Diyaloglar: Barınak ve Bu

Coffee’yle sabah yürüyüşü. Çıkmaz sokağa dönen köşedeki meyve ağacı neyi var neyi yoksa dökmüş, yerler ezilmiş çürümüş yemişlerden likör gibi kokuyor. Başında bir kadın, ağacın dalından koparıp koparıp şapır şupur yiyor. Coffee kadına hamle yapmaya yeltenirken hafif bir kayışı çekme hareketiyle uygun adım geçiyoruz. Arkadan kadının sesi yetişiyor.

  • Bir şey sorabilir miyim?

“Diyaloglar: Barınak ve Bu” okumaya devam et

Yazsam İyiydi

Yazsam iyiydi. Halbuki tüm gün etrafında dolandım. Onu yaptım, bunu yaptım. Yaptım yani. Bir dolu şey. Boş durmadım. Ama yazsam iyiydi. Yazmadım. Şimdi de yazmama halimi yazıyorum. Bu bir yazı mıdır, size soruyorum.

Günün umut nesnesini takdim ediyorum. Yokluğumuzda nöbet tutmuş, bizi beklemiş, sürprizini patlatmış, minik yapracığını içine ektiğim küçük kahve fincanından dışarı salmış şu mum çiçeği. Yapraklar tüm kış ikiydi, şimdi üç. Gerisi değil güç müç. Yaşam şu tipitoş haznede. İşte vizyon işte görüş. “Yazsam İyiydi” okumaya devam et

Diyaloglar: Çocuk ve Köpek

Coffee’yle bu sabah baharın habercisi sıcak güneşin, ılık rüzgarın tatlı miskinliğiyle Pazar yürüyüşüne çıktık. Bayırda baharlar açmış, kuru otlar yerini yeşillenmeye, çiçeklenmeye bırakmış. Martılar, kargalar tepede fır dönmede, deniz ve toprak kokusu rüzgarla süzülmekte.  “Diyaloglar: Çocuk ve Köpek” okumaya devam et

Bir Foto, İki Deneme I: Eyvalla

Yine aynı şey

Hep aynı şey

.

Bir elinde top

Öbüründe kemik

Sırıtan kelle

Adım adım ilerlemekte

.

Çember daralır

Burunlar havalanırken

Heyecan dorukta

Kuyruklar salınımda

.

Kim getirecek topu ha,

Kim getirecek?

Koşup alan kemiği kapar

Sona kalan dona yatar

.

Dön babam dön

Atanı kolla

Gözlerin baktığı

Menzili hesapla

.

Hadi şimdi

Fırla oğlum

Yakala!

.

Hop

Dur orada

Yetti ama ha

.

Kendini sahibim falan mı sandın

Ahmet ağa?

İki kemik üç topa

Kimi kandırıyorsun Allah aşkına?

.

Yok öyle yağma

.

Köpeğim ben köpek

Soytarın değil, haşa

Sen ufuklara bakadur

Hadi bana eyvalla

Eyvalla
Photo credit Erol Batislam

Kana Bulanmış Sakal

İnsan çocuğunu, kardeşini, babasını ve elbette bir kadını terkedebilir, bunların hepsini terketmek için geçerli sebepler bulunabilir, ama bir köpeğe belli bir süre baktıktan sonra terk etmeye kimsenin hakkı yoktur, demişti babası bir seferinde, o zamanlar henüz çocuktu ve bütün aile İpanema’da yarım düzine köpeğin gelip geçtiği bir evde yaşıyordu. Köpeklerin insanlarla yaşayabilmek için bastırdıkları kimi içgüdülerini tekrar ve tam anlamıyla geri kazanmaları imkansızdır. Sadık bir köpek sakat bir hayvandan farksızdır. Bu bağı bizim bozmamız mümkün değildir. Köpek bozabilir, ama bu epey nadir görülür. İnsanın buna hakkı yoktur, demişti babası. s. 18-19
“Kana Bulanmış Sakal” okumaya devam et

%d blogcu bunu beğendi: