Dinlemek

Bazen sadece duyulmaya ihtiyacın olur. Onun için açarsın ağzını, çıkarırsın sözcükleri, dökersin içini, kendini. Tek beklentin dinlenmektir. Akıl verilmeden, çözüm üretilmeden, gözlerinin içinden görülüp, sesinin titreşiminden duyulmak istersin. “Dinlemek” okumaya devam et

Guru

Meditasyon için gerekli hazırlığımı yaptım. Şiltemi ve sırt yastığımı yerleştirdim, yanına şalımı ve hırkamı koydum. Lambanın başını ışığı loş olacak şekilde dışarı doğru çevirdim, tülü üstüne çektim. Vasistası açtım. Odamın kapısını evdeki tüylü çoluk çocuğun olası girişimlerine kapadım. Kokulu mumu yaktım. Çalma listemdeki gong banyosu başladı. Odaya şöyle bir göz gezdirip bir bardak su içtikten sonra şilteme oturdum. Derin bir nefes alıp verdim. Buluştuk. Evet, şimdi burdaydım. “Guru” okumaya devam et

Özlem

İstanbul’u özlememişim. Dönerken içten içe hissediyordum hissetmesine de Sabiha Gökçen üstü 3. köprüden şehre dönüşle yaşadığım şok ve yabancılık (çirkinlik) hissi beni benden aldı, götürdü, daha da getiremedi. Şehir, binalar, kıyafetler, ayakkabılar, beton, asfalt, bina bina bina, inşaat, yarım inşaat, başlanmamış inşaat, hafriyat, kamyon, betonyer, kamyon, damperli kamyon, gecekondu, çatılar, evler, çatısız evler, demir filizler, filizler filizler filizler…

İstanbul artık bu mu? Varoş, yarım bir inşaat alanı? “Özlem” okumaya devam et

Ne istiyorsun?

Heyecanla stresin elele olduğu hissi bilir misin?

İngilizcedeki excited ile nervous birlikteliği diyebilirim. İkisinde de çarpıntılanırsın, ama bir tanesi ağzını kulaklarını vardırır, gözlerinden kalpler fışkırır, bir nevi aşklanma olur. Diğerinde kalp sıkışıklığı, sıkıntı, korku, gerginlik içini şişirir, karartır.

Bir şeyi yürekten ve çok istedim mi evren yolunu bulup kapıları pencereleri açar, onu ayağıma getirir. Bu benim hayatımda çokça başıma gelmiştir, ama bu pek bana özel bir şey değil. Eminim sen de benzerlerini yaşamışsındır. Bana özel olan kısım şu: “Ne istiyorsun?” okumaya devam et

Tebrikler

Diliyorum ki oturduğum anda parmaklarımdan klavyeye pıtır pıtır dökülsün kelimeler. Arsız bir sabırsızlık, hız, düşündüğüm an olsun hali. Bazen oluyor, şu an olmuyor. İçten içe biliyorum ki o boş ekrana bakaaa bakaaa bakaaa bir müddet dursam, içimden yükselenlere izin versem (yükselmelerini ‘bekleyebilsem’), geldiklerinde dinlesem, dinlediklerimi duysam; olur. “Tebrikler” okumaya devam et