Evlat

Ey evlat sahipleri, söyleyin.

Bir anne çocuğunu göz göre göre hasta eder mi? Neden eder?

Bencillikten mi? Üşengeçlikten mi? Basiretsizlikten mi? Düşüncesizlikten mi? Cehaletten mi?

Ew, you are such a FOOL!

Lütfen The Crown Elizabeth aksanıyla okuyunuz. Lilibet nasıl kurtulur? “Evlat” okumaya devam et

Gitme

Coffee’nin niye söylendiğini anladım.

Yani sadece bir tanesini.

Gitme, diyor.

Yatağında horul horul uyuyor. Duştan çıkıp hazırlanmaya başlıyorum. Bazen horuldama devam, bazen kırmızı gözler arasından kısık bakışlar. Meşhur Sith lordu. “Gitme” okumaya devam et

Yağmur

‘Seni sevmediğimden değil. Mızmızlığa tahammülüm yok, çünkü şu an ben de mızmızım’ dedim Coffee’ye.

Yağmurlu hava altında yaptığımız kısa akşam yürüyüşümüzden yeni dönmüş, ıslanmıştık. Ekim’i atlayıp doğrudan Kasım’a ışınlandığımız bu sevimsiz havanın ruhuna uygun, eve döner dönmez mavi yumuşak battaniyemin altına girivermiş, az önce kaynattığım suya bitki çayımı sallandırmıştım. Coffee’yse yürüyüşten dönmenin mutluluğu, benim onu çıkarmış olmamın şükran ve teşekkürüyle nemli başı, ıslak patileriyle yanıma çıkmak istiyor, kanepenin yanında vızvız vızırdanıyordu. “Yağmur” okumaya devam et

Eylül Bir

Güle güle yaz fotoğrafları dönüyor sosyal medyada. Aslında yaz daha tam bitmedi, ama mevsim değişiyor ekinoksa dek. O zaman resmen sonbahar. Şimdiyse hasat.

Bu yaz iyi tatil yaptım. Haziran ve Temmuz aylarının rüzgarlı havası, serin denizi sonrası Ağustos güneşi, çıkmamacasına kendimi kollarına bırakabildiğim deniziyle pillerimi doldurdum. Yokluğumda tüylü oğlumuz Coffee denizci oldu. Yani, olduğu kadar. Ama emeğini, uyumunu takdir etmeli. Kocaman kemik madalyaları haketti. Kendisi hayatında ilk defa yelkenliyle seyahate çıktı. Bu, Bey’le ortak hayallerimizden biriydi. Coffee’yle denizlere yelken açmak. “Eylül Bir” okumaya devam et

Neredesin sen?

İnsan yoğun, koşuşturmalı geçen günlerin üstüne birden serbest ve boş kalınca ne yapacağını şaşırıyor.

İnsan = ben.

Bir şey yapacaktım, ama ne? Yapacaktım, edecektim, ne, ne, ne?

Beden durmuş, ama zihin hala o deli sıkışık tempoda koşuyor. -Ecek -acak, -se -sa ekleri dönenip duruyor. “Neredesin sen?” okumaya devam et