8 Mart

Kadınlar Günü’ydü ve ben o gün elimde bir kadın yazarın kitabını tutmak, günü hemcinsimin temsiliyetiyle onurlandırmak istiyordum. Hem tanrıça arketipleri üstüne bir seminere, Taksim’e gidiyordum. Meydana çıkan tüm metro çıkışları kapalıydı, sadece Gezi Parkı tarafına tek bir çıkış vardı. Tüm meydan polis bariyerleriyle çevrilmişti. Yine de akın akın kadınlar, genç kızlar, insanlar yürüyor, devam ediyorlardı. “8 Mart” okumaya devam et

Güneşine sağlık Jüpiterim: Amerikana

Yakın zamanda dinlediğim bir astrolog, haftanın iki gününü Güneş’inize ayırın, demişti. Yani haftanın her günü Güneş’inizle kahramanın yolculuğunda olmak için debelenmeyin ya da başka başka işler güçler angaryalarla uğraşıp Güneş’inizi de unutmayın gibi bir önerme.

Parantez aç. Güneş kalbimiz, ruhumuz, özümüz, varlık sebebimiz, hani burç diye bildiğimiz (sadece ondan ibaret olmasak da varlık sebebimizin merkezi, çekirdeği), arketipsel yolculuğumuz, bilincimiz. Parantez kapa.
“Güneşine sağlık Jüpiterim: Amerikana” okumaya devam et

Bitmedi

Kaldığım yerden devam ediyorum.

Psikolojiden yüz (rakamla 100) almış, eğitim modülünü zirve yaparak bitirmiştim. Sen misin?

Rüyamda Murat Gülsoy’dan sıfırı (rakamla 0) çektim. Otur sıfır. Böyle demiyordu tabii, ama saman kağıdının üstündeki içi boş yuvarlak ve üstüne çizilmiş, sıfırın sınırlarını aşan tuhaf artı şeklini (sanki boş bir doğum haritasına evrilmiş içi boş rakamı) tutuyordu yüzüme. En tepeden en dibe. Rüyada da kendime bunu diyordum. Önce kanatlanıp sonra çakılmak. Demek ki böyle bir kutupsallık. Ya zirve ya yeraltı. Öğrenmede ya siyah ya beyaz. Jüpiter Akrep’te. “Bitmedi” okumaya devam et

Kapaklar Açık mı?

“Bir insandan nefret ettiğimizde onda kendi içimizde gömülü bir şeyden nefret ederiz,” dedim, dolap kapaklarını açık bıraktığımdan yakındığında. “Bizim içimizde olmayan bir şey bizi rahatsız etmez.” “Ben dolap kapaklarını hep kapatırım,” dedi Epsilon. “Ama kalbinin kapısı sonuna kadar açık duruyor,” dedim. “Evet, aslında bunda haklısın,” dedi Epsilon. 

Hızlandıkça Azalıyorum, Kjersti Skomsvold

Bayram

Bangır bangır düğün çalıyor yakınlardaki köylerin birinde. Düğün çalmak diye bir şey yok, tamam, ama anladınız ne demek istediğimi. İki bayram arası düğün olmaz derler, ama bizzat bayramı bağlayan bir durum yok. Kökleyin o zaman.

Körolasııı çöpçüleee-hee-eeerr.
“Bayram” okumaya devam et