Gece kuşu

Sağa döndüm sola döndüm, bir saati buldum, sonunda kalktım. Ne ettin sen dolunay?

03.40. Gece kuşu geri döndü.

Bir kadehi geçtim mi uykuları yukarı yolluyorum. İçip içeceğim alt tarafı iki kadeh kırmızı şarap. Gecenin bir yarısı gözler açık, zihin cin.

Halbuki Bey ve Coffee nasıl da derin uykuda. Biri başlıyor, öbürü devam ediyor. Uzaktan imreniyorum, yakından olamadığı için.

Ne yapayım, oturdum ekran karşısına, sayıklıyorum yine. Yazacak tadım da yok. Bu ara her şey yazmanın önünde. Elim zor gidiyor.

Elena Ferrante Tesadüfi Buluşlar kitabında yazma gereksiniminden bahsederken yazmanın önüne başka şeyler geçiyorsa -sevdiklerinle olmak, iş yapmak vs- onun öyle pek de gereksinim olmadığını söylüyor. Hani o zaman bir yazarın, yaratıcının bencilce kendini gerçekleştirme isteğinden daha kibar, daha yumuşak bir yerdeymişsin.

Anlıyorum. Yazmanın o kendine dönük, vazgeçilmez bireyci hissini çokça taşıyorum da. Ama bu ara değil.

Her yazdığın yayınlanmayabilir diyor, o ertelenebilir. Ya da yazdıkların hiçbir zaman gün yüzüne çıkmayabilir. Böyle hissettiğimde kendimi defter kalemle kendime yazarken buluyorum. Bu ara o da eksik.

Geçenlerde yazmanın bir topraklanma sağladığını okudum. Evet diye onayladım içimden. Yazınca elektriğimi akıtıyorum, hizaya geliyorum, göğsümde yeni nefeslenme alanları açıyorum.

Belki de bir buçuk sene sonra yeniden bedenimle çalışmaya başlayınca fiziksel topraklanma -pilates- zihinsel topraklanmanın -yazma- yerini almıştır. Elma ve armut birbirini zaman zaman taklit ediyor.

Temel asker kaçağı. Bir patates çuvalına saklanıyor. Bunu arayan askerler de buldukları her şeyi tekmeleyip savuruyor. Patates çuvalını dövüyorlar, tekmeliyorlar, ses yok. Fırlatıyorlar, atıyorlar, ses yok. Vuruyorlar, geçiriyorlar, ses yok. Askerler nefes nefese sinir içinde kalıp durmuşken çuvaldan ses geliyor: patates, patates.

Uyku kaçınca kalkıp yazı yazmak uyku getiriyor mu peki yoksa zihni daha da mı uyarıyor? Bugün getiri niyetine pek katkı yok, ama bedenim yavaş yavaş yatağını geri istiyor. Zihnim taviz vermiyor. #direnbeden.

Evdeki erkekler cephesindeyse sesler kesildi. Aynı ortamda yaşayan kadınların menstürasyon döngülerinin birbirini çekip aynı anda regl olmaları gibi bu erkekler de birbirlerinin horultularını çekip itiyor olabilirler mi? Bey ve Coffee aynı anda horluyor aynı anda susuyorlar. Şimdi tıs. Tam sessizlik.

04.45. Masamdaki saatin yumuşak trik trakları tatlı bir hipnoz etkisi yapıyor. Gözüm dalıyor. Akreple yelkovan kanatlanıp uçuyor.

2 Replies to “Gece kuşu”

  1. “Geçenlerde yazmanın bir topraklanma sağladığını okudum. Evet diye onayladım içimden. Yazınca elektriğimi akıtıyorum, hizaya geliyorum, göğsümde yeni nefeslenme alanları açıyorum.”
    Şu cümleler var ya, o ben işte. Ama bu aralar benim toprak da biraz kurudu sanırım :))))

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s