Yüzelim

Belki de Henry David Thoreau bu yüzden yürüyordu. Hayatı devam ettirmek, onu yürütmek için.

Oturduğum yerde yürüyen tek şey yanımdaki bitki çayının yükselen sıcak dumanı. Havaya doğru yürüyor. Dikey bir çaba.

Coffee’nin derin nefesli horultuları var sonra. Dudaklarından ileri doğru, yere yatay düzlemde yürüyorlar. Biz onları görmüyoruz, ama yürümediklerini ispat edebilir miyiz? Ses yürüyünce ayaklarla mı kulaklarla mı takip etmek gerekiyor? Yürüyen kulaklar fikri güzel geliyor, pıt pıt zıp zıp yumuşak yumuşak.

“Yüzelim” okumaya devam et
%d blogcu bunu beğendi: