Diyalog

Merhaba. Ben dostum. Belki de değil. Nasılsın, iyi misin?

Beni sorarsan (lütfen sor) gerginlikten halliceyim. İçimde sönmüş bir volkan, aktive olup patlamayı, kızgın köpüklerini köpür köpür akıtmayı bekliyor. Yeraltının magması yeryüzüne çıksın hadi. A aa, ne o öyle cerahat gibi? Yakıştı mı şimdi? Cık cık cık, seni çirkin şey seni.
“Diyalog” okumaya devam et

İkizler Dönemi ve Yay’daki Dolunay

20 Mayıs 2016 akşam saatlerinde İkizler dönemi başladı. Bu dönem doğanların zamanı kutlu olsun.

Koç’la başlayan, Boğa’yla sağlamlanan Zodyak döngüsünde İkizler dönemiyle ilk kez soru soruyoruz, öğreniyoruz, öğretiyoruz, iletişim kuruyoruz, konuşuyoruz, dinliyoruz, diğeriyle irtibat sağlıyoruz.

Hava elementinde, değişken bir burç olan İkizler düşünsel merakı, rasyonel zekayı, bilgi alışverişiyle köprü kurmayı, bu anlamlardaki esnekliği ve değişkenliği ifade ediyor. Her zaman madalyonun diğer tarafını görüp göstermek istiyor çünkü içinde bu dualiteyi barındırıyor. Siyahta dururken beyazı, erilden konuşurken dişiyi, iyiyi sahiplenirken kötüyü yansıtıyor. İkizlerin özünde işte tam da bu yatıyor: zıtlıkları birleştirmek, karşıtlıklar arasındaki irtibatı sağlamak. Yargı yok, savaş yok, ikiliğin kendisi var. Hamuru bu.
“İkizler Dönemi ve Yay’daki Dolunay” okumaya devam et

Retro

Hava yok su yok, hava yok su yok. Gökyüzü toprak ve ateş dolu. Bolca Boğa, azca Başak, yeterince Yay, iyice Koç. Hani bana rüzgar, hani bana yağmur? O yüzden mi bu hafta şakır şakır fırtına çamur? Steve Judd toprak ve ateş elementlerinin birleşimini kızgın lavlara benzetmiş. Sıcak, yakıcı, hareket halinde, ama ağır, kapsayıcı, boğucu. Hava olmayınca dili kullanmak zor, su olmayınca empati yapmak. Yazılar da akmıyor, duygular da. Zaman ileri giderken konular gerisin geri geliyor.

Beş gezegen retroda, namı diğer gerileme hareketinde. Satürn, Jüpiter, Mars, Plüton ve Merkür. Bu kadar çok konuda yavaşlama, ağırdan alma, içe dönme ve değerlendirme teması var işte. Alınacak kararlar sorumluluklar, geliştirilecek alanlar inançlar, ortaya konacak irade ve istekler, hedeflenen güç ve dönüşümler, iletilecek söz ve alışverişler. Tümünde dur yolcu! hissi. Acele etme. Hemen davranma. İleriye atılma. Ama yerinde de sayıp durma. Ağır ol, ağırdan al, geçmişinden bugüne feyz al, önündekine bak, ötedekini vizyonuna kat, ama şimdi sadece elindekine bak. Elinde ne varsa ona. Hayat hızlanınca sen de duramayacaksın nasıl olsa. “Retro” okumaya devam et

Ateş

Ateş

Ateş yakar mısınız?

Belki doğada, açıkhavada, yıldızların altında. Belki şöminede, kuzinede, kışın soğuğunda.

Yakma hazırlığında nasıl bir hal içinde olursunuz? Odunları, dalları itinayla seçer, yerleştirir misiniz? Açısını, havasını ayarlar mısınız? Destekleyici kağıt, çıra bulur, aralara sıkıştırır mısınız? Üzerine yanıcı madde döker misiniz, doğal mı deneyelim dersiniz? Çakmak mı çakarsınız kibrit mi yakarsınız? Kibritiniz uzun mu olur, standart bakkal pakedi mi? Yanan kibriti atınca oldu bu iş deyip gider misiniz, başında bekler misiniz? Tütmeye başlayınca ince ince üfler misiniz, elinizde bir gazete, kağıt, yelpaze tüteni yeller misiniz? İlk küçük alev -pof- diye yükselip havayla buluşunca ne hissedersiniz?
“Ateş” okumaya devam et

Aşk Meşk Sevgi

İnsan aşkı hayal eder, arzular, ulaşmak için yanar tutuşur. Umuttur aşk insan için. Yaşı, zamanı, ortamı yoktur. Hesapsızdır. Sürprizlidir. Hem acıtır hem uçurur.

Sevgiyi de böyle hayal eder mi peki? Sevgiyi hissetmeyi, sevgi vermeyi, sevgi almayı, kendini sevmeyi, sevginin vücut bulmuş hali olmayı?

Sanki sevgi hep vardır, el altındadır da aşk ulaşılmazdır. O yüzden mi biri sakin liman, biri fırtınalı deniz hisleri geçirir? Kaçan balık büyük olur misali aşk peşine düşülür, kovalanır da kovalanır. Ulaşılamadıkça aşk insanın gözünde büyür. Ulaşıldığındaysa boyut atlatır, büyüler adamı. Ya da aksine yerin dibine vurdurur, ölümlerden ölüm beğendirir, acıların çocuğuna bağlatır. Melankolik, depresif, safi hüzün abidesi bir ruh haline.

“Aşk Meşk Sevgi” okumaya devam et

%d blogcu bunu beğendi: