Gelişme

Geçen haftaya döneceğim.

Ekinoksla girdiğimiz inzivada ‘neye ihtiyacın var?’ sorusuna cevaben niyet olarak ‘gülmek-eğlenmek’ demiştim. Bu iki sözcük doğal olarak, eforsuzca, tamamıyla boşluktan, kalpten, içten yükselirken, birini sağa ötekini sola çekip arkasına önüne, beğenmeye beğenmeye, başka niyet yok mu, yok mu ha yok mu diye baktım. Hiç yoktu. Eh ben de bu niyetleri koydum. Koymamla daha ilk günün çalışmaları sonunda derin bir hüzün ve gözyaşıyla boğuldum. Eski ben değildim ve giden bene çok üzülüyordum.

“Gelişme” okumaya devam et

Giriş

Hazırlığa masamı toplayarak başladım. Haziran’dan bugüne biriken tüm elektrik, su, doğalgaz, internet faturalarını dosyalarına yerleştirdim. Astroloji diploması bitirme ödevimin notlarını kaldırdım. Uçucu yağlarımı, su sürahimi, doğal taşlarımı, tütsülerimi düzenledim. Pembeli turunculu taze kesme çiçekler aldım, onları üçe bölüp çalışma odama, salona, misafir tuvaletine irili ufaklı vazolarla dağıttım. Coffee’nin şiltesini masamın kenarındaki yerine iliştirdim. Koşarak üstünde dönüp -dön dön dön- puffadanak yerleşmesini izledim. Dışarısı tuhaf bir yaz havasında olsa da ev ve iç mevsimimdeki sonbahar havasını bildiğim renk, ışık, koku ve düzene taşıdım. Bu iyi geldi. Dört ay aradan sonra alacağım ilk seansa çalışmadan önce ortamı içine girmek isteyeceğim hale getirmem çalışmamın ilk ve önemli adımıydı. Gerisi rahattı. Merhaba, hoş geldin, kayıt.

“Giriş” okumaya devam et

Yaratmak

“Yıllar sonra genç insanlar bana, nasıl yazar olunur, diye sormuşlardır. Cevabım her zaman sadece, yazarak, olmuştur. Yazmak deneyim gibidir. Hayatta bir şeyler deneyimlemezseniz, hayatı anlayamazsınız. Ve eğer yazmazsanız, neler yaratabileceğinizi bilemezsiniz.” *

On Sözcükte Çin, Yu Hua

“Yaratmak” okumaya devam et

Dipnot

ajdaa pekkan söylüyor uzaklarda. Az önce ağustos böcekleri ötüyor, kemençeli taban tepmeli karadeniz havaları yükseliyordu ajdaa yönünden. Eylül değil, gecikmiş düğün mevsimi.

mahalledeki apartman dairelerinin çoğu hala karanlık. Çocukların koşuşturmalı çığlıkları birbirine karışıyor üst sokaklarda halbuki. Bir kısım tam gelmiş, bir kısım hiç gelmemiş. Balkonda geç gelmiş bir yaz havası. Şehrin çoğu yakası cayır cayır yanarken bizim balkon ancak oturmalık.

“Dipnot” okumaya devam et
%d blogcu bunu beğendi: