Giden*

Şimdi bir bak bana. Yolda kendi ritmimde, sakin sakin yürüyorum. Ya da belki hızlı hızlı. Nasılsa öyle. Sonra birden adımımı öne atamadığımı farkediyorum. Bir şey geri çekiyor. Duruyorum. Yavaşça bir ayağımı geri atıyorum, sonra diğerini, sonra öbürünü, sonra ötekini. Böyle böyle geri geri yürümeye başlıyorum. Sen de on adım, ben diyeyim onbeş. Hadi gün hesabına vuralım. Her gün bir adım geri gitsem şöyle üç haftadan yirmibir gün geri giderim. Yirmibirinci güne ulaştığımda bir bakıyorum ayağım daha geri gitmiyor. “Giden*” okumaya devam et

Deneyim Konuşuyor

Yumuşak sınır

Yin yogada çok kullanılıyor. Pozun içine girdiğimizde o son sınır değil, onun bir gerisindeki yumuşak sınırda kalmak.

Dün seneyi kapama ve yeni yıla yeni niyetlerle girme ekseninde katıldığım Yin Yoga ve Ses Banyosu atölyesinde şunu farkettim.

O yumuşak sınırda kalabildiğin zaman sınır zaten yumuşuyor, açılıyor. Yumuşakça sınırla, sınırları yumuşat. Böyle bir geçişkenlik. Bu sınırsızlaşmak değil. Aksine ihtiyacın olan bedeninin, çatının, kalıbının içinde akabilmek, oynayabilmek, hareket kabiliyeti kazanmak. Sınırlar bizi koruyor, yeter ki onlara saygı ve sevgiyle dokunabilelim, gerektiğinde orada bekleyebilelim. “Deneyim Konuşuyor” okumaya devam et