Nezaketle

Bugün yumuşak bir yerden yazmak istiyorum.

Seneyi yumuşak ve nazik kapatma ihtiyacı; hırpalayıp sarsan olayları şefkatle sarıp sarmalama niyeti; Balık’taki Chiron-Mars kavuşumuyla geçmişin yaralarını sevgi ve teslimiyetle şifalandırma isteği; Terazi’deki Ay’ın gökyüzündeki eksik elementi -hava- tamamlaması; nazik, hoşgörülü, dengeli bir ilişkinin bugün duygusal olarak iyi ve güvende hissettirmesi… Çok sebebim var sarılmak, sevmek, gülümsemek, teşekkür etmek, dokunmak, tutmak, bırakmak ve daha ne çok için… “Nezaketle” okumaya devam et

Boşluk

Bu kadar ara yeter.

Haftada bir seans yapıyorum. Bazı arkadaşlarım bunu anlamakta zorlanıyor. Neden, diye soruyorlar. Diğer günler torbaya mı giriyor? Neden sadece bir gün?

Cevaplarım kimini tatmin ediyor, kimine ne söylesem yetmiyor. Bir haftaya yayılan boşluk doluluk dengesini kendimden yana boşluktan kullanmamın bilinen düzene karşı bir seçim olması tek kaşın kalkmasına, burun kıvrılmasına, cıkcıklanmaya veya telaffuz edilmeyen ama iç ses titreşimleriyle hissedilen tuhaf bir aktarıma gelebiliyor. Kontrolse kontrol, sınırsa sınır. “Boşluk” okumaya devam et

Dolunay Kova’da: Özgün Bir Dil

23 Temmuz’da Aslan’da ilerlemeye başlayan Güneş ateşli mizacını aynı bir aslan gibi ortaya koydu ve sahne aldı. Hava çok sıcak!

Meterolojinin astrolojiyle direkt alakası yok, ama durum uygun. Hava sıcak, bizler de aslanlar gibi ateşliyiz. Biraz serinleyelim mi?
“Dolunay Kova’da: Özgün Bir Dil” okumaya devam et

Evre

Taşındık.

Bey, Coffee, ben pılımızı pırtımızı toplayıp toplatıp toplaşıp yan mahalleye geçtik. Hayatın yeni bir semtine. Bu birlikte yaşadığımız dördüncü ev, dördüncü muhit, dördüncü evre. Ne evresi olduğunu şu an kestirmek mümkün değil, ama bir evre, o kesin.

Her taşınma bir evre anlamına gelir mi?

Belki. Belki değil. “Evre” okumaya devam et