Deneyim Konuşuyor

Yumuşak sınır

Yin yogada çok kullanılıyor. Pozun içine girdiğimizde o son sınır değil, onun bir gerisindeki yumuşak sınırda kalmak.

Dün seneyi kapama ve yeni yıla yeni niyetlerle girme ekseninde katıldığım Yin Yoga ve Ses Banyosu atölyesinde şunu farkettim.

O yumuşak sınırda kalabildiğin zaman sınır zaten yumuşuyor, açılıyor. Yumuşakça sınırla, sınırları yumuşat. Böyle bir geçişkenlik. Bu sınırsızlaşmak değil. Aksine ihtiyacın olan bedeninin, çatının, kalıbının içinde akabilmek, oynayabilmek, hareket kabiliyeti kazanmak. Sınırlar bizi koruyor, yeter ki onlara saygı ve sevgiyle dokunabilelim, gerektiğinde orada bekleyebilelim. “Deneyim Konuşuyor” okumaya devam et

Yeniay Yay’da: Sınırlarını Aşmakla Eritmek Arasında

Ay’ın Akrep’te ilerlediği günler hep içim sıkışıyor. Sanki kalbimi demirden kıskaçlarla kelepçelemişler, sıktıkça sıkıyorlar. Karanlık, koyu, göz gözü görmeyen bir dünyaya çekildiğimi hissediyorum. Gözlerimi kocaman açıp ne olduğunu görmek istiyorum. Ne kadar açsam o kadar körleşiyorum. İstemeye istemeye gözlerimi kapatmak zorunda kalıyorum. O zaman o karanlığın dehlizlerinden yukarı doğru çıkanı iç gözümle anlayabiliyorum. Dış dünyanın ışığı, mercek ayarıyla tepeden bakmayı bırakıp aşağı indiğimde, kuyunun içine girdiğimde ışığa ya da gözümü açmaya ihtiyacım olmadığını görüyorum. Evet, kör gözlerle görüyorum. Görmek için sadece göz gerekmediğini farkederek.

Dün Ay Akrep’te, Balsamic halde, kapanan fazdaydı. Bir önceki Akrep Yeniayı’nın başlattığı döngüde büyüyüp de olgunlaşamamış ya da geriye sadece çürümüşlüğü kalmış ölüler, sıkı sıkıya anlamsızca elde tutulanlar, korkular, kontroller, karanlık güçlere dair bırakmam gerekenler çığlık çığlığa haykırıyordu sanki. İçim ciyaklıyordu, ben susuyordum. Karanlığa gömülü tabutumun içinde bir sonraki döngüyü bekliyordum. Kabuk mu değiştiriyordum? Yeniden mi doğuyordum? Belki de Westworld’de hafızası sıfırlanıp tekrar tekrar aynı rüyayı gören park sakinleri gibi yaşıyordum.
“Yeniay Yay’da: Sınırlarını Aşmakla Eritmek Arasında” okumaya devam et

Uyku

İçim uyuyor. Ruhum uyuşukluk, halsizlik, isteksizlikle kış uykusunda seyiriyor. Şu ekranın ışığı nasıl da gözümü alıyor. Kıs biraz, kıs kıs. Uyuyorum, uyandırılmak istemiyorum.

Ruhum uykudayken bedenim uyanık kalabiliyor mu? Günlük rutinlerim, temel mecburiyetlerim olmasa belki o da kendi mağarasına çekilecek, kıvrılıp yatacak. İki avucum birbirine yapışık, ellerim üst üste, ılık ılık kulağımın altında. Ağzım tatlı tatlı şapırdayacak, burnumdan dışarı hımlı nefesim çıkacak, dizlerim karnıma çekilmiş, bedenim kendi kendime sokulmuş uyuyacak. “Uyku” okumaya devam et

Neptün Karesine Giriş

Kalp

İnsan bilgiyi en iyi nasıl içselleştirir? Okuyarak, öğrenerek, sıkı sıkıya çalışıp hazmederek mi? Yaşayarak, deneyimleyerek, bilgiyi tecrübeye çevirerek mi?

Bir doğum haritasını ve şu anki gökyüzünün harita üstündeki etkilerini çalışırken en somut başlangıç noktası, en elle tutulur, sınırları çizilebilir dünya Satürn olmuştur benim için. Satürn beni hep ana, gerçekliğe bağlar. Benim o seansı çalışmamı da bir kaideye oturtur, içeriği de. “Neptün Karesine Giriş” okumaya devam et

Teşekkür

Kendi kendinize teşekkür eder misiniz? Aferin, iyi iş çıkardın gibi bir onay veya takdir değil. Ya da çok şükür deyip hamdolma hisleriyle dolmak da değil. Bizzat sözlü, yazılı, zihinsel, duygusal, bedensel olarak kendi kendinize başka biriymiş gibi davranıp karşınıza alarak ‘sana teşekkür ederim’ demekten bahsediyorum.

Bir zamandır üstünde durduğum hayatın anlamı ne, benim bu hayattaki rolüm ne, peki bunları irdeleyip bulmanın bana-sana-ona faydası ne gibi sorgulamalar içinde hiçlik, anlamsızlık, sınırsızlık, yokluk hisleriyle huzursuzluk, hoşnutsuzluk, memnuniyetsizlik, kafası karışıklık, amaçsızlık, bilmeme ve istememe kavramları içimde dev bir okyanus gibi büyürken rüyalarım bana denizaşırı haberler, mesajlar getirmekte. Yükselen bir deniz, denizin yuttuğu kurbanlar, aynı denizin geri kustuğu kurtarılanlar, o denize düşünmeden cup diye balıklama atlayanlar ve denize düşerim korkusuyla ta en tepeden o gri mavi dalgalara bakıp uyuşanlar. “Teşekkür” okumaya devam et