Der ve Giderim

Kendime tarhunlu omlet yaptım. Üstüne tane karabiber çektim. Yanına taze ekşi maya ekmeği ve baharatlı çay (chai) koydum. Tabağı anında süpürdüm. Çayı ağır ağır içerken içim tatlı tatlı yanıyor, yazıyorum.

Ay Yengeç’te ve MC’de. Yemekten girmemin sebebi buymuş. Aklıma ne zaman yazmaya dair bir tema düşse anın gerçeği onu alıp başka bir yere götürüyor, sonra bir bakıyorum konu yine oraya bağlanmış.

Ay Yengeç’te demiştim. “Der ve Giderim” okumaya devam et

Kaos Terapisi

Diyelim ki kaosun bir bedeni var. Onu gözlerimizle görebiliyor, sınırlarını çizebiliyoruz. Üstümüze, yanımıza, çevremize, tepemize geldiğini anlıyoruz. Nasıl tepki veririz? Arkamızı dönüp tabanları yağlayarak kaçar mıyız? Elimizi kolumuzu öne arkaya savurarak iteler, tekmeler miyiz? Sağdan soldan üstten alttan ortaya doğru sıkıştırıp şekillendirir, düzenler miyiz? Yoksa bırak dağınık kalsın deyip bulunduğumuz yere mıhlanır, gelişini bekler miyiz?

Haziran’dan beri gerilemekte olan Neptün 20 Kasım 2016 Pazar direkt hareketine dönünce iç dünyamızda hissettiğimiz kaos etkisini dış dünyaya çevirdi. Şu an bu etkinin özellikle altındakiler 9 derece Balık ve yakın derece çevresindeki Başak, İkizler, Yay’dan oluşan değişken kuzenleri. “Kaos Terapisi” okumaya devam et

Bu Su Hiç Durmaz

 

Zihnime yazı cümlesi düşüyor.

‘Yüzmeyi geç öğrendim.’

Bir yerden hatırlıyorum. Yazmış mıydım? Blogumdaki arama satırına giriyorum. Karşıma çıkıyor. Kendimi tekrarlıyorum.

Basit cümleler kurmak istiyorum, karmaşık kitaplar okuyorum. Yazmayı düşünüyorum, okumaya başlıyorum. Rüyalarımda yürüyorum, uyanınca uzanıyorum. Ümitler denizinin hiçliğiyle gerçekler aleminin itçeki arasında kendi kendimi ‘diren’le hashtag’liyorum. “Bu Su Hiç Durmaz” okumaya devam et

Oyun

Sıkıntılıyım.

Ekran başına oturalı saatler oldu. Başladığım her yazıyı yeraltına gönderdim. Enter enter enter.

Görevdeyim.

Bulutlar dağılsın, kelimeler karından beyne çıksın diye bekliyorum. Yazacak çok şey var. Hiçbir şey yok.

Yok! “Oyun” okumaya devam et