Günlerden Exit

Yerde matımın üstündeyim. Yin yoga sonrası sırtüstü savasanaya hazırlık. Sol yanımda Coffee uzun ve derin uykusunda. Derste rahat bırakmayıp sürekli patilediği odamın kapısından içeri kendini aldırıyor. Girer girmez masa altı şiltesinde. Anında rüyalar alemi. Bende her zamanki gıpta.

Derin dinlenme pozuna girerken onun nefesleriyle hizalanıyorum. Elimi uzatıp başını okşuyorum, hazır kol mesafesinde aynı düzlemde yatmışken. Hocanın çaldığı tatlı, ninnimsi ziller çıkırdıyor yumuşak yumuşak. Ezan sesi yükseliyor dışarıdan. Cuma, namaz vakti. Birkaç caminin sesi aynı anda yankılanıyor, eko yapan mahalle vadilerinde. Cemaate akıl, covide hayır konuşmaları başlıyor peşisıra. Odamdaki mantra ve zillerin üstüne Cuma hutbesi remixlenmiş yeni nesil bir rap senfonisine dönüyor. I have a dream.

Sesli navigasyon zihnimde konuşuyor. Köprüden önce son çıkış. “Günlerden Exit” okumaya devam et

Günlerden Sıkışık

İçin sıkışık olunca başkasını yazmak zor. Gerçeğin neyse çıkan da o.

Bu sabah yine geçen haftaki gibi. Kendim için erken, herkes için normal, hatta belki geç bir saatte kalktım. Bir nevi Groundhog Day. Dün gece TRT 2’de oynuyordu, bense iki buçuk saatlik gece dersim için odamda bir üniteyi daha dinlemeye çalışıyordum. Her gün bir diğerinin aynı gibi, his bu.

Hah, kapı çaldı, kapıcımız geldi. Bu sefer açmıyorum, sipariş edecek bir şeyim yok. Oturduğum yerde sessizce çalan kapının ardındakinin gitmesini bekliyorum. Bu dönem de böyle geçip gitsin diye. Altta bir yerde ne zamana varacağı belli olmayan hep o beklenti. Biriktirdiğim ütüsüzler, içimin ütüsüzleri olarak duruyorlar bir ara el atıp düzelteyim diye. Ama el atacak hal yok. İçimiz bugün düz, yarın kırışık. “Günlerden Sıkışık” okumaya devam et

Günlerden Erken

Erken kalkan yol alır derler.

Ben erken kalkanlardan değilim. Uykuyu severim, ihtiyaç duyarım. Uykusuzluk beni aksi, huysuz, bet yapar. Ondan mıdır bilmem yol almam zaman alır.

Halbuki erken kalktığım sabahlarda, daha çok hava aydınlıkken bahardan sonra, ev sessizdir, benimdir. O evde tekbaşına olmakla evde birileri olup yine de evin tamamen sana ait olması hissi başkadır. Ayrı ayrı sevilesi.

Ev erkende sessizliğindeyken dışarıda yaşam uyanıştadır. Kuşlar öter, uzaktan geçen bir motor sesi duyulur, karşı komşunun köpeği havlar, iki kedi mavırdanıp birbirine meydan okur, alt bahçenin horozu öter, şehrin makineleri -hidroforlar, klimalar, jeneratörler, kombiler- alttan titreşen gizli sanayi sistemleri gibi çalışır durur. Birden ses kesilir. Şehir sanki durur. Sessizlik. “Günlerden Erken” okumaya devam et

Günlerden A-ha Evi

Bugün evle ilgilenme günüydü.

İki posta çamaşır yıkayıp kuruttum. Bütün evi elektrik süpürgesiyle süpürdüm, deterjanlı suyla tüm yerlerin üstünden geçtim. Yatak çarşaflarını değiştirdim, buruşuk çarşafları ellerimle düzleye düzleye ütüledim. Oldu mu oldu. Zaten ütüsüzlüğe alıştım.

Şu sürecin başından beri hiç ütü yapmadım. Eksik kalsın. Seanstan seansa dolaptan çekip aldığım tiril ve ütülü bir bluz geçiriyorum üstüme. Aynaya bakınca iyi geliyor. Tabii ekran karşısında da. Yoksa ütüsüzler yıkanıp yine o ütüsüzler giyiliyor. Problem yok, sıkıntı yok. Devam. “Günlerden A-ha Evi” okumaya devam et

Günlerden Özlem

özledim özledim

deniz kokusunu içime çekmek  / güneşi çıplak tenimde hissetmek / renkleri koklamak kokuları renklemek / sesleri dansedip dansları seslemek

özledim özledim “Günlerden Özlem” okumaya devam et

%d blogcu bunu beğendi: