Yaşamak

Kaldığım yerden devam ettim. Boyadım. Çiçek yapraklarını hardal sarısıyla kontürledim, insan figürüne etten candan gül pembesi ten rengi verdim. Ağaç pozunu seçmişim, farkında değilim. Bana en sevdiğin yoga pozuna gir, kal desen işte bunu yaparım. Hem de sol ayağımın üstünde. Tam böyle. “Yaşamak” okumaya devam et

Had

Ahkam kesmeyi sevmiyorum. Belki de sırf bunu dediğim için ahkam kesiyorum. Her konuda mutlak ve kati kanıları olan toplumumuzun bir parçası olarak ben de kendi mecramda ileri geri yazıyorum. Sıkı dur, geliyorum.

Kendini bana raporluyorsun. Oraya buraya ismini cismini koyup izlememi istiyorsun. İzliyorum. Sana uzun uzun bakıyorum. Önce sana istediğini veriyorum. İzlenmenin zevkini. Dedikodu malzemeni. Şanını şöhretini. Halbuki mış gibi yapıyorum. Sonra hepsini senden geri almak için malzeme topluyorum. Ve başlıyorum. Bana verdiklerinle senin üstünü çiziyorum. Yaftalıyorum. Yargılıyorum. Neden mi? Çünkü seni tanıyorum. Nereden dersen ben toplumun nabzını elimde tutuyorum. Bak avcumun içine bak, nasıl pıtı pıtı atıyor o nabız görüyorsun. İşte onu o ‘pıtı’lıkta tutmak için senin nasıl olman gerektiğini, neyin doğru neyin yanlış olduğunu sana ben söylüyorum. Seni uyarıyorum çünkü hepsini senin iyiliğin için düşünüyorum. Ben seni düşünüyorum. Tabii bir de haddini bil istiyorum. Haddini bil, sen haddini haddini bil.

Ne o? Dediklerimi beğenmiyor musun? Eh, ben de seninkilere bayılmıyorum. Karşılıklı bir alışveriş bu görüyorsun. Herkes ötekini çizsin, üç yanlış bir doğruyu götürsün, birinin doğrusu ötekininkini dövsün. Bir doğru bir doğruya gel doğrudan doğruya bir doğrulama doğrusu doğrultalım demiş.

Sakın kavuşum halindeki Merkür-Jüpiter ikilisine sığınayım deme. Kendinden emin kanılarını sadece bugüne özel sanıp gevşeme. Busun sen, buyum ben, kibir ve hadsizlik konusunda hiçbirimize haksızlık etme.

..

Bildiklerini anlat, ama akıl vermeye kalkma.

Anlatılanları iyi dinle, ama hepsini doğru sanma.

Sessiz kalmak, bir şey bilmediğin anlamına gelmez.

Çok konuşmak da çok şey bildiğini göstermez.

Herkesi kendine eşit gör.

Her kim olursa olsun bir insanı küçümsemek akılsızlık, çok büyük görmek de korkaklıktır.

Cesaret akıldan gelirse cesarettir, bilgisizlikten gelirse cehalettir.

Mevlana

Sanatçı ve Zamanı / İstanbul Modern
Sanatçı ve Zamanı / İstanbul Modern

Yarım

Annemle babam seyahatteler. Kardeşim ve ben dahil dördümüz WhatsApp’ten yazışıyoruz. Annem İtalyanca başlıyor, buongiorno, oggi anche piova, andiamo bıttırı bıtbıt. Zorlayınca anlıyorum, ama İtalyanca bilmiyorum. Anlayabileceğim bir dilde yazışsak ne güzel olur, yazıyorum. Annem anladığımı iddia ediyor, babam oradan yetişiyor, sen de Italiano öğrensen ne güzel olur, diyor annen. Bir o eksik yarım bildiğim dillerde, diyorum, yarım Almanca, yarım Fransızca, üstüne bir de yarım İtalyancam olur, memleketin yarım kadınlarına bir değerim daha eklenir.  “Yarım” okumaya devam et

Bırak da Gel

CofKarda

İyi seneler.

2016’ya gelebildiniz mi? Gelmek için 2015’i geride bırakmak gerekliydi. Yoksa sırtımızda kocaman, dev bir yük. Bu ne yaşananları yok saymak ne de unutmak demek. Sadece bunların farkındalığıyla yola devam etmek. Zaten Güneş Sistemi’ndeki gezegenlerin geri hareketleri, duraklamaları dünya üstündeki canlıları, akışı, işleri, bizleri de geriletip duraklatıyor, geçmişin çözülmeyenleri yeri gelince gündemimize taşınıyor.
“Bırak da Gel” okumaya devam et

Yeniay Akrep’te: Bırak Gitsin, Kök Devam Etsin

Bugün bir kısım saçımdan kurtuldum. Birkaç hafta önce katıldığım sonbahara uyumlanma meditasyon çalışmasında üstümüzdeki kurumuş yaprakları aşağı süpürmemiz, hışır hışır yerlere döküldüğünü hayal etmemiz gibi saçlarımın birer birer yere düşüşünü izledim.

Düştükçe öldüler, öldükçe dağıldılar. Kupkuru, cansızdılar. Çürümeye hazır. Halbuki aynadaki ben hafiflemiş, aydınlanmıştım. Derim sanki bir katman sıyrılmış, cildim arınmış, yüzüm parlamıştı. Yerdeki saçlar biraz önce omuzlarımdaydı. Şimdiyse gerisin geri çıkmamak üzere ayaklarımın altında.

Mevsimsel olarak Akrep dönemi doğanın solup yapraklarını dökmeye başladığı zamanı ifade eder. Yapraklar çürür, ölür, ama toprak altında, derinlerde yaşam sürer. Akrep arketipi de işte o yeraltındaki derin gerçekliği bulup ortaya çıkarma derdindedir. Buna ulaşabilmekse ancak çürüyüp ölmek, arınarak yeniden doğmakla mümkündür. “Yeniay Akrep’te: Bırak Gitsin, Kök Devam Etsin” okumaya devam et