Onay

Efenim, nerede kalmıştık?

Evladımı iyileştirdim, döndüm. Şimdi ayağımın altında sarı şiltesinde yatıyor. Karnı tok, sırtı pek. Birazdan vızırdanmaya başlar. Çıkma vakti geldi gelir. Yazdım yazdım, yazamadım başka bahara.

Zihindeki korku kalıpları bazen insanı çok kötü fena kilitliyor. Kuru korkular, hurafeler, kurgular, lerler ve larlar. Hangi çocukluk anına, hangi bilinçdışı bilgisine, hangi hafıza kalıbından, hangi yaşanmışlık ya da aktarılmışlıktan bağlanıyorsun da donup kalıyorsun, kimbilir ne, ama yaşanan gerçek oluyor işte. “Onay” okumaya devam et

Merhaba

Yeni yıldan merhaba.

Geçen seneyi kapamadan içten, yumuşak ve umutlu bir yazı yazmaya niyet ettim, olmadı. İçimde karanlık sözlerle bırakıp gittim gibi bir tortu kaldı. Halbuki insanın gerçeği neyse çıkan da o.

Sonra bugün birkaç sene önce yazdığım bir yazıyı Facebook sayfamdan birisi yeniden paylaştı, unutttuğum şu satırlar karşıma çıktı:

Cesaret, daha çok, umutsuzluğa rağmen yürüyebilme yetisidir.

“Merhaba” okumaya devam et

Eylül Bir

Güle güle yaz fotoğrafları dönüyor sosyal medyada. Aslında yaz daha tam bitmedi, ama mevsim değişiyor ekinoksa dek. O zaman resmen sonbahar. Şimdiyse hasat.

Bu yaz iyi tatil yaptım. Haziran ve Temmuz aylarının rüzgarlı havası, serin denizi sonrası Ağustos güneşi, çıkmamacasına kendimi kollarına bırakabildiğim deniziyle pillerimi doldurdum. Yokluğumda tüylü oğlumuz Coffee denizci oldu. Yani, olduğu kadar. Ama emeğini, uyumunu takdir etmeli. Kocaman kemik madalyaları haketti. Kendisi hayatında ilk defa yelkenliyle seyahate çıktı. Bu, Bey’le ortak hayallerimizden biriydi. Coffee’yle denizlere yelken açmak. “Eylül Bir” okumaya devam et

Ne istiyorsun?

Heyecanla stresin elele olduğu hissi bilir misin?

İngilizcedeki excited ile nervous birlikteliği diyebilirim. İkisinde de çarpıntılanırsın, ama bir tanesi ağzını kulaklarını vardırır, gözlerinden kalpler fışkırır, bir nevi aşklanma olur. Diğerinde kalp sıkışıklığı, sıkıntı, korku, gerginlik içini şişirir, karartır.

Bir şeyi yürekten ve çok istedim mi evren yolunu bulup kapıları pencereleri açar, onu ayağıma getirir. Bu benim hayatımda çokça başıma gelmiştir, ama bu pek bana özel bir şey değil. Eminim sen de benzerlerini yaşamışsındır. Bana özel olan kısım şu: “Ne istiyorsun?” okumaya devam et