Numerik

2

Hep böyle oluyor. İkisi birden karşıma geçip dimdik oturuyor, gözümün içine bakıyorlar. Yetmiyor, fiziksel olarak dibime girip taciz ediyorlar. Ne çene kalıyor ne bacak. Bir koca burun yiyorum, bir dişli tırnak. Bitmiyor, psikolojik baskı başlıyor. Söylenmeler söylenmeler, vıyvıy hadi hadiler. İkisiyle birden başedemem üşengeçliği üzerime üzerime çöküyor. Önce birini sonra ötekini ele alsam diye kafamda sürekli hesap kitap yapıyorum. Onların ikiliğinin eş zamanlı yüküyle iki kere çıkıp dönmenin çabası daha fazla gözümde büyüyor. Takıyorum ikisini tek bir kayışa bağlayan ara tasmayı, giyiyorum montu botu, pata küte iniyoruz merdivenlerden aşağı. “Numerik” okumaya devam et

Diyaloglar: Kadın, Adam, Kedi, Köpek

Saat sekizi geçmiş, hava karanlık mı karanlıkmış. Kadın ve köpeği birlikte dışarı, akşam yürüyüşüne çıkmışlar. Kadın köpeğini apartmanın bahçesine salmış. O sırada mahallenin tatlı beyaz sokak köpeği yan bahçenin çalılıkları arasından fırlamış. Ev köpeğiyle sokak köpeği havada öpüşerek kavuşmuşlar. Ne kadar da mutlularmış. Bütün bahçe akşam kuytusunda, kış saatinde sadece onlarınmış. O çayır senin bu bayır benim koşturmuş, sağa sola fiske atmışlar. “Diyaloglar: Kadın, Adam, Kedi, Köpek” okumaya devam et

Yaşamak

Kaldığım yerden devam ettim. Boyadım. Çiçek yapraklarını hardal sarısıyla kontürledim, insan figürüne etten candan gül pembesi ten rengi verdim. Ağaç pozunu seçmişim, farkında değilim. Bana en sevdiğin yoga pozuna gir, kal desen işte bunu yaparım. Hem de sol ayağımın üstünde. Tam böyle. “Yaşamak” okumaya devam et

Diyaloglar: Barınak ve Bu

Coffee’yle sabah yürüyüşü. Çıkmaz sokağa dönen köşedeki meyve ağacı neyi var neyi yoksa dökmüş, yerler ezilmiş çürümüş yemişlerden likör gibi kokuyor. Başında bir kadın, ağacın dalından koparıp koparıp şapır şupur yiyor. Coffee kadına hamle yapmaya yeltenirken hafif bir kayışı çekme hareketiyle uygun adım geçiyoruz. Arkadan kadının sesi yetişiyor.

  • Bir şey sorabilir miyim?

“Diyaloglar: Barınak ve Bu” okumaya devam et

Çöpçü

Coffee bu ara çöpçülük peşinde. Ne zaman önümüzdeki çayıra serbestçe dolaşmaya çıksak ok gibi fırlıyor. Apartmanın köpeği Fındık’ın oraya buraya tıktığı kemikleri, ilikleri, sokak köpeklerine bırakılan küflü ekmekleri, sulanmış nohutları, mayalanmış fasulyeleri bulup hapur hupur yiyor. O kadar ki, bazen çok sıkışmış olmasına rağmen, dışarı adımını atar atmaz koca bir kemiği kapıp Fındık gelmeden, kimse görmeden, hiçbirimiz müdahale etmeden bir an evvel eve dönmek için koşarak apartmanın kapısına geliyor, kuyruk sallıyor, içeri girmeyi bekliyor.

Ben ne yapıyorum? Kül yutmuyorum tabii. Anında müdahale.

34 Coffee 11 sağa çek, 34 Coffee 11 sağa çek. “Çöpçü” okumaya devam et