Mesafe

Küçük şeylerde mutluluk arıyorum. Yirmi dört saat içinde üç kitap bitirmek gibi. Yazı teslimlerimi zamanından evvel göndermek gibi. Acil ve hemen yapmam gereken bir şeylerin olmadığı bir günde o boşluk hissiyle önce afallayıp sonra yavaşça bahçeye yerleşmem gibi. Ağaçların yapraklarını, üstündeki kirazları, gökteki bulutları, rüzgarla birbirlerini itelemelerini seyretmem gibi. Yaz serinliğiyle titreyip üstüme bir şey geçirmem, üşümeden hala dışarıda oturabilmem gibi. Yeni müziklerle unuttuğum iç ritimlerimi bulmam, öne arkaya sallanıp dudağımın kenarından yukarı kıvrılan yarı gülümsememi yakalamam gibi.

“Mesafe” okumaya devam et

Günlerden Küçük

Sabahları henüz günle kirlenmemiş oluyorum. Tertemiz bir zihin, pırıl pırıl bir ses, sakin, dingin bir ev. İstediğim etki tam da bu. Sakin, dingin.

Duyduğum tek ses ısırıp da çiğnediğim tostun hırşhırşları. Çenemde, şakaklarımda yankılanıyorlar. küçük harfli.

Otomatik düzeltme k harflerini büyütüyor, ben onları küçültüyorum. Sakin, dingin, küçük sesli. “Günlerden Küçük” okumaya devam et

Günlerden Küçük Mutluluklar

Tabii fazla dayanamadım, daldırdım ellerimi toprağa. Hem de eldivensiz bir şeysiz. Cıbıl cıbıl, direkt temas.

Oh be!

İnsan dokunmak istiyor canım kardeşim. Sanal sanal çiçeklere bakarak, fotoğraflayıp iç çekerek, çiçek mandalaları boyayarak yetmiyor, olmuyor. Temas istiyor bu ten bu deri, temas.

Şöyle oldu. “Günlerden Küçük Mutluluklar” okumaya devam et

Beyaz Okyanus: Erzurum’dan Kars’a

İçimde beyaz bir okyanus açıldı. Benim okyanus dediğime ova, göl, yayla deniyor, ama gözün alabildiğine bembeyazlığın tanımını böylesi devasa bir aşkınlık dışında yapamıyorum. Sözcüklerim yetmiyor, sınırlarım yetişmiyor. Kavramsal olarak bildiğim en büyük coğrafi alanları okyanuslar ve çöller oluşturuyorsa ben okyanusu seçiyorum. Hem de Balık dönemi başlamışken.
“Beyaz Okyanus: Erzurum’dan Kars’a” okumaya devam et

Kök

O bir an önce büyüme hissinin ne zaman gelip zihnime konuşlandığını düşünüyorum da, onsekizi devirip reşit olma isteğiyle miydi yoksa okulu bitirip çalışma azmiyle mi, emin olamıyorum. Ve fakat net hatırladığım şu: bana çocuk muamelesi yapılmasını istemiyordum. Artık çocuk olmadığımı göstermek için gereken kişisel ispat sorumluluk almaktı. Kafamdaki formülü ise çalışıp para kazanmaktan geçiyordu. O zaman anne-babamdan özgürleşecektim, onlara eş bir yerde duracaktım, büyükler liginde oynayacaktım, kendi hayatımın yoluna bakacaktım.

Hayal. “Kök” okumaya devam et