Geçer

Dandan dandan dandan da dandan

Susmuyor susmuyor durmuyor sabah davulu.

Dandan dandan dandan da dandan

Ne kadar olmuştur? Yarım saati var, şahidim. Duydum, uyandım, bekledim, baktım devam ediyor, tuvalete kalktım. 03.05. Geri geldim, su içtim, yattım, gözümü kapadım, oh sessizlik -mi- derken başladı, durmuyor devam ediyor.

Dandan dandan dandan da dandan

03.25. Artık uykum tamamen kaçtı. Telefonu elime aldım, her tokmağın vuruşuna ben de parmaklarımla ekrana vuruyorum.

Dandan dandan dandan da dandan

Başım ağrıyor.

Dandan dandan dandan da dandan

Kulaklarım çınlıyor.

Dandan dandan dandan da dandan

Böylesine hiç rastlamadım. Bu nedir? Sahur işkencesi mi? Sürekli davul mu çalınır? Bir dakika duruyor, yeniden başlıyor.

Dandan dandan dandan da dandan

Köy yerindeyim. Havanın güzel olmasını fırsat bilip annemlerle şehrin kırsalındaki evimize geldik Coffee’yle. En mutlu o. Bilek boyu yükselmiş bembeyaz papatyalar, yemyeşil sık otlar arasında burnu gömük güneşlenip topraklanıyor. Şimdi yatağımın yanında, derin uykuda. Derken şiltesinin üstünde ayaklanıp ters yöne doğru dönüyor bir, dönüyor iki, kıvrılıp yatıyor üç. Pof ve hof. Anında uyku.

03.35. Bu sefer durdu galiba. Kulaklarımda çınlamanın ve Coffee’nin nefesinin sesi. Uzak köy yollarında bir köpek havlıyor. Belki onun da kafası şişti, kulak frekansları şaştı, isyan ediyor.

Havhavhavhavhav

Hav hav hav hav hav

Bir saat boyunca davul mu çalınır canım kardeşim? Bir uyandırma yaparsın, bir de kapatma. Uyanana ayrı yazık uyuyana ayrı. Kafa bu, içinde akışkan iletken sıvısıyla yumuşak, geçirgen beyin dokusu. Çimento harcından beton değil. Alıyor da atamıyor o dangıdı dunguduyu sabahın üçünde, yazık değil mi?

Artık bu devirde buna gerek var mı? Hadi dedin gelenek görenek, ramazanın bir tadı tuzu. Tadında bırakmakta fayda yok mu? Bir saat aralıksız durmadan davul çalmak nedir? Çok mu şehirliyim bu kadarına hiç şahit olmadım bilemedim, deyin bana ey okuyucular. Davul dediğin vurdu mu durmaz mı?

Şu köyün şu evinde otuz seneyi çoktan devirdik. Ben burada büyüdüm, yazları serpildim, kışları arkadaşlarımla şubat tatillerinde kikirdedim, iş hayatına koştuğumda buralardan kaçtım, işten kaçtığımda buralarda kafa dinledim, sonunda buraya varıp burada evlendim. Ama böylesi ramazan davulunu ne duydum ne bildim.

Kendi evimizin sokağından da hala ramazan davulcuları geçiyor sabaha karşı. Mahallede ilerleyişlerini duyuyorum. O uykunun derininden seni çekip alan davudi gümbürdemenin titreşimini, davulun her vuruşunu uyku sersemliği ve çarpıntıyla kalbinde hissetmenin adrenalinini, gecenin karanlığını yarıp açtıktan sonra seni aynı karanlığın sessizliğine salan o görünmeyen elin hayalini taşıyorum. Ama biliyorum, o tokmak vuruyor ve geçiyor. Buradakiyse..kelimelerimi aşıyor.

Bu geceyi kafamda bitirdim, yarın geceyi düşünüyorum şimdi. Acep şehre erken mi dönmeli? 04.25. Ara kahve niyetine ara noktayı burada koyup uykuya geçiyorum. Sabah ezanıyla Coffee’ye doğru sağıma kıvrılıyorum.

…..

16.25. Halbuki birkaç sabahtır birtakım kadınlara yazılmış aşk şarkılarıyla uyanıyor, bunları çalıp yazarım diyordum. Hayat biz plan yaparken başımıza gelenler. Önce ramazan davuluna karşı bir gazel atmam gerekiyormuş.

Sonu -anna, -annon ile biten kadın isimlerine yazılmış arzu, özlem, aşk dolu şarkıları bildiniz mi?

İlki geliyor. Rosanna.

Aslında hatırlamaya çalıştığım bu değil bir sonrakiydi. Joanna.

Hatırlayamadığım parçalar olduğunda hafızamdaki melodiyi söylemeye başlıyorum. Söyleye söyleye şarkıya ulaşıyorum. Gerçi Joanna’dan önce Susanna’yı yakaladım. Ah bunun yeri de bir başkadır. Öyle aşklı meşkli bir kodlamadan değil. Yarattığı his, sözleri, birlikte çığlıklar alkışlar eşliğinde söylenmesi.

Susanna’yı çalar çalmaz da hemen Rhiannon dönmeye başlıyor zihnimde. Tüm parçaların sözlerini açıp bir de şimdi okuyorum. Bu parçaların ünlendiği 70ler-80lerde daha çok aşk, daha çok özlem, daha çok sevilecek ya da uğruna şarkı bestelenecek kadın, isim, hayal, hayranlık mı vardı? Yoksa bu bilmediğim bir -anna, -annon şarkı sözü pratiği miydi?

Şehir kırsalının bembeyaz papatyalarına, köyün bitmek bilmeyen sabah davuluna ulaşmadan evvel yol boyu peşpeşe bu parçaları dinliyorum. Geçip gitmiş zamanların notalarına basıp unuttuğum bazı akorların yarattıklarına yer açıyorum. Coffee kendi sessizliğinde arka tarafta uyurken ben şöför koltuğunda yüksek sesle şarkı söylüyorum.

she says, good bye, and I say NO!

Bu da geçer, diyor Ece Temelkuran.

Tarlalar gelip geçiyor, şarkılar gelip geçiyor, davullar gelip geçiyor, kalptekiler yerli yerinde duruyor. Hesap kitap fakiri olmayı bırakıp sevgi neşe coşku zengini olmayı özlüyorum.

“Hesaplama artık, bırak. Olacağına varsın namussuz hesap. Dünyaya bak, dünyanın derdinin dermanı dünyada. Aç pencereyi, saygıyla sus hayatın resimlerinin önünde, izle bak. Bir kavga sürüyor, kimse bırakmıyor ipin ucunu delirmedikçe. Gürültünün içinden küheylan fiyakasıyla geçen o kel beygire, şiire bak. Ne bileyim resme bak. İyi filmlere bak. Telefonuna bakma, kitaplara bak. Ne bileyim, onların hesaba katmadığı, sana hesabı unutturacak ne varsa ona bak. Delirmemek lazım çünkü, başına dert olmamalı kimsenin. Bize yakışanı bu, sen kalender olmaya bak.

Gürültüde fakirleşiverdik, geçenlerde oldu bu, aniden. Kimse bize sormadı kararları verirken. Kimse bizi dinlemedi bağırırken. Bir gürültü çıktı, birden kendimizi yoksul bulduk durup dururken. Bak şimdi dünyaya. Kuş uçtukça genişliyor gökyüzü, demişti Rilke. Belki hayat da yaşadıkça. Böyle şeyler düşün. Delirme. Kimse duymaz çünkü bu gürültüde.”

Bu da Geçer, Ece Temelkuran

papatyalar prensi
geçer mi?
papatya denizi

4 Replies to “Geçer”

  1. Gece gece gümbür gümbür insanın siniri bozuluyor, gerçekten. Küçük yerlerde bu işler daha kontrolsüz gibi…
    Çocukluğumuzda, davulun sesi uzaktan gelirdi önce, sonra davulcu kimin oturduğunu bildiği evlerin önünde küçük sevimli bir mani okur ve bahşişini alır, giderdi. Mahalle kültürünün hoş anıları işte. 🙂

    Beğen

  2. @Ekmekcikiz Sormayın. Öğrendik meseleyi sonra. Köy yerinde ta o saatte bahşiş versin diye dangıdı dungudu çalıyorlarmış davulları durmadan. Veren de veriyormuş iyi mi? Sabahın 3’ünde. Hey allahım.
    Sizin mahalle kültürü pek hoşmuş. 🙂

    Beğen

  3. @Muzo Doğru, bence de bir -anne de çok iyi gider. 🙂 Bu mini çalma listesine beşinci olarak ekleyeyim. Teşekkürler. 🙂

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: