Sonunda

Temmuz’u sevmeye karar verdim.

Hem de ayın on beşi olmasına rağmen.

özgür uçuyor içimde kuşlar sonunda

bir bir silinir tenimden izler izler

sensiz coşuyor içimde sesler sonunda

“Sonunda” okumaya devam et

Naomi, Orospu, Sevgili: Aslan Zamanı Okuma Serüveni

Şöyle tadı damağımda kalacak aşk dolu bir roman okuyayım istedim yazın göbeğinde. Ağustos gelmiş, sıcaklar basmış, Aslan’daki gezegen yığılımıyla aşk, meşk, keyif, yaratıcılık, ihtişam ve gurur vurguyu bol kepçeden almış.

Arayıp taradım kitapçı raflarını, internet sayfalarını, edebiyat dergilerini. Öldüğünden beri iki kitapta bir okuyageldiğim Gabriel Garcia Marquez’den Benim Hüzünlü Orospularım’ı attım ilk sepete. Arkadan da Tuna Kiremitçi’nin Sonun Geldi Sevgilim’ini. Ama başlangıç ateşini bunlar vermedi. Aslan arketipinden bir yazar mı arasam derken kendimi Junichiro Tanizaki’nin Naomi’siyle başbaşa buldum, 1920’lerin Japonya’sına uzandım. “Naomi, Orospu, Sevgili: Aslan Zamanı Okuma Serüveni” okumaya devam et

Yine Okullu Olduk, Sahaları Doldurduk

Okullu olmak, bir kuruma, kültüre bağlanmak bize ne katar?

Eğitim?

Disiplin?

Aidiyet?

Paylaşım?

Cevap veriyorum.

Hepsi.

Geçen hafta katıldığımız turnuva dolayısıyla 20 sene öncesine döndüm. Önce mezun olduğum okula gidip bizim zamanımızda varolmayan sahasında antrenman yaparak, daha sonra turnuvayı düzenleyen okulda iki maç yapıp ödül törenine katılarak.

Bu okullar arası bir turnuva olduğu için sadece bizim okul değil, 100 yıllık başka okullar da vardı. Ve tabi bu okullarda bizim dönemimizde okumuş tanıdık simalar. Kimi eşiyle, kimi çocuğuyla, kimi dönem arkadaşlarıyla aynı sportmen tavırda, eğitim, disiplin ve paylaşımla ait oldukları dönemi ve okul kültürlerini temsil etmek üzere ordalardı. Sanki hiç zaman geçmemiş gibiydi. Yine okuldaydık. Hem tatlı rekabette hem vazgeçilmez paylaşımdaydık.

Ben bu vesileyle hem turnuvayı düzenleyen Işık Lisesi, hem de katılımcı olan kendi okulum Üsküdar Amerikan Lisesi’yle gurur duydum. Hem böyle bir girişimde bulunulduğu, hem de mezunlarını okula bağlayacak ve varlıklarını devam ettirecek sebepler yarattıkları için. Ve sadece bu okullar değil, diğer katılımcılar olan Amerikan Robert Lisesi, Saint Benoit Lisesi, Saint Michel Lisesi, Notre Dame De Sion Lisesi, Vefa Lisesi, Darüşşafaka Lisesi, Şişli Terakki Lisesi, Galatasaray Lisesi, Pangaltı Lisesi, Getronogan Lisesi, Haydarpaşa Lisesi’ni de buraya dahil etmeliyim.

Şimdiki eğitim sistemi, özel okullar ve devlet okullarının birbirinden farkları, 4+4+4’ler tartışıladursun, bu okullar ve mezunları yirmi, belki de daha fazla sene öncesinin eğitim, öğretim sisteminin çok iyi örnekleri olarak karşımda duruyorlardı. Kendilerinden sonra gelecek nesillerin de en az kendileri gibi olmasını diledim içten içe, belki biraz karamsarlıkla, yine de umutla.

Turnuvaya gelirsek;

Final maçında gerçek bir takım çıktı karşımıza. Tevekkeli sonradan öğrendik ki haftada iki gün antrenman yapıyorlarmış her hafta. Güzel maç oldu, top döndü. Biz geç ısındık, ilk seti verdik. İkinci seti ise arayı 10 sayı kadar açarak biz önde götürdük. Sonra servis kaçırıp savunmada hatalarla 26’ya uzayan seti 26-24 verdik.

Bu da bizi turnuva ikincisi yaptı, gümüş kupayı kaptık. Ama bunun ötesinde yıllar sonra böyle bir vesileyle biraraya gelmek, bizim zamanın diğer okullarıyla tekrar tanışmak, kaynaşmak ve spor yapmak her şeyden öteydi.

Suratlarımızdan okunmuyor mu?

%d blogcu bunu beğendi: