Çabasız

Çabasız çaba ne demek?

Bu sabahki meditasyonun sorularından biri bu. Daha az şeyle daha çok şey yapmak.

Birden evdeki eşyalar üstüme üşüşüyor. Daha az olabilir mi tartıyorum. Bizden daha kalabalık, çok parçalı, dolu dolu evleri mekanları düşünüyorum. İçim sıkışıyor, hemen zihnimden silip gönderiyorum. Minimalist, geniş mekanları getiriyorum gözümün önüne, sadece boşluk hissini değil, ruhu ve sıcaklığı da beraberinde taşıyanları özellikle. Bir bitki, bir tül, bir gün ışığı, bir zarif rüzgar zili. Şimdi balkon kapısındaki tüle vurmuş hafif güneş ışığı o dingin yumuşaklığı veriyor. Halbuki dışarıda çöp kamyonu. Sabah yedi servisinde ağır metalik tangırdamalar gürültülü motor ve teker sürtmesiyle çarpışıyor. Çünkü burası büyükşehir. Çok şeylerimizi tüketip attığımız çöplerimizi topluyor bağıra bağıra, siz yerken iyiydi biz mi susacağız arkanızı temizlerken der gibi.

“Çabasız” okumaya devam et