Yaş

Kırk sonrası aldığım her bir yaşla sanki bir katman daha eksiliyorum. Yedi tülden biri daha düşüyor, bir nebze daha çıplaklaşıyorum.

Yaş almak bir artış ifadesi mi, düşünceye dalıyorum.

İnsan çıplaklaştıkça artar mı – bazı şeylere ihtiyaçsızlaşıp kendine yeter mi? Katmanları arttıkça eksilir mi – aldıkça doymaz, yetmez, bitmez, kendi dibinden kesilir mi? Sütü kaynatıp kestiren insan, kendini kaynatıp kaymağını suyundan ayırabilir mi?
“Yaş” okumaya devam et

Dolunay Yay’da: Anlam Sisin Ötesinde

Haziran’a girdik, hava yaz tadında değil. Kafasına nasıl eserse, gelgitli. Göklerdeki harekete, bu gecenin Dolunay’ına uygun, bulamaç gibi. Hava kararınca tabak gibi bir Dolunay görme umudu var insanda, ama o da bulutlar, sisler, puslar ardında. Çıplak gözle görmek kısmet olacak mı acaba?

İstanbul’a göre meteorolojik ve astrolojik gökyüzünün belki tesadüfi belki manalı paralelliğinden çıkarmak gereken ne?

Yay sezgisel biliş, üst bilinç ve anlam arayışını ifade eder. Olayları bütünsel olarak algılar, ortaya çıkardığı gerçeğin üstüne anlam koyar. Karşıtı İkizler ise temel bilgiler ve öğrenimi, rasyonel zihni, mantık çerçevesini ifade eder. İkizler ilköğretimse, Yay üniversitedir. İkizler ne sorusunun cevabını, Yay neden ve nasılın ifadesini arar. Demek ki İkizler – Yay karşıtlığındaki gökte Yay’daki Dolunay bize anlam içeren bilgi, iletişim ve öğrenmeye dair birtakım ortaya çıkışların olacağını ifade ediyor. Her Dolunay’ın bir farkındalık, karar ve içsel gerginlik zamanı olduğunu hatırlatarak. “Dolunay Yay’da: Anlam Sisin Ötesinde” okumaya devam et

Taht

Kalça kemiklerinin üstüne oturdu, bağdaş kurdu. Kucağına yastık, üstüne laptopunu aldı. Ekranda boş bir sayfa açtı, camdan dışarı baktı.

Puslu, ıslak bir öğleden sonraydı. Her yerden uyku, miskinlik, uyuşukluk akıyordu. Damla damla uyuşukluk. Şıp şıp şıp.

Yan apartmanın çatısından öteye bir martı uçtu, vadi üstünde süzüldü. Üç defa kanat çırptı, çamın tepesine kondu. Pıt pıt pıt. “Taht” okumaya devam et

Hayallerim, MacGyver ve Ben

Birden farkettim. Kırktan sonrasını düşünmemişim. Kafamda ne bir imge, ne bir kurgu, ne bir duygusal tortu. Yok. Tüm hayalleri kırka kadar yığmışım. Olanlar olmuş, dolanlar dolmuş. Hayat kırkta bir yerde durmuş.

Kırk ne demekmiş peki? İş güç mevki sahibi mi? Evli barklı köpekli mi? Maddi manevi hayallerine ulaşmış mı? Yapılacaklar listesine tikler atılmış, oyun sonlanmış mı?

Truman fırtınalı denizde yelken açmış, dalgalar aşmış, sonunda duvara çakmış, koca bir delik açılmış.

Tak tak tak. Kimse yok mu?
“Hayallerim, MacGyver ve Ben” okumaya devam et

Ateş

Ateş

Ateş yakar mısınız?

Belki doğada, açıkhavada, yıldızların altında. Belki şöminede, kuzinede, kışın soğuğunda.

Yakma hazırlığında nasıl bir hal içinde olursunuz? Odunları, dalları itinayla seçer, yerleştirir misiniz? Açısını, havasını ayarlar mısınız? Destekleyici kağıt, çıra bulur, aralara sıkıştırır mısınız? Üzerine yanıcı madde döker misiniz, doğal mı deneyelim dersiniz? Çakmak mı çakarsınız kibrit mi yakarsınız? Kibritiniz uzun mu olur, standart bakkal pakedi mi? Yanan kibriti atınca oldu bu iş deyip gider misiniz, başında bekler misiniz? Tütmeye başlayınca ince ince üfler misiniz, elinizde bir gazete, kağıt, yelpaze tüteni yeller misiniz? İlk küçük alev -pof- diye yükselip havayla buluşunca ne hissedersiniz?
“Ateş” okumaya devam et

%d blogcu bunu beğendi: