Acayip

Tam da böyle hisssederken, aha içimdeki deliye bak diye kıkırdarken, tüm rahatsızlığın içinde kendi kendime gülüp eğlenirken aklımdan geçenleri kaydedebilmek istiyorum. Siz deyin Strange Days, ben diyeyim Black Mirror.

Ben dünyadaki Uranüs’le tanıştım. O yüzden… “Acayip” okumaya devam et

Uranes

Doğru mu yaptım yanlış mı, bilmiyorum. Sadece bunun sözünü kendime vermiştim, uyguluyorum.

Bugün ekinoks. Sonbahar resmen başladı, Güneş Terazi’ye geçti. Kutlu olsun. Ben de bundan faydalanıp iki güne hasıl olacak Koç dolunayını beklemeden astroloji odaklı blogumu açtım, ilk yazımı yayımladım. Yihhu! “Uranes” okumaya devam et

Bitmedi

Kaldığım yerden devam ediyorum.

Psikolojiden yüz (rakamla 100) almış, eğitim modülünü zirve yaparak bitirmiştim. Sen misin?

Rüyamda Murat Gülsoy’dan sıfırı (rakamla 0) çektim. Otur sıfır. Böyle demiyordu tabii, ama saman kağıdının üstündeki içi boş yuvarlak ve üstüne çizilmiş, sıfırın sınırlarını aşan tuhaf artı şeklini (sanki boş bir doğum haritasına evrilmiş içi boş rakamı) tutuyordu yüzüme. En tepeden en dibe. Rüyada da kendime bunu diyordum. Önce kanatlanıp sonra çakılmak. Demek ki böyle bir kutupsallık. Ya zirve ya yeraltı. Öğrenmede ya siyah ya beyaz. Jüpiter Akrep’te. “Bitmedi” okumaya devam et

Güç Kaynağı

Bu gece meditasyon yaparken Coffee’nin varlığı fazla geldi. Nasıl olur? Bir numaralı yogim, yanımda derin tatlı nefes alırken? Hayır işte, fazla geldi. Bir ara yana itip, git, diyesim geldi. Demedim. O rüyasında söylene söylene, vapur düdüğü ıslığıyla nefesini içeri dışarı ala vere uyuklarken gözlerim kapalı içimden yükselen öfkeyi izledim. Öfke yükselirken kendimle yine dalga geçtim. Haa, haa ve de haa. Ben ve komik öfkelerim.

“Güç Kaynağı” okumaya devam et

Aslında

Aslında şöyle masa başına oturur oturmaz parmaklarımdan klavyeye sözcükler dökülsün istiyorum. Bazen oluveriyor. Aklımda bir malzemeyle gidersem yazdıklarım yazmadıklarımı çağırıyor, halkalar birbirine ekleniyor, zincirler oluşuyor, uzayıp gidiyor. Bazense sadece yazma güdüsüyle oturuyorum, ama sürece bir türlü giremiyor, ısınamıyorum. Hani vücudu spora başlamadan, yogada bir akışa geçmeden nefesle, küçük hareketlerle ısıtmak, yumuşatmak meselesi var ya. Yazmak için de öyle bir girişe ihtiyaç duyuyorum. “Aslında” okumaya devam et