Der ve Giderim

Kendime tarhunlu omlet yaptım. Üstüne tane karabiber çektim. Yanına taze ekşi maya ekmeği ve baharatlı çay (chai) koydum. Tabağı anında süpürdüm. Çayı ağır ağır içerken içim tatlı tatlı yanıyor, yazıyorum.

Ay Yengeç’te ve MC’de. Yemekten girmemin sebebi buymuş. Aklıma ne zaman yazmaya dair bir tema düşse anın gerçeği onu alıp başka bir yere götürüyor, sonra bir bakıyorum konu yine oraya bağlanmış.

Ay Yengeç’te demiştim. “Der ve Giderim” öğesini okumaya devam et

Bitti

Ne demişti Yaratıcı Yazarlık kursunda hoca? Her gün yazacaksınız. Ben ne yaptım? Her gün okudum. Okuyunca kendine dönüyorsun, yazınca dışarı açılıyorsun. Okurlukla yazarlığın farkı bu. Biz yine de ikisini birbirinden ayırmayalım, okur-yazarlıkta buluşalım.

Biraz bitirmişliklerimle övüneyim. “Bitti” öğesini okumaya devam et

Bellek

Bazı şeyler değişmiyor.

Sınavdan hemen önceki gece ders çalışıyorum. Yumurta kapıya dayanınca. Okul zamanındaki gibi. O zaman tırnaklarımı kemirirdim. Şimdi cilalarını yoluyorum.

Öyleyse bu mizaca dair. Temperament.

Bazı şeyler değişiyor. “Bellek” öğesini okumaya devam et

Boru

Bu sefer meditasyonun beşinci aşamasından hemen çıkamadım. Coffee de gelip pati atmadı. Yanyana kendi nefeslerimizle kaldık. Uyku halinde miydim? Tam değil. İmgelemler zengindi, akışkan nehir.

Yeşil, yemyeşil dik bayırlar, yarlar gördüm. Kuş bakışı, kuş uçuşu, mis gibi yemyeşil topraklar. İnsanlar toplanmış ufka doğru bakıyorlardı. Sanki bir piknik. Ama piknik desen örtüsü keyfi gürültüsü neşesi hareketi kahkahası da yanında olur. Öyle değil. “Boru” öğesini okumaya devam et

Pusu

Bazen içindeki yaralı hayvan kıvrım kıvrım kıvranır. Nasıl da acıklıdır. Canı acır, kendi acır, hali yoktur, pek hassastır, üstelik alıngan, dikkat et, hem de saldırgan. “Pusu” öğesini okumaya devam et