Çözül

Dönmeden bir daha yazamadım tabii. Arkadaşlarımızın gelmesiyle hayat hızlandı. On günde girmediğim tempoya üç günde girip bir de hazır onlar yanımdayken dönüşte yardım alırım diye Coffee’yle kavimler göçümüzü iki gün erken sonlandırmaya karar verince günler kısaldı. Rahat rahat, uzun uzun, yaya yaya geçirdiğim on iki günün üstüne son üç gün hızlandırılmış yoğun bir program gibi altın vuruş tadındaydı. Hem çok tatlı hem nakavt edici.

“Çözül” okumaya devam et

Sürer

Yan taraftaki evde Abba’dan Chiquitita çalıyor. Geçen sabahlara göre hafif ve tatlı. Genelde bu saatler -on on bir civarı- bağırarak şarkı söyleyen kadın şarkıcıların gırtlağına maruz kaldığımız bir rutindeyiz. Ya temizlik yapılıyor ve o gazla dışarı müzik yayını veriliyor ya da genel alışkanlık ve beğeni.

Sabahları bir müddet pijamam geceliğimle ortalıkta salınmayı seviyorum. Günün koşuşturmasına girmeden o uyku halinden uyanıklık haline geçişi zihinsel olduğu kadar bedenen de yumuşak tutuyor pijamalar gecelikler. Tabii bu idealim. Gerçeğim Coffee bey. Dur durabiliyorsan hağv höğv diye çıkalım diye tutturduğunda. Ha pijamalı sokağa fırladığım olmadı mı? Oldu. Kış olunca daha da giyinmeye mecbursun. Bir kalın palto, bot, bere koştur koştur ve beyimiz şır ve pırt. Yazı o yüzden seviyorum işte. Hafiflik ve olduğun gibilik.

“Sürer” okumaya devam et

Başla

Zaman alıyor yerleşmek. Sonra zaman sana geri veriyor. Her yere kitabım, defterim, kalemim, kulaklığım, telefonumla taşına taşına sadece taşı(n)mış oluyorum. Taşıdıklarımı kullanmam zaman alıyor. Sanki o harala gürele koşuşturma, yeme içme alışveriş, o eksik kalmasın bu fazla olmasınların ardından bir durulup süzülüyor zaman. İşte ‘o zaman’ ya da büyük harfle Zaman sana geri vermeye başlıyor o nasıl akıp gittiğini, kaçıp durduğunu tutamadıklarını.

“Başla” okumaya devam et

Tek Başına

Tek başına dans eder misin diye sordu.

Düşündüm.

Sorunun cevabını değil de en son ne zaman doyasıya dansettiğimi.

Müziğin sesini açıp arabayla yol yaptığım manzaralar daha çok üşüştü aklıma. Birtakım savunmalar geliştirdim. Dansetmenin daha genç zamanlara, hayatlara, bitip tükenmeyen enerjik dönemlere has bir vazgeçilmez olduğundan tut da dansedecek yer mekan kafa mı kaldılara varana dek dansın vazgeçilmezlikten çıktığını ispat etme mücadalesine giriştim.

Tekrar sordu, tek başına dans eder misin?

“Tek Başına” okumaya devam et
%d blogcu bunu beğendi: