Guru

Meditasyon için gerekli hazırlığımı yaptım. Şiltemi ve sırt yastığımı yerleştirdim, yanına şalımı ve hırkamı koydum. Lambanın başını ışığı loş olacak şekilde dışarı doğru çevirdim, tülü üstüne çektim. Vasistası açtım. Odamın kapısını evdeki tüylü çoluk çocuğun olası girişimlerine kapadım. Kokulu mumu yaktım. Çalma listemdeki gong banyosu başladı. Odaya şöyle bir göz gezdirip bir bardak su içtikten sonra şilteme oturdum. Derin bir nefes alıp verdim. Buluştuk. Evet, şimdi burdaydım. “Guru” okumaya devam et

Özlem

İstanbul’u özlememişim. Dönerken içten içe hissediyordum hissetmesine de Sabiha Gökçen üstü 3. köprüden şehre dönüşle yaşadığım şok ve yabancılık (çirkinlik) hissi beni benden aldı, götürdü, daha da getiremedi. Şehir, binalar, kıyafetler, ayakkabılar, beton, asfalt, bina bina bina, inşaat, yarım inşaat, başlanmamış inşaat, hafriyat, kamyon, betonyer, kamyon, damperli kamyon, gecekondu, çatılar, evler, çatısız evler, demir filizler, filizler filizler filizler…

İstanbul artık bu mu? Varoş, yarım bir inşaat alanı? “Özlem” okumaya devam et

Neredesin sen?

İnsan yoğun, koşuşturmalı geçen günlerin üstüne birden serbest ve boş kalınca ne yapacağını şaşırıyor.

İnsan = ben.

Bir şey yapacaktım, ama ne? Yapacaktım, edecektim, ne, ne, ne?

Beden durmuş, ama zihin hala o deli sıkışık tempoda koşuyor. -Ecek -acak, -se -sa ekleri dönenip duruyor. “Neredesin sen?” okumaya devam et

Ederlezi

Hıdırellez’e çok var, ama Mars artık Koç’ta olunca o ham, dürtüsel, hızlı mı hızlı ateş alma hali insanın içini nasıl da hareketlendiriyor. Uyu uyuyabilirsen. Ederlezi ederlezi.

Önce aşağıdaki çalma tuşuna basalım. Bastınız mı? Devam o zaman.

“Ederlezi” okumaya devam et

Fırtınanın Gözü

Aslında gün kaotik başladı. Coffee vırvır yatağın altında söyleniyordu. Saat daha erkendi. Acıktı diye düşündüm. Kalkıp mamasını verdim. Hemen ardından da iki gündür yatılı ziyaretteki misafir Gandalf’ınkini. Coffee yemeğini bitirir bitirmez koşarak yatak odasına gitti. Hipposunu alıp şova başlayacak sanırken içeriden gelen şarrrr seslerini duydum. Ayyyy, işiyor! “Fırtınanın Gözü” okumaya devam et