Kapak

Güçlü müyüm?

Gözlerimi kapar kapamaz sözcükler birbiriyle yarışıyor, gevezeleşiyor, üst üste biniyor, biri ötekini deviriyor, ortalığı bir kaos sarıyor. Yazdığım kadar, okunduğu kadar, bu kadar hızlı, eş zamanlı, hepsi her şey bir söz yumağına dönüp deviniyor. İki elimle bu söz yumağına parmaklarımı daldırıyor, iki yana ayırıp dar, geçirgen, aydınlık bir kanal yaratıyorum.

Boşluk.

Görüyorum.

Bir yol.

Yolunu bulup hemen yukarı yükseliyor.

Güçlü müyüm?

Güç deyince aklıma sağlam, sabit, kalın gövdeli ağaçlar geliyor. Kocaman dalları, kolları, yemyeşil yapraklarıyla göklere uzanmış, yerlere salınmış, kokular saçmış, rüzgarlar yaratmış, direnmiş de dik kalmış koca koca, damar damar, ıslak kuru, koyu açık, renkli bedenli ağaçlar.

Halbuki ben o kalın sabit sağlam ağaçlardan -katı görünümlü içi kof bedenlerden- ziyade dışı ince ve tok, dayanıklı ve yumuşak, kaslı ve canlı, eğilip kalkabilen, gidip gelmeyi göğüsleyip taşıyabilen gücü istiyorum.

İçimdeki benler çatışıyor. Tanıdık bir örüntü. Haritamdaki kare açılar. Zorlanıyorum. Zorluyorlar. Yoruluyorum. Yoruyorlar. Halbuki zorlayıp yorulduktan sonra açılıp esniyor, bükülüp güçleniyorlar. Açılıp esniyor, bükülüp güçleniyorum. Gücü artık bükücülüğün gönlünde, esnekliğin kalbinde buluyorum. Kendini büküp dikmeye gönüllüler el kaldırsın. Yine de direniyorum. Son bükücülere selamlarımı yolluyorum.

Nefesimi alıyorum gözlerim kapalı. Önümde kıvrılıp anında uykuya dalan Coffee’yle senkronlanıyorum. O suyun altına dalıp üstüne yumuşakça çıkıyor. Ben suyun altından yüzeye vurup geri düşüyorum. Nefes borumun tepesinde bir kapak. Tıntın plastik, sevimsiz tıpaç. Nefesimin bir başı varsa o kapağa değip geri yüzüyor. Alıyorum tepeye vuruyor, veriyorum iniyor da iniyor. Nefesim kesintisiz, kısa. Nefes borum sanki bağırsağım. Büzük, kıvrık, boğumlu. Nefesimden şekillediğim görünmez iç ellerimi nefes borumda gezdiriyor, boğumları, kıvrımları düzleyip akışı sağlamaya uğraşıyorum. Uğraşmalarım, aşkım ve ben. Nefesim bir zigzag. Metronom ritminde. Zig-zag-zig-zag. Z harfi kendi başına yeterli. Bütün alışlarım z, bütün verişlerim z. Zig-zag.

So hum. Ben buyum. Bir yataydan çekip bir çaprazdan yuvarlanan, öbür yataydan itip diğer çaprazdan çıkan.

Derinleşip uyku haline geçtiğimi şeytan dürtüp uyandığımda anlıyorum. Vücudum seyirip atıyor. Birileri, bir şeyler, bir sesler görüntüler akıp geçmiş, bedenimdeki izlerini sürüyorum. Sağ koluma, sağ elimin parmaklarıma ağrılar batıp çıkıyor. Sağ kol sol beynin, kollar ve parmaklar İkizler’in yönetiminde. Rasyonel zeka kıskaçta. Dilllendiremiyor, yazamıyorum. Satürn, Uranüs huu, hepinizin baskısını hissediyorum. Yeterli misin değil misin? Değişecek misin direnecek misin? Sıkıldım gideyim, yoruldum kalayım. Tepişip itişen sözler, ağlar uzaklaşıyor. Güle güle yumak. Yumuşak güçlü düz kanal yaklaşıyor. Gel artık boşluk.

Nefes alıyorum, ulaşıyor. Kapak açılmış. Şimdilik bu kadar. Halbuki gözüme, kaşıma, alnıma, başımın tepesine, oradan göğe erişine kaç kere şahidim. Bugün değil. Şimdi kapak boyundayım. Nefesim kapağın üstüne, suyun yüzeyine çıkıp geri dönüyor. Göğsüm acıyor, ağrıyor. Karanlık yumağın içindeki o dar kanal aydınlık olmak, geçirgen kalmak için çok tutuyor, tutunuyor, ağaç gibi, bağırsak gibi, pürüzsüz ve düz, boğumlu ve kıvrık.

Zigzaglar virajlara, köşeler dönemeçlere evriliyor. Nefesim göğsüme, kalbime, karnıma, göbek deliğime, belime, kalçamın iki yanına, kuyruk sokumuma iniyor. Ta oradan, oturduğum yerin kökünden, hepsinin her şeyin merkezinden o nefesi tekrar çekiyorum -ki üç dört. Geliyor, çıkıyor, yükseliyor, kapağı aşıp boğazımdan taşıyor. Ağzımı açıp nefesimi odaya üflüyorum.

Coffee uyanıyor, kalkıp sol elimi yalıyor. Sol el sağ beynin yönetiminde. Duygu dünyamı duyuyor, hissediyor. Hayır, esas ben sana teşekkür ederim oğlum. Az sonra çıkalım diye havlayacaksın biliyorum. Kalk borum, sevgi yumağım, güç eksenim.

Güçlüyüm ya da değil.

Gözlerim açık, nefes alıp veriyorum.

hislerini bırak

yolunu bulsun

2 Replies to “Kapak”

  1. Fakat okurun hali harap::) Son bir kaç yazıdır, yorum yazmak istiyor ama çakılıp kalıyor. Öyle güçlü ki anlatım, ne yazsam gerisinde kalacak diye düşünüyor, ifadelerin gücüyle kendi cümlelerini bir türlü eşitleyemiyor. Bundan şikayetçi mi peki yorumu yazan kişi?

    Asla:)

    Bir okur olarak aldığı tattan o kadar mutlu ki… kifayetsiz kalmak umurunda bile değil:)

    Ohhh be!:)

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: