It Gonna Come

When in doubt, write on” demiş Warren Adler.

İç dünyam sürekli bir arifede sanki. Beş aydır uykudaki Satürn’ün dış dünyaya ağır ağır dönüşünü iliklerime kadar hissediyorum. Arife dönemi diyorum demesine de geç kalmışlık hissiyle de kavruluyorum. “İnsan kendine hep geç kalır, seçilmiş kişiler dışında” demişti hocam bir zaman. “It Gonna Come” öğesini okumaya devam et

Ondokuz Senelik Tutulma

George Orwell Hayvan Çiftliği’nde ‘all animals are equal, but some animals are more equal than others’ (tüm hayvanlar eşittir, ama bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir) der. Aynı bazı tutulmaların diğerlerinden daha fazla önem taşıması gibi. Misal bu akşamki. Adeta ‘görünmek’ ve ‘görülmek’ isteyen bir olaysallık taşıyor. Eh, Aslan’daki bir Yeniay’ın (hem de aynı dönem içinde gerçekleşen ikincisinin) ve tam Güneş Tutulması’nın merkezde olmakla ilgili bir meselesi olmayacak da ne olacak? Yetmez, dünyanın gözlerinin üzerinde olduğu Amerika’yı kıtanın bir başından öbürüne kat edecek olması da başlı başına o ‘görünür olma’ halinin altını çizmiyor mu? Görülmeyen bir sürü ülke ve probleminin yanında görünür Amerika’nın daha bir görünürleşmesi. Uuu, söndürün şu spot ışıklarını canım, gözümüzü açamıyoruz!
“Ondokuz Senelik Tutulma” öğesini okumaya devam et

Şu Dolan Ay

Hep o terkedilmiş, kaybolmuş köpekleri sokaklardan kurtarıyorum. Bazen Coffee de içlerinde oluyor. Halbuki onları kurtarmam kendimi kilitlemem anlamına geliyor. Fiziksel olarak ne hareket edebiliyor ne onları bırakabiliyorum. Bu sefer benim kurtarılmam gerekiyor. Onlardan değil de, hep birlikte bu durumdan. O zaman ben bu hayvancıkları gerçekten kurtarmış oluyor muyum, yoksa büyük işlere soyunup kendim dahil herkesi topyekün kurban mı ediyorum?

Dolunay içimde yükseliyor. Yarın sabah yedide tam haline ulaşana dek her bir kalp atışında etlendiğini hissediyorum. Ne yaptın bugün diye soruyor bana. Gerçek bir başarı addettiğin küçük ya da büyük ne yaptın? “Şu Dolan Ay” öğesini okumaya devam et

Bizımla mısın?

Nerede kalmıştık? Hah, işte oradan devam ediyorum.

Günleriniz nasıl geçti geçiyor? İlişkisel çalkantılar, güç savaşları ve tokuşmalar, dedikodular vıdı vıdılar, dediğim dedik çaldığım düdükler, yargılamalar yargılanmalar, ayrılıklar aydınlanmalar, sorumluluklar sorumsuzluklar, hüsranlar ve hayalkırıklıkları? A yok mu? Üzgünüm, bizımla deyilsın.
“Bizımla mısın?” öğesini okumaya devam et

Sürgit

Bu bir bitiş değil devir teslim eşiği çemberin bir noktasından tam tur dönme hali yine başlayıp yine oraya varma baş son istersen koy noktayı kullan rotayı dön dolaş geleceğin yer yine aynı Balık’tan Koç’a Koç’tan Balık’a tam tur Zodyak mı bahardan bahara koca bir yıl mı hepsini tamamlayıp geleceğin yer yine aynı ayaklarının üstü başının altı başın mı döndü o zaman tarif doğru yemek kıvamlı renksiz ışıksız bugünde neyi yemeyi seçersen yanaklarına taşacak renk de bu iki havuç turuncusu üç domates kırmızısı bir limon sarısı bol soğan beyazı alt tarafı Pazar akşamı başka bir döngünün son noktası haftanın dibi lezzetin eşiği hepsi yalan kim sever Pazar’ı ki Coffee’nin benekleri kahvenin çekirdekleri yanaklara çıkan al al renkleri saçımın ince telleri ne ekersen onu biçersin ne okursan o mu olursun tutuna tutuna tutunamayadurursun alırsın kalemi kağıdı hayır klavyenin yumuşak tuşlarını basarsın bir ki üç üç iki bir belki ritmi tutturur belki yeniden tutunursun maksat tutunamayadurasın hem tutunmayasın ki yarınki Ekinoks’a bağlayasın Balık’ın süpernovasında ışıklar saçılsın her yer rengarenk boyansın kaosun dili rüyanın tercümesi hepsi bir deme yarın artık Koç’un hikayesi veda vakti dön arkanı kaldır kafanı gör sahayı at adımını bak Coffee dört ayak üstüne kalktı hop uçan hippo havada yakalandı beyaz sarı turuncu kırmızı az kaldı yarın Koç zamanı*

*Uzun uzadıya okuduğum Tutunamayanlar’ın üçüncü bölüm ondördüncü kısmından ilhamla, Balık döneminin sonu, yeni Astroloji Yılı, Ekinoks ve Koç döneminin başlangıcına selamla..