Dharma

23 mart

Uykuyla uyanıklık arasındaki o ince çizgide en saf ve yaratıcı saatlerimizin yattığı söyleniyor. Yazarlar o hali yakalamak için sabahın dördünde kalkıp yazmaya koyuluyorlar mı? Bir meditasyon, bir ritüel gibi o eşsiz anla buluşmak için yataktan kalkmak.

Benim kalkmalarım uykunun kaçmasıyla yakalanan anlardan. Yani o zamanı yakalamak için kalkmıyorum da uykum kaçtığı için yakalıyorum. Şu anda sabah dört de değil, altı buçuk. Bir önceki akşam yoğun bir çalışma yaptıysam -uzun süren bir seans gibi, gece katıldığım online bir ders gibi- fişim çekiliyor, yorulup -kendimce- erken yatıyorum ve sabaha karşı bir vakit birden o bir önceki gecenin uyarılmasıyla gözlerimi açıyorum. Bazen ertesi günün yapılacaklarının stresi de zihnime yük bindiriyor. O taahhüt beni uyku içinde bile bir başöğretmen gibi diri tutuyor. Uyanır uyanmaz zihnim yapılacakları bir bir diziyor o bu şu diye.

Ama bugün öyle bir gün değil. Sadece dünkü seansın uyaranları hala çalışıyor, yükü yok. İşte bu çok iyi. Seanslarımla ilgili beni en çok yoran paylaşılan içeriğin -duygusal, zihinsel veya psikolojik- yükünü bazen üstümden atamamak.

Dün gece budist bir rahibeyle yapılan bir saatlik canlı -dharma- sohbete denk geldim. Budizmin bir felsefe mi inanç mı olduğundan tutun da -bir din değil bir zihin egzersizidir ve manevi aydınlanmaya götürür diyor- kimlerin budist pratiklerinden faydalanabileceğine kadar -hangi inançtan ya da inançsızlıktan olursa olsun herkes pratik edebilir, budizm ve başka din ya da inançlar birbiriyle çelişmez diyor- ışık hızındaki konuşmasıyla -gerçekten inanılmaz hızlı konuşuyordu- bir dolu toplu soruyu aydınlattı. En çok etrafında birleşilen, dünyadaki acıya, acı çekenlere karşı ne yapabiliriz, kendimiz bununla nasıl başedebiliriz, başkalarına nasıl yardımcı olabilirizdi.

Bütün acıya karşı mutluluğu, mutlu olmayı, neşeyi hatırlattı. Bunu acıyı görmezden gelmek, umursamayıp duyumsamamak anlamında değil de acıyla birlikte mutluluğun, neşenin de varlığını hatırlayıp oradan vermek anlamında bir teraziye koydu. Acı karşısında verdiğimiz tepkinin ya büyük öfke ve hiddete dayalı ya da büyük üzüntü ve depresif çaresiz bir yerden olduğunu söyledi. Aklımdan birbir bitmeyen orman yangınları, şehirleri yutup geçen seller, yıkan depremler ve tekrar tekrar önümüze sürülen savaşlar geçti. Hala inanmakta güçlük çektiğim ve tam olarak neyin sahnelendiğini, neyin uğruna savaşıldığını kavramakta zorlandığım yirmi birinci yüzyıldaki yirminci yüzyıl savaşı.Yaşamı sönen bütün insanlar, hayvanlar, ağaçlar, ormanlar, bitki örtüsü, doğa, medeniyet. Benim tepkim daha çok derin bir hüzün ve depresyon. Bunun içinde yoğrulduktan sonra ancak hayata dönüp -elimden geliyorsa- bir şeyler yapma evresine geçebiliyorum.

Acının büyüklüğü karşısında çaresiz ve yutulmuş hissetmemize rağmen kime yetişebiliyor, kime gücümüzce uzanabiliyorsak oradan başlamayı tekrar gösterdi rahibe. Birinin acısına ortak olmak, ona dokunmak kendi içimize de dokunmak, ortaklığımıza dokunmak dedi. Bir hayvanın acısına mı eğildin, hasta büyükannenle mi ilgilendin, muhtaç olan birine mi koştun, bir acıya ortak olup destek olduğunda hem kendine hem bütüne katkı sağlayarak neşe ve mutluluğu da damarlarında hissedebilirsin. Neşe ve mutluluk hissetmek için bunu yapmak, böyle bir koşulluluk ya da faydacılık eksenli değil. Ama o niyetle yola çıkmak, harekete geçmek ve bunu bir şeyi beklemeden hemen hayata geçirmek. Kendisinin aktardığı derinlik, etkileyicilik ve netlikle bunu yazabilmem zor, ama beni en zihnimden, kalbimden, bağırsağımdan yakalayan o niyet ve beklemeye gerek yok sözleriydi.

26 mart

gün ağarmış, dışarıda kuşlar cıvıldıyor, havaysa kapalı. yedi civarı kalktım, sabah sayfalarımı akıttım, yazdım, ama akan değil de -kokan?- sıkan şeyler çıktı, buraya geldim. saat sekizi yirmi geçmiş bile. haftaiçi başladığım yukarıdaki yazının bir devamı vardı ama o orada kaldı, şimdiyse burada.

her nokta koymam, yeni paragrafa, cümleye başlamam sonrası yazma programı otomatik olarak ilk harfi büyütüyor, ben onu küçültüyorum. küçük kalınız lütfen. küçük sesle konuşalım, küçük sesle yazalım. dünya bize büyük roller biçerken bu sabah sessizliğinde, bulutlu ama cıvıltılı bir havada küçük harflerden küçük ve mutlu sözcükler karalayalım.

küçük yazıp mutlu hissetmenin karşılığı bir haftadır mutfak camındaki patates soğan sepetine yerleşip yumurtlamış kumru olabilir. küçük ve mutlu yumurta tanesini gördüm. yumurta mutlu mudur bilemeyiz ama o küçükten ben mutluyum ve bu sefer ümitliyim.

iki tane hüsranla sonuçlanan hikayemiz oldu. birinde yumurta yine sepetteydi ama ne anne ne baba bir daha gelip üstüne yatmadı ve bir gün o yumurta tamamen yokoldu. ne bir kırıntı ne bir parça kaldı. tam bir boşluk. kuşlar bize yumurtanın içindeki boşluğu böyle verdiler diye düşündüm. geçen sene ise davlumbazın çıkış borusundan gelen ciyaklama sesleriyle oraya yumurtlayıp yavruların çıktığını anladık. sevinçten çok endişe sardı bizi. her an geri düşebilirlerdi. dışarıdan müdahale mümkün değildi. içeriden hafif hafif boruya vurup tetikte kalsınlar, düşmesinler istedik. sonra sesler kesildi. uçmaları için daha çok erkendi. anladık. o boru yavrukuşlarla birlikte gitti, değişti.

şimdiyse annekuş azimli, üstünden kalkmıyor yumurtanın. sabahları babakuş gelip görevi devir teslim alıyor, annekuş uçup gidiyor. ışığı yakıp mutfağa girdiğimizdeki hareketten, cam kenarındaki silüetimizden korkmasınlar diye bir gece karanlıkta stor perdeyi indirdim. artık küçük ışık yakıp küçük hareketlerle camın önünden geçiyorum. bu kumrukuşlara bir yardımımızın olduğunu söyleyebilir miyim? pek değil, ama canlarının, çabalarının, çift olarak muhabbet ve heyecanlarının farkındayım, şahidim. belki bazen bu şahitlik ve sessizce izlemek, müdahalesiz tanıklık etmek ve -umarım- tatlı sona ulaşıldığında bunu kutlamak da bir yardım, bir paylaşım, bir acıya karşı mutluluğu koyma kantarıdır. -dharma?-

her sabah kalkar kalkmaz mutfağa gidip tam bir röntgenci gibi gizli gizli onlara bakıyor, perdenin ardından sessiz ve küçük harflerle kumrukuşlara sesleniyorum.

gugguruguu. yumurtan sıcak mı komşu?

heyecanla bekliyorum küçük kumrukuşu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: