Kış Tüneli

Nerede kalmıştık?

Bitmeyen bitirme listelerinden devam ediyorum.

Bu sene, yıl gerçekten bitiyor gibi hissediyorum. Seviniyorum. 31 Aralık 2018 geceyarısı bir kapı kapanacak ve bu yıl noktalanacak. Bayağı Satürniyen. Zati yeni yılın hemen altıncı gününde Oğlak’ta Güneş Tutulması var. Sıkıyorsa bir kapıyı kapayıp da yenisini açma.

Yeni yılın ilk günü, üç yüz altmış beş günlük yepyeni bir dönemin hemen başında bambaşka bir ruh hali, farklı bir boyut, açılmış bir zihin, temiz bir kalp, tazelenmiş bir beden ve daha bir dolu yenilik içeren enerji, temas, olay olacak mı bilmiyorum. Özellikle beklentim yok, ama niyetlerim bu ve benzerleri. Olursa kollarım açık. Ey 2019 tutulmaları, duyun sesimi!

“Kış Tüneli” okumaya devam et

It Gonna Come

When in doubt, write on” demiş Warren Adler.

İç dünyam sürekli bir arifede sanki. Beş aydır uykudaki Satürn’ün dış dünyaya ağır ağır dönüşünü iliklerime kadar hissediyorum. Arife dönemi diyorum demesine de geç kalmışlık hissiyle de kavruluyorum. “İnsan kendine hep geç kalır, seçilmiş kişiler dışında” demişti hocam bir zaman. “It Gonna Come” okumaya devam et

Çalakalem

Kısıtlı zamanda ne yazılabilir?

Eşitlik

Demek ki eşitlik edebiyatta da yokmuş. Üçüncüsüne katıldığım 5 Hafta 5 Roman kursunun şimdiye kadarki tüm seçkisinde sadece bir kadın yazar olduğunu ancak Adalet Ağaoğlu’nu okuyunca anladım. Onun meselesi de kadın olmaktan ziyade insan olmak, eşitliği, adaleti ve düzeni sorgulamak üzerine. Bu sorgulamanın içindeki kadının yeri ne? Yoksa Ölmeye Yatmak ve Aysel’in bu seçkide işi ne? Eleştirim kime? “Çalakalem” okumaya devam et

Sarı Saçlı Kadın

Saç bir kadın için mühim mesele. İster doğal renginde ister boyalı, ister bakımlı ister salmalı. Saç dediğin dış dünyada taşıdığın imajın ayrılmaz bir parçası.

Kavun gibi sarı doğup toprak gibi kumral serpilmişim, ama bunun yakın zamana kadar pek farkında değildim. Kapağı liseden üniversiteye atar atmaz doğanın verdikleriyle yetinmeyip saçlarımın rengini adım adım açmaya yeltendim. Aslen kendimi hep sarışın bildim. Sarı saçlarımdan ben sorumluydum. Işığa doğru uçan sinekler gibi ben de limonun elli tonuna kapılıyor, kendim ve ötekinin büyülenen bakışlarıyla daha da açığına davranıyordum. “Sarı Saçlı Kadın” okumaya devam et

Kerteriz

Norah Jones solumdan buğulu tatlı söylüyor.

Sitting alone in the old rocking chair..

Bu kadının albümünü en son ne zaman almıştım? Sene 2012, yer New Orleans. Birleşik Astroloji Konfereansı UAC için onbeş sene sonra Amerika’dayım. Bir garip Satürn döngüsünün ortasında, astrolojiye giriş tadında. Konferans dışı bir gün kendimizi şehir dışında bir Barnes & Noble’da bulmuşuz. Kitap, CD neyin koridorlar arası çene üstü salyalar içinde dolaşıyoruz. B&N’da çalan parça bildik değil, ama kadın vokal tanıdık. Kulağım hemen yakalıyor. A! Bu Norah. Albüm mü çıkarmış? Kendimi yeni çıkanlar duvarı önünde buluyorum. İşte, Little Broken Hearts ordan bana gülümsüyor. Hemen duvardan bir tanesini söküp alıyorum. Evet, display CD’sini alıyorum. İçimdeki coşkun kişi taptaze müziği duyunca kural tanımıyor. Anında kasadayım. Oh, bir huzur. “Kerteriz” okumaya devam et