Rastgele

Nasıl bir yıldı, insan unutuyor. Ne detaylar ne kilometre taşları kalıyor. Sadece üstünde koca bir yük ya da hafiflik. Kalan tortu neyse gerçek o. Üçyüzaltmışbeş günden oluşan koca bir yıl hızlı tüketim maddesi gibi bitiriliyor, otomatik pilotta mı geçiriliyor, yoksa yaşananların ağırlığı bu savunma mekanizmasını ister istemez öne mi sürüyor?
“Rastgele” okumaya devam et

Ara ki Bulasın

Hayatı kitaplarda arıyorum. Masamda üst üste açık ve kapalılar. Kiminde satır altları çizilmiş, kiminde paranteze alınmış, kiminin üstüne ağırlık konmuş, kiminin kapağı kapatılmış. Roman, deneme, kişisel gelişim, astroloji..

Ne yapacağım bu kadar okumayı?

Misal, biz İstanbullular Ankaralılarla konuşurken neler yaparmışız. “Ara ki Bulasın” okumaya devam et

Evre

Taşındık.

Bey, Coffee, ben pılımızı pırtımızı toplayıp toplatıp toplaşıp yan mahalleye geçtik. Hayatın yeni bir semtine. Bu birlikte yaşadığımız dördüncü ev, dördüncü muhit, dördüncü evre. Ne evresi olduğunu şu an kestirmek mümkün değil, ama bir evre, o kesin.

Her taşınma bir evre anlamına gelir mi?

Belki. Belki değil. “Evre” okumaya devam et

Çık Dışarı

Uçak alçalmaya başlamış, kabin anonsu yapılmıştı. Genç kadın tuvalette, gözyaşları içindeydi. Tam olarak neye ağladığını bilmiyordu. Belki içtiği bir kadeh kırmızı şarap çarpmıştı, belki sonlanmanın hüznü.

Hostes kapıyı sert ve seri şekilde tıklattı.

Ma’am?

Islak gözlerle kapıyı açtı.

Please return to your seat, we’re about to land. “Çık Dışarı” okumaya devam et