyuklarken gözlerim kapalı içimden yükselen öfkeyi izledim. Öfke yükselirken kendimle yine dalga geçtim. Haa, haa ve de haa. Ben ve komik öfkelerim.

“Güç Kaynağı” okumaya devam et

İçimden

Sanırım en hızlı yazı yazdıran ateşin yakıtı öfke. Bir duruma, olaya, kişiye karşı hissedilen alevlenme insanın içinden fışkırdı mı çata çota klavyeyi dövdürürken sözcükleri de bir güzel eğip büküveriyor. Astrolojide ikisine de Mars deniyor. Öfke ve yaratıcılık. Yoo yoo, öfkeli değilim, ama o öfke hissinin bir yılan gibi içimde kıvrıldığına şahit olduğum bir şeyin içinden geçip gittim. Veee… ta taam! İşte geldim burdayım, ben bu işte ustayım. Bildiniz, replikçilerden eski reklamcıyım. “İçimden” okumaya devam et

%d blogcu bunu beğendi: