An Meselesi

Odanın kapısını açıp dışarı çıktım. Adımlarımı saydım.

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on, on bir, on iki, on üç, on dört, on beş, on altı, on yedi, on sekiz, on dokuz, yirmi, yirmi bir, yirmi iki…

Deniz kıyısındayım.

“An Meselesi” okumaya devam et

Çabasız

Çabasız çaba ne demek?

Bu sabahki meditasyonun sorularından biri bu. Daha az şeyle daha çok şey yapmak.

Birden evdeki eşyalar üstüme üşüşüyor. Daha az olabilir mi tartıyorum. Bizden daha kalabalık, çok parçalı, dolu dolu evleri mekanları düşünüyorum. İçim sıkışıyor, hemen zihnimden silip gönderiyorum. Minimalist, geniş mekanları getiriyorum gözümün önüne, sadece boşluk hissini değil, ruhu ve sıcaklığı da beraberinde taşıyanları özellikle. Bir bitki, bir tül, bir gün ışığı, bir zarif rüzgar zili. Şimdi balkon kapısındaki tüle vurmuş hafif güneş ışığı o dingin yumuşaklığı veriyor. Halbuki dışarıda çöp kamyonu. Sabah yedi servisinde ağır metalik tangırdamalar gürültülü motor ve teker sürtmesiyle çarpışıyor. Çünkü burası büyükşehir. Çok şeylerimizi tüketip attığımız çöplerimizi topluyor bağıra bağıra, siz yerken iyiydi biz mi susacağız arkanızı temizlerken der gibi.

“Çabasız” okumaya devam et

Rezerve

Saat beş istasyonundan bildiriyorum. Kart basmaya geldim. Bir arkadaşa bakıp çıkacağım.

Bu sefer ben kaşındım. Dün gece birkaç kadeh şarap içtim. Pandeminin bu seneki yüzünde iyice anneme benzedim. İçkiyi iki kadehin üstüne çıkarırsam uykularım kaçıyor. Uyku kaçacak yer arayınca her şey bahane yani. Olsun. İçerken iyiydi. Boğa’daki yeniay gecesine azıcık haz unsuru kattım. Sonuçlarını bile bile insanın canı çekiyor işte. Sefanın cefasızı bu ara evde yok.

“Rezerve” okumaya devam et

Şahit

Aylar sonra uykusuz bir gece daha. Sabah dörttü gözümü açtım, onbeş dakikada bir saate baktım. Sonunda pes edip kalktım. Şimdi tam beş.

Halbuki dün gece en iyi yabancı film Oscar’ını alan Another Round filmini beğeniyle izlemiş, nispeten iyi hislerle yatmıştım. Endişeyle korku karışımı bir sıkışıklık ve çarpıntı var kalbimde. Yatsam olmuyor kalksam olmuyor. Nereden çıktı bu denecek halim de yok çünkü var. Hangimizin yok? Özel bir durum değil, bütünün kişideki temsiliyeti.

“Şahit” okumaya devam et

Kara Güneş

Nerede kaldığımı unuttum. O kadar ara vermişim gibi. Sebep, ekran başında geçirilen saatler, evde yapılması gereken işler, bunalıma girmekle girmemek arası tutunma çabaları, bir gün daha geçti ve zamana bir çentik daha atıldı tadında kayıp hisleri.

Mesela dün Coffee’yle yürürken bahçedeki baharların açtığını, pembelerle beyazların birbirine karıştığını farkettik. O kokladı, ben gördüm. Bir minnacık tomurcuk gül sıkı sıkıya sarılı yapraklarının içinde salındı rüzgarla önümüzde. O zaman geldi. Bahar. Boğa dönemi. Yaşasın. Ve bir burukluk.

“Kara Güneş” okumaya devam et