Ne istiyorsun?

Heyecanla stresin elele olduğu hissi bilir misin?

İngilizcedeki excited ile nervous birlikteliği diyebilirim. İkisinde de çarpıntılanırsın, ama bir tanesi ağzını kulaklarını vardırır, gözlerinden kalpler fışkırır, bir nevi aşklanma olur. Diğerinde kalp sıkışıklığı, sıkıntı, korku, gerginlik içini şişirir, karartır.

Bir şeyi yürekten ve çok istedim mi evren yolunu bulup kapıları pencereleri açar, onu ayağıma getirir. Bu benim hayatımda çokça başıma gelmiştir, ama bu pek bana özel bir şey değil. Eminim sen de benzerlerini yaşamışsındır. Bana özel olan kısım şu: “Ne istiyorsun?” okumaya devam et

Değdi

Üstüne uranüs mavisi bir döpiyes giymiş, anneannemin evine gelmiş. Saçlarını kısacık kestirmiş. Biraz siyasi, erkeksi, ama havalı. Kızıl hem saçı, mars sıcağı. Boynunda güneş sarısı ipek fuları. Değişmiş. İçeri giriyor topuklu ayakkabılarıyla. Asansör bozulmuş, meğer ta dördüncü kata o topuklarla tırmanmış. Yüzünde koca bir gülümseme. Mutlu. Niyeyse. Beni görmek istemiş. İyi de niye anneannemin evi? Anneannem aramızdan ayrılalı geçmiş kaç yıl, o apartman yıkılıp yerine yenisi dikileliyse birkaç yıl daha. Deşmese o yaraları. “Değdi” okumaya devam et

%d blogcu bunu beğendi: