Bayram Radyosu

Sönmeye yüz tutmuş ateşin yanındayım. Köz halindeki odun son bir gayret aniden parlayıp alev alıyor. Tekrar gürül gürül, bacaya giden boşlukta gümbürdüyor. Süpernova etkisi. Parlayıp sönecek şimdi.

O odunun harlanması gibi bana da ateş basıyor, üstümdeki hırkayı çıkarıyorum. Birazdan ateşim sönecek ve gece serinliğiyle yeniden o hırkaya davranacağım, biliyorum.

Dışarıda kurbağalar korosu hep birlikte uyumlu uyumsuz bağırıp susuyor. Konuşkan buzdolabını duyuyorum. Ona rağmen ev sessiz. Bey karşı köşede kitap okuyor. Mutfakta genleyen bir tahta parçası ve boşlukta bir ‘çat’ sesi çınlıyor. Az önce serbest bırakılan bahçenin bekçi köpeği koşar adım gelip balkondaki koltukları şilteleri kokluyor. Biraz Coffee biraz biz. Coffee yatalı iki saat olmuş. O bir dede. Onu ellerimizle yatağına götürüp erkenden yatırmazsak söyleniyor.

Şekerli ve ekşi çocukluk anıları aklıma üşüşüyor. Bey, Coffee ve benim şehrin kırsalındaki aile evinde geçirdiğimiz sakin bayramdan mı yoksa çok severek, hissederek iki günde bitirdiğim Burası Radyo Şarampol’den mi? Evet evet, Şarampol’den. Hem bitmesin istiyor hem elimden bırakamıyorum. Duygusu hala yoğun. O yüzden yazmak değil, onunla kalmak istiyorum.

Çocukluğumun geçtiği mahalle, oradaki arkadaşlarım, sıcak yaz zamanları, bazen kamplaşmalar bazen küslükler ama nihayetinde barışıp birlikte doyasıya vakit geçirmeler akıyor zihnimden. Ne zaman kopmuş olmalıyız? Herhalde ortaokulda okul arkadaşlarımızın hayatımızdaki ağırlığının artmasıyla. Çünkü üniversite birinci sınıfta çocukluğumun geçtiği evden taşınırken ne kimseyle vedalaştığımı hatırlıyorum ne de bir burukluk hissettiğimi. Halbuki on bir, on iki yaşıma kadar içtiğimiz su ayrı gitmezdi birkaçıyla. Bazen aramıza kara kedi girerdi, konuşmazdık. Üzülürdüm. Sokaklarda birbirimizi görmezden gelerek yürürdük. O çok iyi tanıdığın birinin içine girip onu ele geçiren yabancılık ve soğukluk hissi ne tuhaftı. Kaçamak tedirgin bakışlar. Buruk buz bir gülüş. Ne birbirini ne arkadaşlığını paylaşıp paylaşamama hali. İçimde herhangi bir hüzün ya da eksiklik hissi yok, benim için -sağlıklı bir şekilde- bitmiş olmalı. Ama bu hafıza garip. İnsan nasıl bir kitaptan etkilenip kendi çocukluğuna dönüyor ve bir yerde takılı kalıyor, sanki şimdiye kadar hiç aklına gelmemiş gibi. Gelmemiş olabilir mi? Yoksa hafızayla yaşa artık pek güvenmemeli mi?

Hafıza deyince -ve kitabın on dört yaşındaki Filiz’le 1980’de başladığını düşününce- kendi o yaşlarımın bayramlarını da anıyorum. Anneannem, babaannem, büyük teyzem hayattayken evlerine ziyarete gidip kalabalık aile olarak toplanmalarımızı. Anne tarafıyla anneannede, baba tarafıyla babaannede. Daha küçükken başka akraba ziyaretlerine gittiğimizi de hatırlıyorum. Annemin dayısına, amcasına, babamın halalarına. Bayram kutlamalarının yıllar içinde inişli çıkışlı dalgalı bir seyirde iç dünyamda ilerlediğini anlıyorum şimdi. Küçükken girdiğimiz bazı kasvetli, soğuk evler içimi ürpertirdi. Ziyaretimizle canlanan evlerde çocuk halimle sıkılır, bazı kokular, sarılmalar, öpmeler, öptürmelerden hoşlanmazdım. Ama son durak anneannem ya da babaannemde maaile kalabalık kuzenler muzenler toplaşınca o curcunayı severdim. Paltolar içerideki bir odada yatağın üstüne yığılırdı mesela. Biz de gidip onların üstüne yatar, içine girerdik. Ya da masanın altında, büyüklerin bacaklarının arasında dolaşırdık. Büyüdükçe bizim de içebildiğimiz sarı sırlı minik kadehlerdeki nane, vişne, portakal likörlerini de sevdim. O kadeh ve renk büyümeye dair tatlı mayhoş şeyler içerirdi. Annemin teyzesi, biz torunların büyük teyzesi onu her ziyarete gittiğimizde evindeki süslü saat ve bibloları ‘okulumuzdan mezun olunca’ bizlere hediye edeceğini söylerdi. Okullar bitti, diplomalar alındı, mezun olundu, hala vakti gelmedi mi teyze derdik güle güle. Gülüşürdük her seferinde.

Sonra çocukluktan çıktık zaten. Genç kızlık zamanı bayramı fırsat bilip tatillere de gittim, şehirde kalıp büyüklere yüz yüze bayramlaşmaya da. Kalabalık, güzel anılarla dolu birçok fotoğrafımız var ailenin her iki yanında da. Sonra sonra bayramlar tatile, tatiller seyahatlere dönmeye başlayınca, ama en çok ailedeki büyüklerden kimse kalmayınca -hemen olmasa da- buluşmalardan yavaş yavaş vazgeçtik. Önce telefonlara döndük, sonra ekranlarla dijitalleşip mesajlara. Pandemiyle birlikte zaten işler tamamen değişti. Bu sene annemler seyahatte. Kardeşim zaten beş senedir ailesiyle başka şehirde yaşıyor. Biz de köydeyiz.

Bir kitaptan nerelere.

Alevler söndü, ama un ufak olmuş koca odun hala bir kor. Henüz üşümedim ama hırkama uzanıp sırtıma alıyorum.

Kurbağalar korosu sözü gecenin kurbağa prensine bırakmış, bir tek o ara ara vraklayıp vraklayıp duruyor. Artık ona cevap veren yok. Belli ki prenses uyuyor. Hadi sen de yat uyu artık diyorum. Bugün bayram bir, yarın bayram iki.

Ateşteki son kor parça dumanını yukarı bırakıp kararıyor.

Yarın yine uğramayı düşünüyorum.

Sizin bayramınız nasıl geçiyor?

Elimde tepsi size şeker ve çikolata ikram ediyorum.

en güzel hipnoz

5 Replies to “Bayram Radyosu”

  1. Ben de size iyi bayramlar diliyorum.
    Gecen uc sene ve ondan onceki sosyal donusumler insan iliskilerine mesafe ve yalnizligin normallestirilmesini yabancilasmayi getireli, eskiden oldugundan daha fazla olmasi gerekirken olamayanlarin cetelesinin tutulmasina donusturdu bayramlari da.
    Kimileri kapilarinin arkasina saklanmis , kirk yilin basi bayrami evinde geciren karsi komsu kapidan da olsa bayram kutlamasina ugramasin diye sessizce bekliyor…Asansoru sessizce acip, konusmadan kedi adimlari ile icine suzulup yasam belirtisi vermemeye calisiyor.
    Ote yandan habersiz ziyaretine gittiginiz akrabalarinizin ziyarete gittigi komsusu sizi de davet ediyor onlarla birlikte oturmaya ve ikramlarda bulunuyor.
    Yine de Issiz Adam derken epey issiz ve sevgisiz bir toplum olmaya evrildik ne yazik ki.

    Beğen

  2. @Muzo Çok teşekkürler. Size de iyi bayramlar. Yazdıklarınız çok tanıdık geldi, hatta itiraf edeyim benim içimde de yer buldu. Pandemiyle birlikte bazı kaslarımız iyice eridi. Sanırım bu da doğal. Bu yazdan ümitliyim. Açılıp ısınacağız, hatırlayacağız. Hatta belki de fazlasıyla.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: