O Salı

Hala nasıl yaptım bilmiyorum. Ara ara içimden, belki tam da öyle yapmamışımdır, ellerimi ağzına sokmamışımdır, parmaklarımla dişlerini açmamışımdır, diye geçiriyorum. Çünkü yapmamış olmam yapmış olmamdan daha gerçek geliyor. Yapmış olmamsa korkunç.

Sonra ellerime bakıyorum, her iki elimde anca kapanan yaralara, şişleri inen morluklara, artık kıvrılabilen parmaklarıma, kabuk bağlayan boğumlara, ayak bileklerime, dirseklerime, sarıdan siyaha çeşitli renklere bürünen dizlerime.

Savaş yaralarıma her zaman aşık oldum. Acıya bu kadar dayanıksız olup başkasının çektiği acıyı sonlandırmak için nasıl böyle acımasız kesildiğim meçhul. O hassasiyetin üstüne taşıdığım fiziksel izler görünmeyen duygusal tarafın izdüşümleri sanki. Yaralarıma aşkım belki de ondan. “O Salı” okumaya devam et

Terapi Niyetine #5: Kes

POZZO: Ağlamayı kesti. (Estragon’a.) Onun yerini aldınız, bir bakıma. (Lirik.) Dünyadaki gözyaşı miktarı sabittir. Ağlamaya başlayan biri için, bir yerlerde bir başkası keser ağlamayı. Aynı şey gülmek için de geçerlidir. (Güler.) Bizim kuşak hakkında kötü şeyler söylemeyelim öyleyse, önceki kuşaklardan daha bedbaht değiliz çünkü. (Bir an.) İyi şeyler de söylemeyelim. (Bir an. Bilgece.) En iyisi hiçbir şey söylemeyelim. Nüfusun arttığı bir gerçek.

Godot’yu Beklerken, Samuel Beckett

Bu Godot ilkim değil, ikincisi.

Ağlamayı anladım da, gülmeyi kim kesti?

Terapi Niyetine #1: Yedi

Bugün yogada ağladım. İçimden hüngür hüngür boşalmak geliyordu. Yaşadığımsa titreyen dudaklar, sulanan gözlerle içeri akan birkaç damlaydı. Gözyaşı pınarlarım kurumamıştı, şükran doluydum, ama gürül gürül coşup çağlamıyordu. Halbuki damlaların etkisi çölde susuz kalıp yağmura yakalanmak gibiydi. İçim usul usul yıkandı.

Pazar gününü çok tatsız geçirdim. Konuşmak, yazışmak, dışarı çıkmak, okumak, yazmak, izlemek, dinlemek, bunlardan hiçbirine ne tahammülüm ne halim vardı. Kendi içime dönebilecek durumda da değildim. Nefesim de bedenim de benden uzaktı. Hepimiz ayrı bir mağaraya çekilmiş, matem halindeydik. Üstüne yatıp uyumak, Pazartesi sabahları stüdyoda yaptığım yin yoga dersine gitmek kendime koyabildiğim tek ve yegane hedefti. Sadece önümdeki yirmidört saati düşünebilirdim.
“Terapi Niyetine #1: Yedi” okumaya devam et

Bir Foto, İki Deneme II: Mastar

Tek isteğim

yalnız kalmak

Puslu bir Cumartesi

ıslak bozlak bir havada

ağır aksak

adım atmak

-bir ki-

Kalabalıktan geçip

yalnızlığıma

varmak

-sağ sol-

Öylesine

kimsesizce

alık alık

gülmek

Uzaklaşmak

kendimden

-rap rap-

Mastar halime

gülerken

ağlamak

img_9780Bu deneme her fotoğraf içinde bir hikaye saklıdır bloguna özel yazılmış ve yayınlanmıştır.

Günün Sürprizi Gandalf

Cikletten Gandalf çıktı!

köpekler ve insanları

Seyahate giderken arkamda kıştan kalma duygusal bir yazı bırakmıştım, Coffee’nin kuzeni Gandalf’ın bizde 2,5 ay kaldığı döneme dair. Bir tane de dönünce. Bir şekilde mesaj göndermişim herhalde, günün sürprizi pat diye çıkageldi!

2 gündür benim Bey ve Coffee yoklar, ormanda baba oğul keyif yapmaktalar. Ben de evde biraz buruk ve yalnız, şehirde biraz özgür ve bekar, tekilliğin tadını çıkarıyorum. Dün görümcem aradı, Perşembe günü itibarıyla birkaç gün Gandalf’a bakabilir miyiz diye sordu. Seve seve dedim. Şehir büyük. Bizler de uzak köşelerinde oturuyoruz. Planım gün içinde gidip küçük atı almak.

Akşamsa konsere biletim vardı. Çıkışta telefonum çaldı, baktım görümce.

  • Evde misiniz? Gandalf’ı getirdim, sizin ordayım.
  • Hay allah, daha konserden yeni çıktım, 1 saat yolum var. Mümkünse biraz takıl bizim oralarda, geliyorum.

Tabi 1 saat az süre değil. Napsam acaba derken görümcenin aklına bizim evin anahtarının onda da olduğu gelmiş, aradı, söyledi. Küçük bir iki talimat verdim.

  • Coffee’nin salondaki şiltesini koy, yatak…

View original post 627 kelime daha

%d blogcu bunu beğendi: