Mesafe

Küçük şeylerde mutluluk arıyorum. Yirmi dört saat içinde üç kitap bitirmek gibi. Yazı teslimlerimi zamanından evvel göndermek gibi. Acil ve hemen yapmam gereken bir şeylerin olmadığı bir günde o boşluk hissiyle önce afallayıp sonra yavaşça bahçeye yerleşmem gibi. Ağaçların yapraklarını, üstündeki kirazları, gökteki bulutları, rüzgarla birbirlerini itelemelerini seyretmem gibi. Yaz serinliğiyle titreyip üstüme bir şey geçirmem, üşümeden hala dışarıda oturabilmem gibi. Yeni müziklerle unuttuğum iç ritimlerimi bulmam, öne arkaya sallanıp dudağımın kenarından yukarı kıvrılan yarı gülümsememi yakalamam gibi.

“Mesafe” okumaya devam et

Bedenin Aklı

Fabrika ayarlarımı bulmak, oraya dönmek istedim. Ayarlarını aradığım fabrikaysa değişip gitmişti. Tabii ben de.

Mayıs’tan beri üstüne çıkmadığım matıma oturdum. Yin yogayla hafif ve derin bir seriyi tamamladım. Her poza girer, içinde kalırken gözlerim doldu. Acıdı(m). Canımdan çok içim, kalbim.

Ne tuhaf. Bedenim tüm senenin yükünü çöpünü üstünde taşıyordu. Yoksa o gözyaşları niye?

Çok hoşuma giden bir alıntı okumuştum, şöyle bir şeydi:

Acı var, acı var. Bir zarar veren, bir iyileştiren.

“Bedenin Aklı” okumaya devam et

Günlerden Küçük Mutluluklar

Tabii fazla dayanamadım, daldırdım ellerimi toprağa. Hem de eldivensiz bir şeysiz. Cıbıl cıbıl, direkt temas.

Oh be!

İnsan dokunmak istiyor canım kardeşim. Sanal sanal çiçeklere bakarak, fotoğraflayıp iç çekerek, çiçek mandalaları boyayarak yetmiyor, olmuyor. Temas istiyor bu ten bu deri, temas.

Şöyle oldu. “Günlerden Küçük Mutluluklar” okumaya devam et

Türk Usulü Hygge

Coffee’yle akşam yürüyüşünden dönüşte apartmanın kapısında durduk. Sol elimi cebime atıp anahtarlarımı çıkarırken kuzey rüzgarı deli deli bastırıp üfürdü. Coffee burnunu o yöne çevirdi, uzun kahve kulakları iki yana havalandı. Ben gayri ihtiyari silkelendim, içim titremişti. Bir an önce evimize kavuşmak için anahtarı kilide basıp Coffee’yi apartmanın içine iteledim. “Türk Usulü Hygge” okumaya devam et

Bir Direk Tut

Son gecemiz. Uçhisar Kapadokya’da, Meditasyon Okulu’nun bahçesinde, ateş başındayız. Vofa Sesle Şifa Festivali’nin beşincisini tamamladık, kutluyoruz. Gök karanlık, yıldızlar deli parlıyor. Az sonra yeniay olacak, bizim görmediğimiz karanlıkta doğacak. Dileklerimiz hazır. Her neye niyet ettiysek yeniayla ateşe atacağız. “Bir Direk Tut” okumaya devam et