Kelebek

Fransızcaya geri döneceğim.

Şimdi değil, bir zaman.

Bu vizyon için şimdi biraz müzik.

Konoba için vikipedi ‘electropop ve downtempo sularında yüzen üretimleriyle dinleyenlerini bolca dans ettirmeyi, onlara hayaller kurdurmayı ve rüya ile gerçeklik arasında kaybolma fırsatı vermeyi amaçlıyor’ demiş. Fransızca bana böyle hissettiriyor. Ya da Fransızca şarkılar mı? Belki de zihnimdeki kodlaması hayatımın önemli ve özel bir dönemine denk geldiği içindir. Hem karnımda minik kelebekler uçuşuyor hem kalbimde stresli kıskaçlar gıcırdıyordu. Böyleydi yirmi beş yaşında kendimi yeni bir dille ifade etmeye, o dilin sınırları içinde zamanı öğrenip anlamaya çalıştığım Fransızca halleri.

“Kelebek” okumaya devam et

Roket

Sağ kolumdan damar yoluna giremediler. Patladı ve kanadı. Acıdı da. Hemen içimde pırpır panik kuşları kanatlandı. Diğer tarafa geçip sol bileğimin üstünü alkollü pamukla sıvazladılar. Panik kuşları geldi boğazıma dayandı, neredeyse dışarı fırlayacaklar.

– Oradan mı gireceksiniz?

“Roket” okumaya devam et

Disco Inferno

Slow burn tatil şöyle bir şey mi?

Ilık ılık, tatlı tatlı gevşiyor, içinin gülümsediğini, bedeninin rahatladığını hissediyor, zihnine, kalbine, midene, bağırsaklarına, gözlerine, kulaklarına, burnuna, dudaklarına, saçına, tenine, eline, ayağına ama en bi’ fikir ve duygularına dalga dalga yayılan tatili depoluyorsun. O depo seni ısıtıyor. Dönüyorsun hayatının gerçeklerine, düzenine. Depo hala sıcak. Sanki içten yanmalı bir ateş oradayken seni tatile alıştırıyor da geri dönüp şimdiden oraya baktığında kazan gürlüyor, ateş coşuyor, bütün o ‘burn’ dediğim ılıklık ‘slowly slowly’ çıtırdayıp alev alıyor. Bir tek alevden bütün bir fırın nasıl yanar? Astroloji bilenlere Vesta el sallıyor.

“Disco Inferno” okumaya devam et

Boğa

Kısa uğrayıp çıkacağım.

Her sene baharda çiçeklerimi elden geçiririm. Kimilerini tazeleyip yeniler, topraklarını havalandırır, desteklerim. Bitki besini alıp iyi sulardan içirir, içini dışını bir güzel sularım. Kış için içeri aldıklarımı balkona çıkarır, arka balkona -güneşli olduğu için- geçirdiğim diğerlerini ön balkona taşırım.

“Boğa” okumaya devam et

Geçer

Dandan dandan dandan da dandan

Susmuyor susmuyor durmuyor sabah davulu.

Dandan dandan dandan da dandan

Ne kadar olmuştur? Yarım saati var, şahidim. Duydum, uyandım, bekledim, baktım devam ediyor, tuvalete kalktım. 03.05. Geri geldim, su içtim, yattım, gözümü kapadım, oh sessizlik -mi- derken başladı, durmuyor devam ediyor.

“Geçer” okumaya devam et
%d blogcu bunu beğendi: