Ay Günlüğü | 7

Salonu havalandırdım, tül perdeleri çektim, lambaları tek tek söndürdüm, birini bıraktım. Evin içinde ileri geri dolaştım. Mutfağa gittim, tezgahı topladım, salona döndüm, televizyonu kapadım. Sehpanın altında benim yönümü gösteren bir burun ve iyi görmeyen gözlerle izlendiğimi hissettim. Arada kısık bir vızıltı. Unutma beni.

Evin kapısını kilitledim, dönüp salondaki sehpanın altına baktım, bekledim. Birbirimize dönük karşılıklı bekleştik. Yanına gidip onu sehpanın altından kaldırdım. Önce o önden ben arkadan, sonra beraber yanyana hole doğru yürüdük. Çalışma odama uğradım, bilgisayarımı aldım. Odanın kapısında beni bekledi, çıkmamla dönüp yanıma geldi. Holde yan yana durduk. Haydi dedim, sırtına hafifçe dokundum. Beraber yatak odasına doğru yavaş yavaş uygun adım yürüdük. Tırıs tırıs patiler, pıtı pıtı terlikler.

“Ay Günlüğü | 7” okumaya devam et

Boğa

Kısa uğrayıp çıkacağım.

Her sene baharda çiçeklerimi elden geçiririm. Kimilerini tazeleyip yeniler, topraklarını havalandırır, desteklerim. Bitki besini alıp iyi sulardan içirir, içini dışını bir güzel sularım. Kış için içeri aldıklarımı balkona çıkarır, arka balkona -güneşli olduğu için- geçirdiğim diğerlerini ön balkona taşırım.

“Boğa” okumaya devam et

Isı

Her akşam mum yakıyorum. Kış yazı yerini kara kışa bırakınca evin içine doğamayan güneşi taşıma su, pardon, taşıma ateşle harlama gayreti. Harlamak da değil, sadece yanık tutmak. Pıt pıt fitilini yaka yaka, küçük küçük kıvılcımlarını ata ata, yumuşak yumuşak patlaya patlaya yansın erisin sönsün tütsün. Sonra yine yakalım, yansın yansın yansın. Yoksa ne harlayacak ne harlanacak hal.

Damar yolum açılmış da dizileri doğrudan şırıngayla zerk ediyormuşçasına peşpeşe izliyorum. Yazmış mıydım? Yazmışımdır. Daha yenilere başlayamadığım için içerikler halen tekrarlardan. Son takıntım Amazon’daki Hanna. Keşfetme sebebim tamamen duygusal. Değil değil, Spotify’ın bana önerdiği Aurora’dan bir müzik. Buyrun dinleyelim. Midas Touch.

“Isı” okumaya devam et

İlgi

İyi seneler.

Nasılsınız? Nasıl hissediyorsunuz?

Taze ve yeni bir seneye girmiş gibi mi yoksa eskisinden devam eder gibi mi?

Astrolojide bir yaşam fazını anlatırken kullandığım bir replik aklıma geliyor:

Evren senin ne hissettiğinle ilgilenmiyor, kabullenmenle ilgileniyor.

Böyle deyince belki sert belki kopuk belki indirgemeci ya da tahakküm edici gelebiliyor.

Ya da sadece olduğu gibi.

Neyse o.

“İlgi” okumaya devam et

An Meselesi

Odanın kapısını açıp dışarı çıktım. Adımlarımı saydım.

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on, on bir, on iki, on üç, on dört, on beş, on altı, on yedi, on sekiz, on dokuz, yirmi, yirmi bir, yirmi iki…

Deniz kıyısındayım.

“An Meselesi” okumaya devam et
%d blogcu bunu beğendi: