Travma

Kilitleniyorum.

Beni aşan, büyük bir travma, afet, saldırı, kayıp olduğu zaman kendim olamıyor, kendime gelemiyorum. Şeyleri otomatik hallediyorum, günü geçiriyorum, görevlerimi yerine getiriyorum, ama üstüne düşünmediğim zamanlarda bile altta hep o yanan gerçek yatıyor, hissediyor yanıyorum. Çaresizlik, öfke, acı, hiddet, hemen bir şeyler yapmaya davranmakla her şeyi durdurup hepsinden mesafelenmek, bir durmak, sadece durmak.

Paylaşmak bazen iyi geliyor, bazen gelmiyor. Çok seslilik bazen birlik getiriyor bazen sadece kakafoni ve daha fazla öfke, acı, bıkkınlık. Kaçıp başka şeylere sığınmak akıl ve ruh sağlığı için kısa süreli bir denge getirse de acı gerçeği değiştirmiyor.

“Travma” okumaya devam et

Bedenin Aklı

Fabrika ayarlarımı bulmak, oraya dönmek istedim. Ayarlarını aradığım fabrikaysa değişip gitmişti. Tabii ben de.

Mayıs’tan beri üstüne çıkmadığım matıma oturdum. Yin yogayla hafif ve derin bir seriyi tamamladım. Her poza girer, içinde kalırken gözlerim doldu. Acıdı(m). Canımdan çok içim, kalbim.

Ne tuhaf. Bedenim tüm senenin yükünü çöpünü üstünde taşıyordu. Yoksa o gözyaşları niye?

Çok hoşuma giden bir alıntı okumuştum, şöyle bir şeydi:

Acı var, acı var. Bir zarar veren, bir iyileştiren.

“Bedenin Aklı” okumaya devam et

Bitmedi

Kaldığım yerden devam ediyorum.

Psikolojiden yüz (rakamla 100) almış, eğitim modülünü zirve yaparak bitirmiştim. Sen misin?

Rüyamda Murat Gülsoy’dan sıfırı (rakamla 0) çektim. Otur sıfır. Böyle demiyordu tabii, ama saman kağıdının üstündeki içi boş yuvarlak ve üstüne çizilmiş, sıfırın sınırlarını aşan tuhaf artı şeklini (sanki boş bir doğum haritasına evrilmiş içi boş rakamı) tutuyordu yüzüme. En tepeden en dibe. Rüyada da kendime bunu diyordum. Önce kanatlanıp sonra çakılmak. Demek ki böyle bir kutupsallık. Ya zirve ya yeraltı. Öğrenmede ya siyah ya beyaz. Jüpiter Akrep’te. “Bitmedi” okumaya devam et

Terapi Niyetine #2: Dolunay

Terapi niyetine yazmayı neden seçtiğimi buldum. Ay İkizler’e geçmişti ve dolun haline doğru ilerliyordu. Bu iki gün boyunca kendini iyi ve güvende hissetme teması iletişim etrafındaydı. Öğrenmek, bilmek, yazmak, okumak, merak etmek, soru sormak, daha çok sormak, sebep sonuç ilişkisi kurmak, rasyonel zekayı kullanmak. İkizler’deki Ay’ın huzursuz ve ikircikli yapısı ancak bu şekilde bir nebze huzur bulabiliyordu. Duyguları zihinsel köprülere bağlayarak.

Hah. Al bakalım. Rasyonel zeka devreye girdi bile. Neden illa o ihtiyacın bir kaideye oturması gerekiyor? Neden onun sebebinin bulunması ve adının konması gerekiyor? Adı konmayan ihtiyaç anlamsız, değersiz, kaale alınmaz mı oluyor?
“Terapi Niyetine #2: Dolunay” okumaya devam et