Ah be

Apartmanda tuhaf bir koku. Yerlerde ters dönmüş karasinekler. Üstümde bir şeyler mi yürüyor? Karınca? Örümcek? Vurup kaçan sivrisinek. Kaşınıyorum kuru kuru. Kollarım yol yol tırnak izi.

Halbuki çimler ıslak. Ayakkabılarım artık lekeli. Coffee önde, ben arkada, kokluyoruz bahçeyi. Yan bahçedeki komşular gülüşüyor. Sosyal mesafede bir gece belli. “Ah be” okumaya devam et

Günlerden BırakMa

Duşumu aldım, yatak odasına girmeden düşündüm.

Yatağı topladım mı?

Toplamışım.

Yatağımı nasıl, ne zaman ve kimden böyle koşulsuz ve otomatik olarak toplamayı öğrendim hatırlamıyorum. Otomatik diyorum çünkü bazen yaptığımı hatırlamıyorum. O kadar ezbere bağlanmış bir hareket. “Günlerden BırakMa” okumaya devam et

Günlerden Sıkışık

İçin sıkışık olunca başkasını yazmak zor. Gerçeğin neyse çıkan da o.

Bu sabah yine geçen haftaki gibi. Kendim için erken, herkes için normal, hatta belki geç bir saatte kalktım. Bir nevi Groundhog Day. Dün gece TRT 2’de oynuyordu, bense iki buçuk saatlik gece dersim için odamda bir üniteyi daha dinlemeye çalışıyordum. Her gün bir diğerinin aynı gibi, his bu.

Hah, kapı çaldı, kapıcımız geldi. Bu sefer açmıyorum, sipariş edecek bir şeyim yok. Oturduğum yerde sessizce çalan kapının ardındakinin gitmesini bekliyorum. Bu dönem de böyle geçip gitsin diye. Altta bir yerde ne zamana varacağı belli olmayan hep o beklenti. Biriktirdiğim ütüsüzler, içimin ütüsüzleri olarak duruyorlar bir ara el atıp düzelteyim diye. Ama el atacak hal yok. İçimiz bugün düz, yarın kırışık. “Günlerden Sıkışık” okumaya devam et

Ev, İş, Anne, Öfke

Ev işi beni öfkelendiriyor.

Gerçekten merak ediyorum, elektrik süpürgesini çalıştırıp, çamaşır yıkayıp, yatak oda toplayıp, makine doldurup boşaltıp, evde kan ter içinde oradan oraya koşturmaktan mutlu olan var mı?

Böyle olmak zorunda değil. Ben böyle yaşıyorum. “Ev, İş, Anne, Öfke” okumaya devam et