Neredesin sen?

İnsan yoğun, koşuşturmalı geçen günlerin üstüne birden serbest ve boş kalınca ne yapacağını şaşırıyor.

İnsan = ben.

Bir şey yapacaktım, ama ne? Yapacaktım, edecektim, ne, ne, ne?

Beden durmuş, ama zihin hala o deli sıkışık tempoda koşuyor. -Ecek -acak, -se -sa ekleri dönenip duruyor. “Neredesin sen?” okumaya devam et

Ederlezi

Hıdırellez’e çok var, ama Mars artık Koç’ta olunca o ham, dürtüsel, hızlı mı hızlı ateş alma hali insanın içini nasıl da hareketlendiriyor. Uyu uyuyabilirsen. Ederlezi ederlezi.

Önce aşağıdaki çalma tuşuna basalım. Bastınız mı? Devam o zaman.

“Ederlezi” okumaya devam et

Fırtınanın Gözü

Aslında gün kaotik başladı. Coffee vırvır yatağın altında söyleniyordu. Saat daha erkendi. Acıktı diye düşündüm. Kalkıp mamasını verdim. Hemen ardından da iki gündür yatılı ziyaretteki misafir Gandalf’ınkini. Coffee yemeğini bitirir bitirmez koşarak yatak odasına gitti. Hipposunu alıp şova başlayacak sanırken içeriden gelen şarrrr seslerini duydum. Ayyyy, işiyor! “Fırtınanın Gözü” okumaya devam et